AKP’nin yaptığı kimi açıklamalarda görüyoruz ki galiba herkesi aptal ya da hafıza fakiri zannediyor.

Bu günlerde başkalarına öyle eleştiriler getiriyorlar ki, sanki kendileri aynı şeyleri çok değil, yedi, sekiz sene önce yapmamışlar gibi.

Siyasi yaklaşımlarda farklılıklar olabilir, yedi sene önce söylediğinizden bugün daha farklı bir şey söyleyebilirsiniz.

Ancak, temel yaklaşımlarda, temel ilkelerde bu farklılaşma kabul edilebilir bir şey olamaz.

Anayasal ilkeler, temel hak ve özgürlüklere ilişkin yaklaşımlar öyle yedi, sekiz senede değişmez, değişemez, böyle değişimler o partinin baştan aşağı ilkesizliklerle bezendiğini ortaya koyar.

***

Anayasa hukuku profesörü (KHK ile üniversiteden hukuksuzca uzaklaştırıldı), CHP milletvekili İbrahim Kaboğlu’nun koordinasyonunda dört partinin (CHP, İYİP, HDP, SP) katılımıyla gerçekleştirildiği iddia edilen bir anayasa taslağından ya da ilkeler bütününün kaleme alınmasından bahsediliyor.

Taslağı ya da ilkeler bütününü görmedim, basında aradım, bulamadım, çok da önemli değil.

Bu taslakta da her parti kendi önerilerini getirmiş ve ortaya farklı görüşler, bu dört partinin üzerinde uzlaştığı ya da uzlaşamadığı ilkeler, maddeler çıkmış olabilir.

Son derece olağan bir durum.

Burada muhtemelen HDP kökenli bir görüş de Anayasanın o ünlü ve çok sorunlu 66. Maddesinde “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” ifadesi yerine muhtemelen “Türkiye Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Devleti yurttaşıdır” gibi (mealen) daha anayasal vatandaşlık yaklaşımına dayalı bir öneri getirmiş.

Başka bir ifade ile de vatandaşlık tanımından “Türk” kelimesinin çıkarılmasını önermişler.

Prof. Kaboğlu’nun koordine ettiği metinleri, taslakları görmedim, internette bulamadım (benim beceriksizliğim de olabilir) ama muhtemelen HDP’nin anayasa taslağının başka maddelerinde de, mesela dibace, mesela 42. Madde, benzer değişiklik önerileri yer almaktadır.

Bu talepler meşru taleplerdir ama başka siyasi görüşler de bu önerilere karşı çıkma meşruiyetini taşırlar.

***

Allah’tan internet diye bir şey var da yalancıların mumları yatsıya kadar bile yanmıyor.

2012, 2013 yıllarında TBMM’de anayasa taslağı çalışmaları gerçekleşti, her parti kendi taslağını yaptı, kamuoyuna sundu, madde önerileri tartışıldı ama bu çalışma nedense (burada da AKP sorumlu, isteyen süreci internetten araştırabilir) nihayete eremedi ve sonlandı.

İnternette küçük bir araştırma bu parti taslaklarına ulaşmanızı sağlayacaktır.

Bu parti taslaklarının incelenmesinde ortaya çıkan sonuç HDP taslağına en yakın taslağın AKP taslağı olduğudur.

AKP taslağında vatandaşlığa yönelik öneri yani mevcut Anayasanın 66. Maddesi için önerilen alternatif bugün piyasadaki AKP’lilerin Kaboğlu çalışmasındaki, “vatana ihanet” diye adlandırdıkları maddenin “Türkiye Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Devleti yurttaşıdır” maddesinin aynısı yani tanımdan Türk ibaresinin çıkarılması söz konusu.

Bugün “ihanet-i vataniye” diye adlandırdıkları madde kendilerinin tam yedi sene önce önerdikleri madde ile aynı.

Bugün ise bu AKP’liler utanmadan, sıkılmadan Kaboğlu taslağını ihanet ile suçlayabiliyorlar.

Nasıl mı?

Çünkü bu AKP’liler milleti bunak ya da aptal zannediyorlar.

2013 AKP taslağında konu sadece 66. Madde de değil, anadilde eğitimi düzenleyen 42. Maddede de radikal değişiklik önerisi yaparak anadilde eğitimin (öğrenilmesini değil) önünü açıyorlar.

2013 AKP Anayasa taslağında Türk kelimesi sadece bir yerde geçiyor, o da herhalde zevahiri kurtarmak için.

Yukarıda belirttim, siyasal yaklaşımlar değişebilir ama vatandaşlık gibi konular çok daha önemli konulardır ve öyle yedi senede pozisyon değiştirenlere ne denir, takdirlerinize bırakıyorum, çünkü ben fikrimi yazsam başıma sorun gelebilir.

Yazıyı noktalarken kendi pozisyonumu da belirteyim, o tarihlerde yazmıştım da, 2013 senesinde en beğendiğim taslak AKP taslağı ve özellikle de vatandaşlık maddesi idi.

Hâlâ da aynı fikirdeyim.

O AKP’liler ise bugün 2013’de kendi önerdiklerine “vatana ihanet” diyorlar.

Garibanlar.