Tevatür muhtelif ama ben meselenin sadece iktisadi yönünü tartışmak istiyorum.

Erdoğan’ın bir faiz takıntısı var ancak bu faiz takıntısının sadece itikadi nedenlerden kaynaklanma ihtimali çok güçlü değil; hatta bir adım daha ilerisi, zat-ı alilerinin bir itikat sahibi olup olmadıkları ihtimali de.

Sağlam bir itikat ile on sene önce ne denmiş ise bugün yüz seksen derece tersinin denmesi ne kadar uyumludur, emin değilim.

Ancak, Erdoğan faizleri düşürmek istiyor ve böylece de bir taşla muhtemelen üç kuş vurmak istiyor.

Faiz paranın fiyatı demek, faizler yani paranın fiyatı düşürüldüğünde kısa vadede birilerine başta kamu bankaları olmak üzere bankacılık sistemi üzerinden ucuz Merkez Bankası parası kullandırmak mümkün.

Böylece birileri ucuz parayla kısa vadede bir hareketlenme yaşar, seçimler er ya da geç önümüzde.

Bu o faiz düşürme taşı ile kısa vadede vurulabilecek ilk kuş. 

Kısa vade ifadesini ısrarla kullanıyorum çünkü iktisatta suni yöntemlerle alınacak mesafenin bir sınırı vardır.

Gelelim aynı faiz taşı ile vurulacak ikinci taşa.

Faizler Merkez Bankası PPK marifetiyle düşürüldüğünde yani para marjinal maliyetinin altında fiyatlandığında kurlar yukarı doğru hareketleniyor, herkesin malumu.

Kurlar yukarı doğru hareketlendiğinde de ihracatta bir kıpırdanma ama sadece bir kıpırdanma yaşanıyor çünkü günümüzde ihracat artık ağırlıklı olarak kurlara değil verimlilik artışına bağlı rekabet üstünlüklerine duyarlı ama Erdoğan’ın bu noktaya geldiğine ilişkin kanıtlar çok güçlü değil maalesef. 

Erdoğan da seçimlere kadar belki de buna bel bağlamış yani büyük ihtimal abesle iştigal ediyor olabilir.

Türkiye’nin 2021’de 211 milyar dolar, 2022’de de 231 milyar dolar ihracat yapması bekleniyor.

Cari açığın 2021’de GSYİH’nın yüzde 2.6’sı, 2022’de yüzde 2.2’si kadar olması beklendiği gibi.

Erdoğan’ın iktisadi gerçeklerle uyuşmayan varsayımı kur artışlarının ihracatı zıplatacağı (!!!), ithalatı ise azaltacağı (!). 

Erdoğan kur artışının cari açığı azaltacağına, azalan cari açığın da kurları tekrar aşağı çekeceğine inanıyor; Allah kabul etsin demekten başka şey aklıma gelmiyor.

Bir de vurulacak son üçüncü kuş var.

Üçüncü kuş da yükselen kurların ithalat ile yerli üretim arasında bir ikame ilişkisi yaratacağı ve böylece gümrük birliği sınırlamalarından çıkmadan daha yerli ve milli bir üretim yapısına ulaşılacağı.

Faizler idari kararlarla düşürülecek, ucuz para dağıtarak geniş tanımlı yandaşlar kesimi rahatlatılacak ve seçimlerde konsolide edilecek, bu arada yükselecek kurlarla cari açık kapanacak ve böylece kurlar düşecek, üretim yapımız da daha milli ve yerli olacak.

Erdoğan Angola’ya gitti, kişi başına gelir cari dolar kurundan iki bin doları ancak aşıyor, Togo’da kişi başına gelir bin dolar düzeyinde, Nijerya’da ise üç bin doların altında.

Türkiye bu ülkelere ihracat yapmak için gidiyor.

Bu zenginlik düzeyinde ülkelere Türkiye muhtemelen mobilya, beyaz eşya, çimento, tekstil falan satabilecek ancak. 

Beyaz eşya, tekstil ile ayakta kalmak isteyen ama uzaya da gitmek isteyen Erdoğan.

Haydi hayırlısı.

Aklıma Nasreddin Hoca’nın iki fıkrası geliyor, birincisi “göle maya çalma” fıkrası, ikincisi ise koyunlar üzerinden “peşin parayı görünce gülersin değil mi köftehor” fıkrası.