Geçtiğimiz hafta “Saçma Sapan Bir Ülke Olduk” başlıklı bir yazı yazmıştım, şimdi de yaklaşık 3 gündür saçma sapan bir tartışmanın içindeyiz. 
İngiltere Dışişleri Bakanı Ben Wallace “Mail On Sunday” gazetesindeki makalesinde “Şimdi üçüncü ülkeler ve mülteci kamplarındaki insanları nasıl işleyeceğimizi (İngiltere’ye kabul etmek üzere) araştırıyoruz. Ülkemize getirmekle yükümlü olduğumuz Afganlar için Afganistan’a komşu bölgede bir dizi işlem merkezi kuracağız.” diye yazdı.
Aynı sayfada Glen Owen ve Ian Gallagher imzalı analizde ise, “Savunma Bakanlığı; Pakistan ve Türkiye gibi ülkelerde merkezler kurmanın yolunu arıyor. Fakat şaşırtıcı şekilde aynı zamanda, Amerikalılar gittikten sonra Taliban’ın, Kabil’de varlık göstermelerine izin verip vermeyeceğini de öğrenmek istiyorlar” deniliyor.
Ayrıca BBC Türk ve Guardian Gazetesi’nde de aynı yorumlar yapılıyor. Türkiye’de de muhalefet ayağa kalkıyor ve Erdoğan’a bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini soruyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı’nın tümcesinde Pakistan ve Türkiye isimlerinin geçmediğini iddia eden iktidar da hemen İngiltere ve muhalefete tepki gösteriyor, dış basın haberlerini geri çekiyorlar ama Erdoğan “Yalan üzerine, karalama, iftira, itham üzerine siyaset yapılmaz. Siyaset hizmetle yapılır, planla yapılır, projeyle yapılır” diye bir açıklama yapıyor.
Yazının başında da saçma sapan ülke olduk ve saçma sapan tartışmalar yapıyoruz dedim ya, bu tartışma da bunların dik alası.
Bu tartışma çıkmasaydı, hatta sadece dışişleri bakanının açıklamasıyla kalsaydı, ben yine aynı analizi yapacaktım bugünkü yazımda, o yüzden İngiliz basınını haberi geri çekmesini anlayamadım. 
Büyük olasılıkla ülkeler arası tartışmaya mehal vermemek adına kaldırtılmıştır, diplomasi adına yani.
Aynı konuda Pakistan’dan bahseder miydim bilemiyorum ama Türkiye’yi kastettiklerini zaten yazacaktım. 
Erdoğan bu açıklamaya yapılan analiz ve yorumları “Yalan üzerine” diye nitelemiş.
Türkiye’nin batı hariç iltica almadığı bilinen bir gerçek ama komşu ülkelerden bu kadar insanın gelmesi de adı iltica olmasa bile çok fazla bişey değiştirmiyor. Avrupa’da Fransa haricindeki hemen hemen bütün ülkelerde ilticalar kabul edilene kadar kamplar var. 
Ayrıca başta Almanya ve Fransa’yı ele alırsak, bu ülkeler bence birer mülteci merkezleri.
Türkiye’ye ilk gelmeye başladıkları an itibariyle bilhassa sınır bölgelerinde kamplar kurulmadı mı, Suriyeliler için Türkiye'ye göç etmek (Adına ne koyarsanız koyun) bir merkez olmadı mı?
İltica kabul edilmediği için uluslararası iltica platformundan para almadık ama Avrupa Birliği’nden bu insanlar için para almadık mı ve başka ülkelerde olduğu gibi kendi bütçemizden de paralar ödemedik mi? 
Hatta kızıyormuş havasıyla para dilenmedik mi?
Bunların hepsi yapıldı ve şimdi adı konmamış bir olayı İngiltere Dışişleri Bakanı ülke ismi vermeden ima ediyor ve basın da bunu isimlendiriyor diye kime ve neden kızıyoruz ki? 
Ben Wasllace sizce bu açıklamayı durup dururken mi yaptı, hayır Erdoğan ve Çavuşoğlu ile görüştükten sonra yaptı ama muhalefetin ve dış basının dillendirmesinden hoşlanmadı.
Bundan sonra olacakları da söyleyeyim, ciddi bir şekilde Afganlı da gelecek Türkiye’ye, kimi uzmanlar İran ve Türkiye sınırında kampların kurulmasından da bahsediyor.
İngiltere’nin söylediği bence çok açık, bu işi Türkiye’nin bir sistem dahilinde yapmasını istiyor. 
Amerika’nın diplomasisi de hep İngiltere tarafından yapıldığından Biden yerine onlar konuşuyor.
Hâlâ askerin Afganistan’a gitmesi ve yeni müzakereyi tartışıyorlar. Oysa sen Taliban’a yardım adına oraya asker göndereceksin ama aynı zamanda Taliban’dan kaçanları da kabul edeceksin ve bakacaksın.
Bence dünya bize “Biraz ciddi ol” diyor.