Fehim Taştekin ve Ergun Babahan bu programda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu HDP ile Meclis’te çözeriz. İmralı veya Kandil’i muhatap almayız” sözleriyle başlayan tartışmayı ele aldı. CHP’nin Kürt meselesinde devletten ne kadar bağımsız kalabildiğini konuştu.

Ayrıca Erdoğan’ın New York’ta “Türk-Amerikan İş Konseyi”nde yaptığı “Dostum Biden ile tam bir mutabakat içindeyiz” sözlerinden yola çıkarak İngiltere’nin orkestra şefliğinde yeniden şekillenen uluslararası dengeleri değerlendirdi:

“İktidar ya da iktidara talip muhalefet dünyada örneği olmayan bir anlayışla Kürt meselesine yaklaşıyor. Çözüm sorunun ya da savaşın doğrudan taraflarıyla müzakere edilerek sağlanır. Kürt sorununu kuşatan gerçeklikler dikkate alınmıyor. İmralı ya da Kandil’i muhatap almadan çözüm aramak sorunun özünden kaçmak anlamına gelir. Elbette çatışan taraflar arasında müzakere edilmiş bir yol haritası çıktığında süreci ilerletmek için çözümün yeri parlamento olacaktır. 

Sonuçta o yol haritasına göre yasalar değiştirilecek, reformlar yapılacak. Ama birinci aşamaya geçmeden sadece bazı yasal değişikliklerle Kürt meselesini halletme yaklaşımı gerçekçi değil. Zaten kesif bir milliyetçi dönüşüm geçiren iktidarda da bu dönüşüme direnmeyen muhalefette de Kürt sorununu besleyen tüm faktörleri ortadan kaldıracak şekilde Türkiye’yi demokratikleşme sürecine sokacak bir irade ve program yok. 

Kürt sorunu artık sadece Türkiye’ni iç koşullarıyla sınırlandırılabilecek mesele de değil. AKP’nin tekmelediği son müzakere masasının kurulmasının arkasındaki itici neden Kürt sorununun sınırları aşmış olmasıydı. Suriye’de Kürtler özerklik inşa etmeye başladığında devlet Öcalan faktörünü kullanıp Rojava projesini bitirmek istedi. 

Ama her iki taraf da Rojava’yı kırmızı çizgi haline getirince iç siyasi dengelerdeki değişimle paralel barış süreci bitirildi. Bugün iktidar ve ana muhalefet Suriye ve Irak’taki operasyonlara aynı pencereden bakıyor. Türkiye’nin içindeki Kürt sorunu Irak ve Suriye’deki durumdan bağımsız ele alınamaz. CHP Suriye ve Irak’taki askeri pozisyon ya da operasyonlar için iktidara meşruiyet sunarken herhangi bir söylemle Kürtleri ikna edemez. 

Erdoğan, ABD yönetimiyle sorunların çözüldüğünü söylüyor ama pratikte çözülmüş her hangi bir sorun yok. Burada NATO ortaklığını öne çıkartıp Biden yönetiminin desteğine oynayan bir Erdoğan görüyoruz. Çin ve Rusya’ya karşı İngiltere ve ABD yeni bir uluslararası kurguya yöneldi ve Erdoğan da bunu fırsata çeviriyor. Çin’e karşı ABD, İngiltere ve Avustralya arasında ortaklık gelişirken Erdoğan, Türkiye’nin arz ettiği ortaklığın kıymetini hatırlatıyor.

İngiltere Brexit’le AB’den ayrılırken uluslararası alanda yerini büyütmeye çalışıyor. Bu minvalde Türkiye gibi bir ülkeyle ilişkilerini iyi tutmayı ve ABD ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi önemsiyor. AB’den uzaklaşan Ankara da Londra ile daha çok paslaşır hale geldi. Erdoğan bu ikili ortaklığa oynuyor, bunun için Rusya’yı sinir edecek hamleler yapıyor.”