IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 21’i tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 12’inci duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görülüyor.

Verilen aranın ardından gelen evraklara dair söz alan Ayla Akat Ata, “Rahatsızlığımdan dolayı SEGBİS ile bağlanmaya karar verdim. Ancak orada da bağlanma sorunu yaşadım. SEGBİS’in amacına hizmet etmesi gerekiyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı SEGBİS odasının avukatlarımız için kullanılmaması yönünde bir karar vermiş. Bu olabilecek bir şey değil. Bu aşamada sonuç alamazsak bile taleplerimizi dile getirmek zorundayız. Taleplerimizi dikkate almıyor, kabul etmiyorsunuz. Tutuk gerekçem sayılan HERMES isimli gizli tanığın imzalı ifadelerinin olmadığı mahkeme tarafından belirtildi. HERMES isimli gizli tanığın imzalı ifadesinin dosyaya eklenmesine dair Diyarbakır savcılığından istenen belgeler için gizli tanığın imzasından veya parmak izinden deşifre olma olasılığına karşı gizli tanık koruma kanunu gerekçesiyle imzalı ifade verilmemiş” şeklinde konuştu. 

‘BOMBA PATLATILACAĞINI DİZİLERDEN ÖĞRENİYORUZ’

Sürece dikkat çeken Ayla, “Geçen hafta Türkiye’de bombalar patlatıldı. Ondan öncesinde ise bir dizide Türkiye’de bombaların patlatılacağı söylendi ve bir hafta sonra Türkiye’de bombalar patlatıldı. Biz ülkede bomba patlatılacağını dizilerden öğreniyoruz” dedi.

‘ÖLÜMDEN DÖNDÜM AMA ŞİDDET ÇAĞRISINDA BULUNMADIM’

Tutuk devam gerekçesi yapılan tweetlerinin daha önce de incelendiğini belirten Ata, Kobanê olayları sürecinde Diyarbakır’da maruz kaldığı saldırıyı hatırlattı. Ata, “Ben ölümden döndüm. Ama tek bir şiddet çağrısında bulunmadık. Genel Merkezi’m de bunu yapmadı. Biz buna izin vermediğimiz için belki burada yargılanıyoruz. Ben Genel Merkezi’min sayısız tweetini paylaştım ve siz beni bundan yargılıyorsunuz. Bunun için de tanık arıyorsunuz. Tanığa, ‘O süreçteki rollerine dair’ diyorsunuz. Bizim o süreçte bir rolümüz yok. Sadece bir tweetimiz var” diye belirtti.

‘BUNUN ADI KUMPAS İÇİNDE KUMPASTIR’

Ata, geçen celse dinlenen tanıklara dikkat çekerek, “Geçen oturumda davayı üzerine kurduğunuz iki tanık açıkça söyledi. Üzerimizde baskı yoktur diye. Siz de sordunuz ‘Üzerinizde baskı var mı’ diye. Onlar da ‘hayır’ dedi. Siz onlara yazı yazmışsınız, üzerinizde baskı var. Yazınızda ‘Gizli tanığın ifadesinde imza olmamasının nedeni tanığın deşifre olması mıdır? Değilse imzalı ifadesinin yollanılmasını talep ediyoruz’ diye yazmışsınız. Gelen cevap sizin cümlelerinizin aynısı olarak gelmiş. Yani siz hangi cevabın verileceğini onlara söylemişsiniz. Siz bir yazı yazmışsınız onlar da sizin cümlenizle cevap vermişleri. Bunun adı kumpas içinde kumpastır” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile iktidar arasında gerçekleşen Çözüm Süreci’ne dikkat çeken Ata, Öcalan’ın rol ve misyonuna işaret etti. Ata, “Ben Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nde yer aldığımı, bu anlamda çalışma yürüttüğümü, miting yaptığımı saklamadım ki. Bu ülkede demokratik çözümü istemek suçsa ben o suçu işledim. Ve o suçu işlemeye devam ederim. Birileri kandan beslenebilir ama biz değil. Osmanlı’dan kalan bir Kürt sorunu gerçekliği var. Biz çözümü savunanlar olarak bugün mahkeme karşısındayız. Türkiye’nin farklı illerine cenazeler gitti. Bunun bizim için neyi ifade ettiğini bilmiyor olabilirsiniz ama biz biliyoruz. Birileri kandan besleniyor olabilir ama biz beslenmiyoruz. Her cenazenin açıklamasını Türkiye halklarına nasıl yapacağımızı düşünüyoruz” diye konuştu. 

