Milliyetçilikte hasat zamanı: Gürcistan kapısı her an açılabilir



Artı Gerçek

Karadenizli çay hasadı için mevsimlik Kürt işçilerini istemeyince Kabine’nin kapısını çaldı. Gürcistan sınırının bugün yarın mevsimlik işçiler için açılması bekleniyor.


10 Mart’ta Adana’da mevsimlik tarım işçilerini taşıyan minibüs, şarampole yuvarlanmış, üç işçi yaşamını yitirmişti. 

11 Mart’ta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Türkiye’de ilk Covid-19 tanısı konulduğunu duyurduğundan bu yana, gezici mevsimlik tarım işçileri ile ilgili aldığımız son haberdi bu. 

Her haberci bilir ki; gezici mevsimlik tarım işçileri ancak o sıkış sıkış bindirildikleri açık kamyon kasalarında yaşamlarını yitirince ya da herhangi bir yerde ana dillerini konuştukları gerekçesiyle linç edilince haber olur. 

İnşaat işçilerinden sonra o ya da bu nedenle iş cinayetlerine en fazla kurban giden ancak yıllar boyu hep görmezden gelinen mevsimlik tarım işçileri, bugün baş döndürücü pandemi gündeminin aslında en kilit noktasında yer alıyor. 

The Ekonomist dergisi Nisan 2020 sayısında Avrupa ülkelerinde yayınlanan edisyonunda “Sınırlar kapandığında mahsulleri kim toplayacak?” sorusunu gündeme getirerek, mevsimlik işçilerin gıda tedarik zincirinde ne kadar önemli olduğunu gözler önüne serdi. 

Avrupa ülkeleri, göçmen mevsimlik işçiler için sınırlarda düzenlemeye gidiyor, sınırlar içindeki mevsimlik işçiler için de bir dizi tedbir alıyor. Türkiye’nin geçici mevsimlik tarım işçileri için yaşadığı süreç kâğıt üzerinde Avrupa’dan farklı değil.

Alınan önlemlerin yarattığı tartışma ortamı, aynı zamanda mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı kötü çalışma ve seyahat koşullarıyla bir yüzleşmeyi de beraberinde getiriyor. Bugün Türkiye’de çay hasadıyla başlayan krizin görünmeyen kısmında, bu teknik detayları çok çok aşan bir yüzleşme gizli. 

Doğu Karadeniz’deki çay krizi, teknik olarak İzmir Kemalpaşa’daki kiraz krizinden de Hatay’daki soğan krizinden de farksız değil. İzmir Kemalpaşa’da kiraz hasadı başladığında var olan seyahat yasağı nedeniyle geçici mevsimlik tarım işçileri çalışamayınca, kiraz pazarda fahiş fiyatlarda satılmaya başlandı. Hatay’a mevsimlik işçiler yetişemeyince, soğanlar tarlalarda çürümeye yüz tuttu. 

İktidar, gıda fiyatlarındaki tırmanışı dengeleyebilmek adına gezici mevsimlik tarım işçilerinin seyahat kısıtlamasını, belli kurallara bağlı olarak geçtiğimiz günlerde gevşetti. Kurallar ilk bakışta oldukça basit. Minibüslere belirlenen oranda işçinin binmesi, maske takılması, çadırlar arası sosyal mesafenin korunmasından ibaret. 

Geçen hafta Urfa’dan Ankara’ya ilk mevsimlik işçiler geldi. Polatlı’daki çadır yerleşim alanına gittiğimde, bu basit önlemlerin hiçbirinin alınmadığını bizzat gözlerimle gördüm. İşçilerin maskeye erişimi neredeyse imkânsız, birbirine tutturularak ayakta duran çadırlarda sosyal mesafe mümkün değil. Bu koşulları tek başlarına sağlayamamalarına karşın, koşulları sağlayabilecek herhangi bir yetkili de henüz konaklama yerlerine ulaşamamış. Yoksulluk ve virüs kıskacında sıkışan mevsimlik işçilerin, Doğu Karadeniz dışında maruz kaldığı çalışma koşulları böyle. 

Doğu Karadeniz’de, hasat sürecinde ise sınırlar içindeki gezici mevsimlik işçilerinin adını anan bile yok. Çözüm sürecinde, Kürt meselesinin çözümüne katkıda bulunabilecek bir çalışma alanı olarak tanımlanan Karadeniz’in verimli bahçeleri, şimdi mevsimlik tarım işçileri üzerinden Türkiye’nin tarihsel yüzleşme alanlarından birine ev sahipliği yapıyor.

Dün Doğu Karadeniz’e bahçe sahiplerinin yolculuğu için izin çıktı. Küçük bahçe sahipleri belki hasatlarını kendileri yapabilecek, ancak büyük bahçe sahipleri yine mevsimlik işçiye ihtiyaç duyacaklar. Karadenizli şimdi sınır içindeki gezici mevsimlik işçiler ya da tam olarak Kürt mevsimlik işçileri istemiyor. 

Bunu da açık açık söylüyor. 

Karadeniz’de çay hasadını, hem deneyimleri hem de bu tutum nedeniyle Gürcüler yapar. Sınır kapısı kapatılınca, Gürcü mevsimlik işçilerin ülkeye girişi de durdu. Ama böyle bir kriz döneminde, mevsimlik Kürt işçilere yönelik tutum değişmedi. Ürünü yerde kalan ya da kuruyacak olan üreticinin tavrı net, “Gelirse Gürcü gelsin; gelmezse ürünüm yerde kalsın” diyenlerin bile olduğu söyleniyor. 

Bugün bölgede Çay Kur’a kayıtlı 210 bin bahçe sahibi var. Çay Kur bir şekilde alım yapacak, ön ödemeler gerçekleşecek yani bahçe sahiplerinin zarar etmemesi için önlemleri alacak. Çay fiyatlarında da dengeli bir fiyat artışının önümüzdeki günlerde gerçekleşeceği sır değil. 

İktidar çaydaki krizi bu şekilde savmaya çalışsa da bahçe sahiplerinin Gürcistan sınır kapısının açılması için Ankara’da sürdürdüğü lobi görülmeye değer. Lobi sadece Ankara ile sınırlı değil, Batum’un önemli bir kaynağı olan mevsimlik işçilik için Gürcistan Hükümeti de devrede. Yetkililer arasındaki görüşmeler hızlanıyor. Bugün yarın sadece gezici mevsimlik tarım işçileri için Gürcistan kapısının açılması an meselesi.

Yüzleşme mi?

O da başka bir krize kaldı. 
 

YAZARIN TÜM YAZILARI