Türkiye’de işler maalesef “sevimsiz bir tutarlılık” içinde yürüyor.

Keşke tutarlılık olumlu, özgürlük ve zenginlik üretme, arttırma istikametinde olabilse idi, tam tersi oluyor, yaşananlardaki “tutarlılık” özgürlük (hukuk) ve zenginlik azaltıcı yönde gelişiyor.

Ayasofya tartışmaları ve Amazon bilgileri bu durumu çok net ortaya koyuyor.

Ayasofya konusunda bir milli egemenlik lafı tutturmuşlar, gidiyor.

Hayır efendim, Ayasofya meselesi asla bir milli egemenlik meselesi değildir.

Kimse böyle bir hataya düşmesin.

Bir ulus devlette ve bir hukuk devletinde milli sınırlar dahilinde devlet, yasamasıyla, yargısıyla, yürütmesiyle milli egemenlik haklarını kullanabilir.

Milli egemenlik hakkının kullanımında iki yanlış söz konusu olabilir.

Meşru yanlış, meşru olmayan yanlış.

Meşru bir yanlış yapıyorsanız, mesela enflasyonu düşürmek için faizleri düşürüyorsanız, kimse size bu milli egemenlikle bağdaşmaz diyemez ama bu meşru yanlışın siyasi faturası bir gün bu ilginç iktisat politikasını uygulayanlara çıkarılır.

Bir de meşru olamayacak yanlışlar vardır milli egemenlik kullanımında.

Milli egemenliğin kullanımı, özellikle bir hukuk devletinde asla iki konuyu kapsayamaz.

Birincisi vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini milli egemenlik gerekçeleriyle ihlal edemezsiniz.

Milli egemenlik kavramına dayanarak vatandaşınıza işkence edemezsiniz, hatta ifade özgürlüğünü bile sınırlayamazsınız.

Benim milli egemenlik hakkımdır diye vatandaşınıza işkence yaparsanız bu iş eninde sonunda yüksek yargıda, mesela yüce divan ya da Uluslararası Ceza Mahkemesinde biter.

Milli egemenlik hakkının kullanılamayacağı ikinci konu ise milli sınırlar içinde mevcut dünya kültürel mirası kapsamındaki eserlerdir.

Ayasofya’yı bir an için bir kenara bırakın.

Galiba Aydın ilimize bağlı Selçuk ilçemizin sınırları içinde ünlü Efes tarihi kenti var ve burası Kuşadası limanına yakın bir yer.

Milli egemenlik hakkımıza dayanarak Efes kentini tarla gibi sürüp yerine Kuşadası’na gelecek turistleri getireceğimiz bir AVM inşa etme kararı alabilir miyiz?

Bu karar yanlış olur mu diye sormuyorum.

Milli egemenlik hakkınız size böyle bir karar alma izni vermez.

Böyle bir iş yaparsanız dünyanın lanetini çekersiniz, karar meşru değildir ve er ya da geç bu meşru olmayan kararın çok ağır hukuki sonuçları da olur.

Milli egemenlik kavramını çok yanlış yorumluyoruz.

Ayasofya da dünya kültürel mirasının çok önemli bir parçası.

Bu müze dahilinde on beş asra uzanan tarihi freskler, mozaikler var ve bu freskler de dünya kültürel mirasının bir parçası.

Ayasofya’yı ziyarete gelen yerli ve yabancıların bu freskleri seyretmesini engelleyemezsiniz, fresklerin üzerlerine örtü örtüp, alçılayarak ya da daha teknik yöntemlerle, ışık oyunlarıyla görünmez kılamazsınız.

Çok yanlış, meşru olmayan bir karar olur bu.

Benim kişisel kanım Erdoğan’ın bile bu çapta bir hata yapmayacağı istikametinde.

Peki, ülkeniz yönetimi bu çapta ve meşru olmayan bir karar alırsa ne olur?

Emin olabilirsiniz, Ayasofya’da Meryem Ana ya da vaftizci Yahya fresklerini görünmez kılarsanız gök kubbe başınıza çökmez.

Peki, ne olur?

Ne olur değil, zaten oluyor.

Kurduğum bu ilişkiyi doğru bulmayabilirsiniz ama emin olun, doğruluk payı çok yüksek.

Bu çapta hatalar yaparsanız Amazon gibi bir şirketi olamaz bu ülkenin; sevimsiz tutarlılık dediğim tam da bu. 

Daha da vahimi, milli gelirinizin (yaklaşık 750 milyar ABD doları) Amazon şirketinin 1.5 trilyon dolara çıkan değerinin ancak yarısını yakalamasının da önüne geçemezsiniz.

Çok vahim hatalar, meşru ve meşru olmayan, arka arkaya yapılıyor ve sonucunda Türkiye’nin bir senede 83 milyon beraber ürettiği katma değer Amazon şirketinin değerinin yarısını zor yakalıyor.

Bir siyasi parti on sekiz sene ülkeyi kesintisiz, tek parti olarak yönetip, ekonomisini ancak bir şirketin (Amazon) yarısı kadar yapabiliyor ise, bu duruma ne demek lazımdır, bilemiyorum.

Belki de yerli ve milli başarı.