Sadat-Mehdi-Libya, Erdoğan darbe hazırlığında mı?..



Artı Gerçek

Bu biletlerden 128 adet var ve bana gelen bilgilere göre rezervasyonu yapan da MİT. MİT Erdoğan’ın emriyle paralı asker kiralamış durumda ve kişi başı ne kadar ödendiğini bilmiyoruz.


Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasetini anlatmamı isteseler, çok fazla analiz gerektirecek bir çalışma yapmama gerek olmadığına inanıyorum. Erdoğan siyasetini daha çok gündem belirlemek yada gündem yaratmak diye tanımlayabilirim. Belirlediği gündem konularını “Olmasa da olur”, “Kesinlikle olmamalı” ve “Olmalı” diye bölümlere ayırabiliriz.

Erdoğan’ın en çok övündüğü kısım “Olmalı” kısmı. Bunlar “Bizden önce yoktu” diye saydığı şeyler genellikle, yani dünyanın her ülkesinde, her siyasi görüşten hükümetin yapması gerekenler. Yollar, hastaneler, havaalanları, köprüler vs. Erdoğan mecburen yapması gerekenlerle övünüyor iktidara geldiğinden beri. Bir kısmı, yani “Kesinlikle olmamalı” dediklerim, onun da yapılmamasını bildikleri ama gündemi değiştirmek ve tartışılması için öne sürdükleri. “Olmasa da olur” diye adlandırdıklarım da, aynen dediğim gibi, laf olsun torba dolsun diye söylenenler, bunlar da zaten çok tartışılmıyor.

Erdoğan geçenlerde Istanbul Kanalı düşüncesini ortaya attı ve haftalardır herkes uzmanlaştı ama bu kez başka bişey oldu. Yalakalığın, bir insana biat etmenin nasıl bişey olduğunu ben fıkra gibi bu olayda gördüm, “Kesinlikle olmamalı” dediğimiz olay Istanbul’un geleceği hiç düşünülmeden savunuluyor. Burada önemli olan, Erdoğan’ın da bu kanal işinin olmayacağını bilmesi ama tartıştırması.

Bu arada bir tartışma daha var, o da Libya’ya asker gönderilip gönderilmeyeceği üzerine. Istanbul Kanalı’ndan fırsat bulursak bunu da tartışıyoruz ama tartışmadığımız 2 konu var, onlar da Erdoğan’ın askeri danışmanı Adnan Tanrıverdi’nin özel ordusunun Libya’ya paralı asker göndermeye başlaması. Biliyorsunuz, Erdoğan’ın özel ordusu dediğimiz ordunun adı SADAT.

SADAT daha önce sessiz sedasız ortalıkta dolanıyordu ve çok konuşulmuyordu. Ancak Libya’ya asker gönderme olayıyla beraber durum değişti. Ben hem gazeteci olarak, hem de demokrat bir birey olarak bu SADAT denilen bir güvenlik şirketinin sermayesini ve gelişimini merak ediyorum. 15 Temmuz 2016 darbesi öncesi fazla bilinmeyen bu şirketin kuruluş tarihi bana ilginç geldi. AKP’nin kuruluş tarihi 14 Ağustos 2001, SADAT’ın kuruluş tarihi ise 28 Şubat 2012. SADAT’ın kuruluşu neredeyse Erdoğan’ın ve AKP’nin yalnızlaşmaya başladığı dönemin başlangıcına denk geliyor. SADAT kuruluşundan sonra AKP iç kavgalarının da iyice artık kızıştığı dönem.

Geçtiğimiz günlerde Adnan Tanrıverdi 3. İslam birliği konferansında söz alarak “İslam Birliği olacak mı olacak. Nasıl olacak Mehdi Hz. geldiği zaman. Biz ortamı hazırlıyoruz” dedi. Anayasaya göre laik olduğu iddia edilen bir ülkede cumhurbaşkanı askeri başdanışmanı böyle konuşamaz. Yada daha türkçesini yazayım, böyle açıklama yapan birisi laik bir ülkede cumhurbaşkanı baş danışmanı zaten olamaz. Ben bu tip şeyler söylediğimde anti-demokrat olduğum söyleniyor ama daha önce demokrasi anlayışımı söyleyip, şeriatı yada bilhassa dinsel gericiliği savunmanın düşünce özgürlüğü olmadığını ve kendimin de o anlamda çok fazla demokrat olmadığımı söylemiştim.

Aşağıdaki fotoğrafta Adnan Tanrıverdi’nin dediğini doğrulayan bir belge var:

Bu biletlerden 128 adet var ve bana gelen bilgilere göre rezervasyonu yapan da MİT. Esasında MİT Erdoğan’ın emriyle paralı asker kiralamış durumda ve kişi başı ne kadar ödendiğini bilmiyoruz.

Bu 3 olayı arka arkaya koyduğumda benim aklıma Erdoğan’ın, bu kez kendisinin başlatacağı bir darbe aklıma geliyor. Erdoğan’ı İslamiyet’in başı diye düşünenlerin sayısı en azından Türkiye’de az değil, bu proje fazla saklanmıyor. Ne yeni sistemde, ne de eski sistemde Erdoğan’ın yada AKP’nin tek başına yada MHP’yle beraber seçim kazanma olasılığı neredeyse sıfırın altında. Erdoğan ve AKP kolkola girmişler, koşar adım halinde darbeye doğru gidiyorlar.

Kimileyin düşünüyorum, Ergenekon ve Balyoz davaları beraatla sonuçlanmasaydı acaba her şeye karşın 15 Temmuz gecesi yaşanır mıydı? Hayır yaşanmazdı, Erdoğan NATO’cularla anlaşmaya çalışırdı ve bu kez onların emrinde iktidarını sürdürürdü. Bir anlamda sanki Ergenekon ve Balyoz davaları bir emirle beraat ettirilmiş de diğer ekip darbeye zorlanmış, dolayısıyla Erdoğan kendi öz ve hakiki darbesini yapabilsin.

Uzun lafın kısası, ben bundan sonra RTE Darbesi’nden korkuyorum, çünkü Erdoğan seçimler öncesi hiçbir garantiyi alamadı ve erken seçimsiz de cumhurbaşkanı adayı olamıyor. Türkiye içeride en zor dönemine giriyor, bundan önce hep çantada keklik olarak gördükleri seçimler artık karşı taraf için çantada keklik konumuna geldi, SADAT hazır, Libya’ya pratiğe gidiyor, Mehdi’nin gelmesine az kaldı, gerisini siz düşünün.