TANIK DİNLENMESİ TALEP EDİLDİ

Silahların eşitliği ilkesine değinen Ata, dosyaya eklenen evrakların kendilerine verilmemesini, geç verilmesini eleştirdi. Tanıkların mahkemede dinlenmemesini eleştiren Ata, “Biz gerçeğin açığa çıkmasını istediğimiz için tanıkların burada dinlenilmesini istiyoruz, tanıklara soru sormak istiyoruz. Tanıkların sesi ve yüzü değiştirilerek onları koruyabilirsiniz” diyerek tanıkların mahkemede dinlenilmesini talep etti. 

‘52 İNSAN ÖLMESİN DİYE 52 DEFA DİRİLİP ÖLMEYE HAZIRIM’

Ata, kendilerine yöneltilen suçlamalara ilişkin, “Biz 52 kişinin ölümünden sorumlu tutularak yargılanıyoruz. Bizi dışarıya böyle tanıttınız, 52 insan ölmesin diye ben 52 defa dirilip ölmeye hazırım, siz beni 52 kişinin ölümünden sorumlu olarak yargılıyorsunuz. Siz bizi böyle lanse etmenizden dolayı birileri bizim İzmir’deki binamızı basarak genç bir kadının ölümüne neden oldu. Kocaman bir algı yönetimiyle karşı karşıyayız. ‘Biz terörün finansmanı, kadın yapısını bitirdik’ diyorsunuz kamuoyuna” dedi.

‘GERÇEK FAİLLERİN YARGILANDIĞI DOSYADA MÜŞTEKİ OLACAĞIM’

Hukuka dikkat çeken Ata, “Hukukun konusu hiçbir zaman kişi değildir. Hukukun konusu ilkelerdir, vakadır. İlkeler yok vakayla bir tarafa bırakıyoruz. Eğer olayların aydınlatılması için en çok uğraşan HDP’dir. Biz olayların büyümesi değil gerçek faillerin açığa çıkarılması için çabaladık. Failleri gerçekten koruyanlar bir gün hesap verecektir. Biz Meclis’te gümbür gümbür olaylar aydınlatılsın diye önerge verdik, çalıştık. Biz devletin tüm mekanizmalarıyla birlikte Kobanê’den çıkanlar için kampların ziyaret edilmesi gibi şeyleri birlikte yaptık. Biz bunlara ışık tutmaya çalışıyoruz. Siz hukukun ilkeleriyle de ilgilenmiyorsunuz. Kişilerle uğraşıyorsunuz. Bu dosyanın gerçek faillerinin yargılandığı dosyada müşteki olacağım” sözlerini kullandı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu hakkında “Kanuna ve ahlaka aykırı hareket etmek” gerekçesiyle açılan kapatma davasına da dikkat çeken Ata, “‘Kadın haklarını savunmak kisvesi altında aile yapısını yok sayarak parçalamak’ gibi bir gerekçe kurulmuş. Bu platform ne yapar? Kadın cinayetleri için veri tabanı tutmuşlar, kadın davalarını takip etmişler. Türkiye cinsiyet eşitliği konusunda 156 ülke arasında 133’ncü sırada yer alıyor. Bu noktada Mısır ve Ürdün’den daha geri bir durumdayız” diyerek kapatılan KJA’nın faaliyetlerini hatırlattı. Ata, “Biz Kürt kadın hareketinin Türkiye kadın hareketinde farklı bir rengi var. Bizim çatışmanın bitmesi gibi bir derdimiz var. Haliyle bunu mücadelemize işliyoruz. Ülkenin batısında kadınlar kadına yönelik şiddete karşı vermiş olduğu mücadeleye karşı ‘Aileyi parçalamaktan’ bize ise ‘Ülkeyi parçalamaktan’ dava açıyorlar. Onlara ‘terörist’ diyemiyorlar. Onu bize diyorlar. Ama onların da aile yapısını parçaladıklarını söyleniyor. Siz bunları kutsal atfediyorsunuz. Kutsal dediğiniz şeyler için suç işleyenler cezasız mı kalsın. Biz bizi korumakla mükellef olan devletin şiddetine maruz kalıyoruz. Bizim faaliyetlerimizi tüm kolluk birimlerine ve kamu kurumalarına sorarak öğrenebilirsiniz ama yapmıyorsunuz. Gerçeği aydınlatmak gibi bir kaygı olmayınca durum bu noktaya geliyor” diye konuştu.

