2014 Şengal Katliamı’nda hayatlarını kaybedenler anıldı. Anma törenlerine katılmak için bölgeye giden HDP milletvekilleri Feleknaz Uca ve Dr. Semra Güzel, Artı Gerçek’e konuşup yaşananları ve halkın beklentisini dile getirdi.

Feleknaz Uca (HDP Batman Milletvekili):

Bildiğiniz gibi bugün 3 Ağustos 2014'te Şengal'de gerçekleştirilen katliamın 7. yıldönümü. Biz HDP ve TJA (Özgür Kadın Hareketi) heyetleri olarak anma törenlerine katılmak için Şengal'e geldik. Şengal'in merkezi olduğu kadar tarihi bir kent olduğunu biliyoruz. 

Ferman ile sadece Êzîdî toplumunu Şengal'den koparmak istemediler. Aynı zamanda Êzîdî Kürt kadınlarının şahsında tüm Êzîdî toplumuna dönük bir soykırımı yaşama geçirmek istediler. Bu soykırım saldırısında yaklaşık 7 bin Êzîdî kadını DAİŞ çeteleri tarafından esir alındı. 

Hala 2 bin 800 kadının akıbeti hakkında bir bilgi yok. 450 bini aşkın Êzîdi göç etmek zorunda kaldı. Bugün de görüyoruz ki binlerce insan hala çadırlarda yaşıyor. Arkamızdakileri görüyorsunuz. Şengal dağında halkımız hala çadırlarda yaşıyor. 

Şengal katliamının üzerinden yedi yıl geçti. Bu yedi yıl boyunca Avrupa Birliği'nin de, bazı Avrupa devletlerinin de rolünü eleştirmek gerekir. Çünkü bu soykırım saldırısı yalnız Êzîdî toplumuna dönük yaşama geçirilmedi. İstedikleri esasen Êzîdîleri Şengal'den tamamen boşaltmaktı. 

Buraları Êzîdîlerden boşaltmak aynı zamanda Êzîdîlere dönük siyasal ve inançsal bir soykırımı fiilen uygulamaktır. Şengal'in Êzîdilerden boşaltılması, Êzîdileri Kürdistan'dan uzaklaştırmak anlamına gelir ki bu aynı zamanda Êzîdî toplumunun asimilasyonudur da. 

Şunu da biliyoruz: Êzîdîlere dönük soykırım saldırılarının başlangıcı 2014 değil. Tarih boyunca 74 kez Êzîdîlere karşı Ferman ilan edildi. Êzîdî toplumu hiçbir zaman diz çökmedi. Baş verdi ama hiçbir zaman baş eğmedi. Tam da bu nedenle Şengal dağında tarihi bir direniş sergilendi. 7'den 70'e Êzîdîlerin korunması, Êzdîxan'ın korunması, Şengal'in korunması için silahlandılar ve öz savunmalarını yaptılar. 

Bunu, Şengal'in DAİŞ çetelerinin eline geçmemesi için yaptılar. Şengal'in topraklarını savundular. İşte bunun için tam da bu dönemde, bu direnişin ruhunu anlatmak gerekir. Şengal'den söz ettiğimizde, Şengal'de mücadele veren o direnişçileri de anlatmak lazım. Birlikte yaşam ve dayanışmayı anlatmak lazım. 

Demokratik ulus projesi Şengal dağında yaşama geçirilmiş durumdadır. Bu nedenle Şengal dağına baktığımızda yalnızca tek şöy söylenebilir. Keşke Şengal dağının dili olsaydı ve herkes görseydi ki Şengal dağında neler yaşandı, hangi koşullarda yaşam sürdürüldü, yaşama geçirilen direniş ruhu nasıldı, o özgürlük ruhunu yaşamda geliştiren realite neydi! Şengal dağında yalnızca mağduriyetin dili yoktur. 

Aynı zamanda direnişin ruhu da Şengal dağında güç kazandı. Bu nedenle Kadın Meclisi, Gençlik Meclisi, toplumsal kurumlar, sağlık kurumları oluşturuldu. Êzîdî toplumu bugün Şengal dağında da, Şengal'in tamamında da yeni ve modern bir yaşam kurmuştur. Tam da bu nedenle Türk devleti yeniden saldırmaya başlamıştır.  

2014 yılından şimdiye kadar yedi kez buraları bombalamıştır. Bugün buradan şu mesajı bir kez daha vermek istiyoruz. Artık Şengal'in özerkliğini kabul etme zamanıdır. Artık Êzîdîlerin Şengal'de kendi kaderlerini belirleme hakkına sahip olmalarının zamanıdır. İşte bunun için Êzîdî soykırımına hayır diyelim. Gün Êzîdî toplumuna sahip çıkma günüdür...

Dr. Semra Güzel (HDP Diyarbakır Milletvekili):

Bugün 3 Ağustos yedi yıl önce bugün Şengal’de Ezidilere yönelik DAİŞ barbar çeteleri tarafından bir katliam gerçekleştirildi. Burada bir soykırım yapılmak istendi burada… Ezidi halkını Şengal’den çıkartmak ve Şengal’i insansızlaştırmak ve Ezidilerin inançlarına yönelik bir saldırı yapılmıştı. Bugün Şengal’deyiz, gördüğünüz gibi bu gördüğünüz yer Şengal’in olduğu dağlar ve evleri yıkılan insanların kaldığı çadırlar da arkamızda… Bizler bugün buraya anmayı yapmak için geldik. Onların yanında olduğumuzu göstermek, acılarını paylaştığımızı ve mücadelelerine de ortak olduğumuzu dile getirmek için buraya geldik…

Bu katliamda biliyorsunuz yüzbinlerce insan göç etmek zorunda kaldı… Göç sırasında çok sayıda insan açlık ve susuzluktan hayatını kaybetti ve yine binlerce insan katledildi. Burada toplu mezarları da ziyaret ettik. Binlerce kadın ve çocuk kaçırıldı, esir alındı ve köle pazarlarında satıldı. Hala akibeti belli olmayan kadınlar ve çocuklar var.

Ancak burada kadınların öncülüğünde bir mücadele yürütüldü. DAİŞ barbar çetelerine karşı bir mücadele yürütüldü ve burada yeniden yaşamı inşa ettiler. Burada bir direnişi gerçekleştirdiler. Bugün yeniden inşa ettikleri yaşam çerçevesinde bugün Şengal Özyönetimi’nin kabul edilmesini, bağımsızlığının tanınmasını istiyorlar. Yönetimlerinin kabul edilmesini bekliyorlar. Bizlerin de talebi bu yöndedir. Onların direnişlerinin yanındayız.