Eser KARAKAŞ / EKONOMİ POLİTİK


Hukuk korkusunu hafife almayın.

Hele arkanızda hesabını vermekte zorlanacağınız sayısız hukuk dışı, hatta kanun dışı iş varsa.

Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı izledim.

Piyasalar durumu Albayrak’tan çok daha iyi anlamışlar ve konuşmanın hemen arkasından tepki verdiler, dolar kuru 6,50’yi geçti.

İktisadi süreçler bir anlamda çok karmaşık ama başka bir anlamda da son derece basittirler.

Ben size sorunu en yalın biçimiyle sunmaya çalışayım.

Bizim bugün yaşadığımız iktisadi krizin (avro ve dolar bir günde yüzde on beş değer kaybetti, reel sektöre yansıması çok yakın) çok farklı nedenleri var ama işin özü kaynak meselesi.

Ya iç tasarrufunuz yüksek olacak, ki bizim değil, en iyimser hesaplamalarla yüzde yirminin biraz altında.

Ya da ekonominizi dış kaynak kullanarak çevireceksiniz.

Bunların dışında bir çözümü olan varsa çıkıp söylesin.

Sıfır ya da negatif büyüme alternatiflerini devre dışında bırakıyorum ama galiba bizim orta vadede gittiğimiz yer de orası.

  • tasarrufları yükselterek büyümek zor hatta kısa ve orta vadede imkansız zira bu tasarruf oranı denen şey öyle bugünden yarına oynamıyor, hadi sihirli bir değnekle tasarruf oranını yüzde otuz ya da otuz beş yaptınız, bizim gelir düzeyimizde çok zor, bu da iç piyasanın daralması demek, ihracat da şıp diye artmıyor, ürettiğiniz elinizde kalacak, başlangıç noktasına dönüyorsunuz.

Tek çare dış kaynak, daha teknik bir ifade ile de doğrudan yabancı sermaye yatırımı.

Türkiye ekonomisi küçük bir ekonomi, bir trilyon doların çok altında, bu ekonomiyi büyütmek için gerekli dış kaynak da o ölçüde mütevazi, doğru çizgide ilerlerseniz bulabilirsiniz kolayca.

Doğru çizgi dediğim de hukuk kurum ve kurallarınızın, yargınızın evrensel standartlarda olması.

Bugün için ise bu çizginin çok uzağındayız ama hukuk alanında ilerleme sağlamak iç tasarruf oranını yüzde otuza çekmekten çok daha kolay,

Üstelik hukuk çizginiz kötü çizilmiş ise iç tasarruf artışı da zor, yatırımcınızın kaynaklarını dışarıya çıkarmasını engellemek kolay değil.

Hukuk çok boyutlu bir kavram ama biraz da lokantalardaki mönü gibi bir şey, içinden istediğiniz gibi seçerek alamıyorsunuz, mülkiyet hakları evrensel düzeyde tanımlanmış ise ifade özgürlüğü de aynı standartlarda olacak, yargı kararlarınız AİHM içtihadına uygun olacak, en önemlisi evrensel hukuk standartlarını içselleştirmiş hakim ve savcılarınız olacak.

En önemlisi hukuk isteyen bir meclisiniz, yargınız, yürütmeniz (Cumhurbaşkanı) olacak, bu hukuk talebinin başlangıcı da vatandaş olacak, basın hukuksuzluğu desteklemeyecek.

Bunlar olur ise dış kaynak çekmek tasarruf oranını on puan arttırmaktan daha kolay.

Hesap basit; tasarruf oranının on puan artmasına tekabül eden miktar 750 milyar dolar diyeceğimiz milli gelirimizin yüzde onu yani yetmiş beş milyar dolar demek.

Her sene muntazaman bunun biraz altında doğrudan yabancı sermaye çekmek de aynı etkiyi yapar, üstelik çok daha etkin olarak yapar.

İç tasarruf artışı faiz artışı gerektirebilir, dış kaynak girişi ise hem büyüme hem düşük faiz demek çünkü Merkez Bankasına girecek dövizin karşılığı TL olarak piyasa çıkacak, faizler aşağıya düşecek.

Mesele bu kadar basit şayet evrensel hukuk çizgisi sizi rahatsız etmiyor ise.

Ekonomiye ve içinden geçtiğimiz kriz sürecine kaynak meselesi ve bu meseleye çözüm (hukuk) üzerinden bakmaz iseniz Cuma günü (10 Ağustos) 15.00 de Türkiye’yi ekranlara kilitlersiniz, bir şeyler söyler gibi yaparsınız ama konuşma bitince kurlar yükselmeye devam eder.

Aynen bugünkü şekilde görüldüğü gibi.

Allah hiçbir ülkeye, öncelikle de bize evrensel hukuktan hoşlanmayan bir devlet aparatı vermesin.

Amin diyelim şimdilik.