Bu yazıyı basına yansıyan haberlerin doğru olduğu varsayımı ile yazıyorum; aksi bir durum var ise, her yazdığım kepazelik kelimesi için peşinen özür dilerim.

Yani, Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi 2021 mezunlarının diploma töreninde her öğrencinin etmesi gereken ve Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi'nde metin olarak kabul edilen  Hipokrat Yemini'nin bir rektör (!) ya da dekan (!) tarafından değişikliğe uğratıldığı kepazeliği haberleri basında yer alıyor.  

Türkiye haberlerini izlerken, yorumlarken karşımıza çıkan her kepazelik sonrası “artık, bundan öte kepazelik mümkün olamaz” düşüncesi kafamızdan geçiyor ama ertesi gün daha da kepaze bir haber işitiyoruz.

Kepazelikler birikerek artıyor, devlet kurumları hatta toplum büyük bir kepazelik müsilajı altında boğuluyor.

Marmara’yı esir alan müsilaj devlet kurumlarını kaplayan kepazelik müsilajının yanında solda sıfır öneminde.

Devlet battıkça tabiatın daha da batması doğal çünkü tabiat üzerinde her türlü koruma ve sürdürülebilirlik önlemi peynir fareleri resmi kişiler tarafından devreye sokulmuyor.

Türkiye'deki tıp fakültelerinin mezuniyet törenlerinde kullanılan ve Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi'ndeki Hekimlik Andı'nın en güncel tercümesi olarak Türk Tabipleri Birliği tarafından yayınlanan metin şöyledir:

“Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;

Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma,

Hastanın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime,

Hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,

İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,

Görevimle hastam arasına ; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime ,

Hastamın bana açtığı sırları, yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,

Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,

Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,

Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,

Tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,

Hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,

Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgilerimi, insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğnemek için kullanmayacağıma,

Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine,

Ant içerim.”

Bu ant metninde hangi ifade kimin, hangi kepazenin neresine battı, anlamak mümkün değil.

Ben size ipucu vereyim: “Hekimlik Andı” olarak bilinen Hipokrat Yemini’nden “cinsiyet, etnik kimlik ve cinsel yönelim ayrımı yapılamayacağına” yönelik bölüm çıkarıldı çünkü bazı kepazelere batmış anlaşılan.

Gelen tepkilere rağmen Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü ve Tıp Fakültesi Dekanlığı'nın geri  adım atmak istemediklerini öğreniyoruz basından.

Büyük, çok büyük bir siyasi-insani kepazelikle karşı karşıyayız.

Bu durum karşısında Rektör ve Dekan'ın hemen istifa etmeleri gerekmektedir.

Bu kepaze karar Üniversite Yönetim Kurulu'nda ya da Fakülte Yönetim Kurulu'nda alınmış ise bu karara destek verenlerin de hemen istifaları gerekir.

Ancak, bu sürecin işleyebilmesi için YÖK Başkanı'nın ve Yönetim Kurulu'nun hemen bu kepazeliğe karşı tavır almaları gerekmektedir ki, bunun imkansız değil ama çok zor olacağını bilmiyoruz değil.

YÖK Başkanı'nın en kolay ve gönülden yaptığı iş ise KHK ile meslektaşlarının üniversitelerden uzaklaştırılmalarında suç ortaklığı yapmasıdır, bunu da bilmiyor değiliz.

KHK’lı meslektaşlar muhtemelen YÖK Başkanı ile meslektaş olmaktan gurur duymayacaklardır ama maalesef kağıt üzerinde durum bu.

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi hocaları bu kepazelik karşısında hangi tavrı alıyorlar?

Bir de Sağlık Bakanı meselesi var.

Türkiye doktor olmayan sağlık bakanları da gördü ama mevcut Sağlık Bakanı bir tıp doktoru.

Tıp doktoru Sağlık Bakanımız Sakarya Üniversitesi'nde yaşanan bu kepazelik hakkında ne düşünüyor acaba?

Aralarında bir ast-üst ilişkisi yok ama acaba Sağlık Bakanı Sakarya Üniversitesi Rektörü ya da muhtemelen meslektaşı olan Tıp Dekanı'nı arayıp, “Bu nasıl bir iş?” diye sordu mu?

Her gün ayrı bir Türkiye kepazeliği ile uyanıyoruz.

Bakalım yarın bu Hipokrat Yemini kepazeliğini bile unutturacak nasıl bir kepazelikle uyanacağız?

Ancak, bu kepazelik birikimi önce bu kepazelikleri yaratanları ezecektir, kimsenin şüphesi olmasın.

Merak ettim, saydım, yazımda kepazelik kelimesi 19 kere geçmiş.

Az bile.