HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TBMM Genel Kurulu’nda 23 Nisan özel oturumunda “En köklü ve hayati sorun olan Kürt sorununu çözmeyen çözemeyen bir Cumhuriyet istemiyoruz. Bizim ihtiyacımız demokratik bir Cumhuriyet’tir. Çünkü bu ülkede Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler, Ermeniler, Süryaniler, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Romanlar, Pomaklar; kadınlar, gençler, emekçiler ve en çok da çocuklar kendi geleceğini güvende hissetmiyor, yarınlarına umutla bakamıyor” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, 23 Nisan özel oturumunda konuştu. Beştaş, özetle şunları söyledi:

‘TÜM KİMLİKLER İNKÂRA DAYALI DEVLET AKLI ALTINDA EZİLİYOR’

“23 Nisan, halk egemenliğinin tesisi ve Cumhuriyet’in kurulmasında önemli bir adım olduğu konusunda tabii ki hiçbir kuşku yoktur. Ben öncelikle bugünü kutluyorum ve önceki yıllara bir göz atma ihtiyacı duyuyorum. Her 23 Nisan oturumunda, yaptığımız konuşmalarda, bir hususun altını özellikle çiziyoruz, o da bugünkü Meclis gerçekliğini eksiklikleri de olsa aşan, onun ilerisinde olan 1920 Meclisi ve kapsayıcı yapısıdır. Kayıtlara baktığımızda, lazistan mebusu da vardır, Kürdistan mebusu da vardır. Âdemi merkeziyetçilik ve temsilde -kısmen de olsa- adalet prensiplerinin esas alındığı mozaiği 1921 Anayasası'nda görmek mümkündür. Mecliste kendi kimliği ve rengiyle temsilin önü açık olduğundan o zaman henüz ulus milliyetçilik formları esastan hâkim değildi.

Aradan geçen 100 içinde bir soru orta yerde duruyor. 102 yılda ne değişti. Şüphesiz bizler ve dünya çok değişti. 2023 ile yeni bir yüzyıla girerken bazı siyasi, sosyal ve toplumsal anlayışları ya terk edecek ya da zamanın ruhuna yenilmiş hikâyesini kaybetmiş bir ülke olarak yola geriden, son derece krizli ruh halleri ve bitmek tükenmek bilmeyen eksen kaymaları devam edecek.

100 yıllık süre boyunca Cumhuriyet antidemokratik bir karaktere sahip olmuştur. Evet, ortada bir Cumhuriyet var ama eksiktir. Hem de demokratik değil. Ortada sembolik bir demokrasi var ama toplumdan yana değil. Ortada sorunlar var ama yönetenler görmekten ve çözmekten yana değil. Ortada farklılık, çok seslilik var. Ama hepsi tehlike olarak görülüyor. Birçok şey söylemek mümkün ve hepsinin çıktığı tek bir kapı var. O da inkâr. Tüm kimlikler inkâra dayalı devlet aklı altında eziliyor. Tüm değerler inkâra dayalı siyaset altında görünmez kılınmak isteniyor. Tüm zenginlikler inkâra dayalı siyaset altında yoksullaştırılıyor. Görüyoruz hukuk ve adalet hiç olmadığı kadar iktidarının komplolarını yürüten yargı sisteminin vesayeti altındadır. Yargı adeta testere misali yurttaşlık kurumu başta olmak üzere öteki kimliğe tabi her özneyi devre dışında bırakmaktadır.

‘BİZİM İNANDIĞIMIZ REÇETE DEMOKRATİK ULUS DÜŞÜNCESİDİR’

“Gelinen aşamada iktidar ve küçük ortağının Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yeni bir inkâr konseptiyle girmeye çalışması tesadüf değildir. Özellikle Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere halklara dönük tahammülsüzlüğün Nirvana’ya ulaşması, demokratik siyaset yürütenlerin tutuklanması, kadın düşmanları, cezaevlerindeki şiddet, şeffaf hale gelen işkence ve milyonların adeta vatandaşlıktan çıkarılmasına dönüşen kayyum rejimi bunun göstergelerindendir. İşte bu kıyametin içinde bizim inandığımız reçete demokratik ulus düşüncesidir.

Demokrasinin bugünkü tanımı devletin kötüye kullanılmasıdır. İktidar bloku demokrasiden hazzetmiyor. Siyasal muhalefet de demokrasiden korkuyor. Tam burada üçüncü yol olarak diyoruz ki demokrasi insan özgürlüğünü garanti altına alıyorsa demokrasidir. Aynı şekilde adalet bizim en büyük amacımızdır. Adaletten yoksun her politika yaşam siyasetinin ihlalidir. Laik, sivil, özgürlükçü ve inanç özgürlüğünü gözeten, farklı kimlik dil ve kültürleri kapsayan toplumsal müzakereden yana bir anayasa demokratik çıkışın başlangıcı ve ruhudur.”

İHTİYACIMIZ DEMOKRATİK BİR CUMHURİYETTİR’

“Biz halklar bahçesi HDP olarak kimlikleri yok sayan, bizleri katı tanımlara hapseden, toplumsal sorunları çözmek yerine daha da kutuplaştıran, kriz ve kaoslarla ayakta kalmaya ant içmiş, doğayı düşman ilan etmiş hükümetlerin halka değil halkın hükümetlere hesap verdiği bir Cumhuriyet istemiyoruz. En köklü ve hayati sorun olan Kürt sorununu çözmeyen çözemeyen bir Cumhuriyet istemiyoruz. Bizim ihtiyacımız demokratik bir Cumhuriyet’tir. Çünkü bu ülkede Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler, Ermeniler, Süryaniler, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Romanlar, Pomaklar; kadınlar, gençler, emekçiler ve en çok da çocuklar kendi geleceğini güvende hissetmiyor, yarınlarına umutla bakamıyor.” (ANKA)