Sondan başlayalım.

Dr. Doğu Perinçek’in Taliban’ın Kâbil’in kontrolünü ele geçirmesinden sonra ve Türkiye’nin İstiklal Savaşı ile Taliban’ın ABD askerlerini Afganistan’dan çıkmaya zorlaması (?) arasında kurduğu antiemperyalizm ilintisine 

Türkiye’de birileri çok kızdı, birileri de çok güldü, ben daha ziyade gülümseyenlere dahilim.

Zaten, batı iktisat tarihini ve klasik sol teoriyi çok iyi bilen artık sayısal anlamda da çok azaldıklarını düşündüğüm bir nitelikli grup dışında ülkemizde antiemperyalist denen söylem çok sıradan, sakil bir milliyetçiliğe dönüşmüş durumda.

Milliyetçilik yani kapalı toplum arayışı parasal rantlar ve pozisyonel rantları üretir; her türlü milliyetçiliğin de, düzey malum, derdi budur, sadece ele geçirmek değil, siyaseten dağıtabilmek için bu rantların direksiyonuna geçmektir.

Perinçek’in de Cumhur ittifakı ile kurduğu ilişkide derdi budur. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, İslam Teşkilatı Gençlik Forumu’nda bu hafta bir konuşma yapıyor (Akit gazetesi, 25.8.21):

Bunun yolunun da (Müslümanlar, hem kendi huzur ve esenlikleri hem de bütün insanlığın güvenlik ve geleceği adına artık sorumluluk üstlenmeli) öncelikle İslam kardeşliğini tesis etmekten, emperyalistlerce sürekli harlanan fitne ateşini söndürmekten geçtiğini belirten Erdoğan, "Vahdet olmadan rahmet olamayacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Aynı mukaddes kitaba inanan, aynı Peygamberin ümmeti olan, her gün 5 defa aynı kıbleye yönelen gönüllere set çekilemeyeceğinin de farkındayız. Müslümana yakışan basiret ve ferasetle hareket ederek emperyalistlerin bizleri çekmek istedikleri tuzaklara düşmememiz gerekiyor." diye konuştu.

Erdoğan da bir biçimde emperyalistlere sataşıyor ama Erdoğan’ın emperyalistler lafından ne anladığı çok karışık, bir ihtimal Müslüman olmayan herkesi bu kapsama alıyor.

Ancak, Erdoğan ile ilgili bu alıntıda beni daha ziyade rahatsız eden “Peygamberin ümmeti” ifadesi.

Bir ihtimal (güçlü bir ihtimal) Erdoğan “Ümmet” ne demek bilmiyor, ya da, bu da bir ihtimal, Erdoğan “Ümmet” ifadesini bile bile yanlış kullanıyor.

Bu tür kelime/kavram kullanımlarında masamın üzerinden eksik etmediğim Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgatı’nın şahadetine başvuruyorum.

Daha önce de konuya değinmiş idim, Cumhuriyetin kuruluş döneminde ümmet ve millet kavramlarının Arapçadan Türkçeye YENİDEN tefsiri, tercüme diyemiyorum, bu bir tefsir, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kodunu oluşturuyor.

Birileri, bu maharete ancak şapka çıkarır, Türk Milleti kavramını, Türk kelimesini dini bir sosla tatlandırmak için Ümmet ve Millet kavramlarının anlamlarını değiştiriyorlar.  

Devellioğlu Lûgatı’ndan “ümm” kelimesinin Arapçada ana, anne anlamına geldiğini görüyorsunuz, ümmet kavramı da aynı anneden gelen insanlar kümesi, kardeşler (aynı ırk?) anlamına geliyor.  

Türkçede çok sık kullanılan ümmi kelimesi de anasından nasıl doğmuş ise öyle kalıp okuma yazma öğrenmemiş kişi anlamına geliyor.
Yine Devellioğlu ümmet kavramı için “bir peygambere inanıp bağlanan cemaat” tanımını da kullanıyor ama bunun anlamı Hz. Muhammed döneminde Peygambere inananların tümünün Arap olmasından (aynı ırk?) kaynaklanıyor. 

Devellioğlu zaten ümmet kelimesi için “bir dilde konuşanların hepsi” tanımını da veriyor.

Millet kavramının ise bizdeki kullanımı ile (ulus?) hiç alakası yok.

Millet din, mezhep anlamına geliyor Arapçada, Osmanlıca’da (bir dinde ya da mezhepte bulunanların topu).

Millet-i beyza Müslümanların hepsi, millet-i İslam, İslam dininde bulunanların hepsi, milli sıfatı ise din ile ilgili demek.

Rahmetli Prof. Necmettin Erbakan’ın kullanageldiği “Milli görüş” sizce “Ulusal görüş” mü idi yoksa?

Erdoğan’ın fi tarihinde çıkardığını söylediği “Milli görüş gömleği” ne anlama geliyordu peki?

Erdoğan’ın bugünkü Müslümanların tümü için kullandığı “Hz. Peygamberin ümmeti” ifadesi yanlış bir ifade, çünkü mesela Türkler, İranlılar bu anlamda ümmetin bir parçası değiller çünkü ümm kökü ile bir ilişkileri yok.

Başka bir ifade ile de Türkleri de kapsayan “Hz. Peygamberin ümmeti” ifadesi yine eski bir tabirle galat-ı meşhur (meşhur yaygın yanlış).

Perinçek Taliban’ı antiemperyalist olarak tanımlıyor, Erdoğan ümmet ile milleti karıştırıyor.   

Durum, daha doğrusu, durumumuz budur.