‘Yetmez ama evet’ tartışmasından bana gına geldi. Bunun çeşitli gerekçeleri var ama ilk olarak egoist davranayım, ağabeyim Ali Nesin “Yetmez ama evet” dediği için, bana kimi yazı ve programlarımda kızanlar hemen “Sen zaten ‘Yetmez ama evetçisin’ diyerek tavır alıyorlar. Ondan sonrası tam bir karmaşa başlıyor, yazdıklarım yada söylediklerim bir kenara atılıyor ve düzeltmeler başlıyor ama işe yaramıyor, bir kere kızmış ya, bu sefer başka bir kulp aranıp,bulunuyor ve konu üzerine tartışma uçup, gidiyor.

İkinci neden, sanki bugün yaşadıklarımız sadece “Yetmez ama evet” diyenlerin suçuymuş gibi, kendimiz hiçbir özeleştiri yapmadan onlara saldırıyoruz. Çoğul kullanıp kendimi de işin içine katmama bakmayın, o dönemde belki “Yetmez ama evet”çilere karşı en çok yazıyı yazmama karşın, sonrasında tek yazı yazmadım.

Referandum için hâlâ tartışıyoruz ama eksik tartışıyoruz, tartışma 3 grup varmış gibi devam ediyor, “Evet” diyenler, “Hayır” diyenler ve “Yetmez ama evet” diyenler. “Yetmez ama evet” diyenlerle “Evet” diyenleri ayırmamın nedeni, kimse onlara kızmıyor yada eleştirmiyor, oysa bizim dünya görüşümüze yakın olan insanlar da vardı onların içinde. Oysa referandum tartışmalarında 4 grup vardı ve benim de dahil olduğum “Sandığı protesto edenler” hiç tartışılmıyor. Bu tartışmaya işine geldiği için iktidar zaten hiç girmiyor, oysa o ekip sadece şimdi değil, o dönemde de en sevmediği ekipti.

Yukarıda belirttiğim gibi daha önce hiç yazmadım ama yazmamamın nedenleri çok ama bana göre en önemlisi kendi duruşumu gözden geçirmem oldu. Ben “Yetmez ama evet”çilere karşı dururken esasında olması gerekeni yapmadım, yani bana göre “Evet” dememem gerektiğini savunduğum bir oylamaya “Hayır” demedim, Kürtler ve kimi devrimci-sosyalist arkadaşlarla aynı safta yer aldım ve hiç oy kullanmadım.

Bugün benzer bir referandum olsa ne yapardın diye sorsanız, ağabeyim Ali Nesin nasıl “Yine aynı şeyi yapardım” diyorsa, ben de aynısını yapardım. Diyeceksiniz ki, “O zaman senin derdin ne?

Benim derdim çok basit ve bana göre mantıklı, hâlâ beraber demokrasi mücadelesi verdiğimiz “Yetmez ama evet”çileri bir kenara bırakın ve benim gibi sandığa gitmeyenleri matematiksel olarak düşünün ve eğer gitseydik nasıl bir sonuç çıkacağını hesaplayın. Ali’nin 50’de biri kadar matematik bilmem, ben âşık olduğum cebirde takılı kaldım ama şundan eminim ki, kesinlikle biz de sandığa gidip “Hayır” oyu verseydik, o referandum takılırdı, yani geçmezdi.

Bugüne kadar hep “Yetmez ama evet”çilere çatan, sanki onlardan önce Türkiye’de hiç faşizm uygulanmamış, tek adamlık yaşanmamış gibi düşünenlere bir önerim olacak, 5 dakikalık da olsa benim gibi bir süzgeçten geçirin o dönemi ve ondan sonra bakın bir kendinize, bakalım aynı eleştirileri yapabiliyor musunuz?

Bir referandum sonucu niye “Evet” dedin diye tartışılmaz, niye “Hayır” demedin diye tartışılır.