‘HUKUKSUZLUĞU YOL YAPIYORSUNUZ’

Ardından söz alan HDP eski MYK üyesi Alp Altınörs, “Hukuksuzluğu yol yapıyorsunuz” diyerek mahkemeye eleştirilerde bulundu. Tanık ve müşteki beyanlarının alınmasına tepki gösteren Altınörs, “Siz sabah sadece CMK’ye aykırı davranmadınız. Kendi aldığınız ara kararları da tanımadınız. Daha önce sanıklar savunma yapmıyorlarsa tanık ve müştekileri dinleyeceğinizi söylemiştiniz ama öyle yapmadınız. Siz hukuksuzluğu kendinize yol edinmişsiniz” ifadelerini kullandı.

Altınörs, tanıkların mahkemedeki ifadeleriyle polisteki ifadelerini reddettiğini hatırlatarak “Siz, bizi tanıkların mahkemedeki ifadeleriyle mi yoksa polisteki ifadeleriyle mi burada tutacaksanız” diye sordu. Altınörs, sözlerini 1 Mayıs’ı kutlayarak sonlandırdı.

‘YARGI SİYASETİN ETKİSİNDE’

Ardından HDP eski Milletvekili Nazmi Gür söz aldı. Gür, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını belirterek mahkemenin aldığı kararlara itiraz edeceklerini söyledi.

Gür, “Yargının bağımsız olmadığını nerden biliyoruz? Burada her gün bizzat yaşıyoruz. Bir ülkede yargı çökertilmişse bir ülkede yargı erki yüzde yüz kontrol altına alınmışsa orada yargıdan söz edemeyiz” diyerek yargının siyasetin etkisinde olduğunu ifade etti. Gür,”Bir ülkenin yargısı bağımsız değilse, iktidarı denetleyemiyorsa biz o ülkede demokrasiden, adil yargılanmadan bahsedemeyiz” dedi.

‘SAVCI BİZE İFTİRA ATIYOR’

Tanık Kerem Gökalp ve Sami Baran’ın ifadelerini hatırlatan Gür, savcının kendilerine iftira attığını belirterek, “İçimizden hiç kimsenin tanıklara ilişkin bir söz söylemediği halde Savcı ‘Sanıklar, tanıkları etki altına aldı’ dedi ve siz de bunu tutuk devam gerekçesi yaptınız. Gökalp buraya bir polis ordusuyla girdi. Gökalp’ı ben mi etki altına aldım, savcı mı yoksa polis mi etki altına aldı” dedi.

Gür devamla, “Savcı dava dosyasının boşa çıktığını görünce böyle davrandı çünkü bütün ifadeler boşa çıkartıldı. Dava dosyası zaten kumpas davası. Savcı elinde kalan tek şeyin bu tanıklar olduğunun farkında olduğu için böyle davrandı. İddia makamı çöken bir davayı tekrar ayağa kaldırmak için bu yolu seçti. İddia makamı bize ilişkin tek bir kararı yok. Yok, ama bize niye iftira atıyorsun, bari iftira atma. Savcı beyin bu tavrı nedeniyle biz bir daha bir tanığa soru soramayacağız çünkü sorduğumuz an ‘Tanıkları etki altına alıyorlar’ diyecekler” diye konuştu.

‘İÇİŞLERİ BAKANI OLAYI TAKİP EDERKEN POLİS TERSİ İFADE VEREMEZDİ’

Ardından HDP eski Sözcüsü Günay Kubilay konuştu. Kubilay, “Müşteki Bora Semir’in bizim azmettirdiğimize ilişkin bir delili olmadığı halde bizden şikâyetçi oldu. Bu olay bize bir kez daha gösterdi ki bizim gıyabımızda alan ifadeler bizim aleyhimize. Memur beyden beklenen nedir? Bu kumpas davası nasıl yürütülüyor, kim takip ediyor? İçişleri bakanı takip ediyor, bizi peşinen suçlamış, mahkûm etmiş keza emniyet müdürlüğü de öyle. Emniyet Müdürlüğünün ve İçişleri Bakanın ısrarla üzerinde durduğu böyle bir davada polis memurunun tersi bir ifade etmesi mümkün değildir. Mevcut durumda beklenen bir şeydi” diye diyerek, ifade verenlerin siyasetçilerin ve kolluk kuvvetlerince etki altına alındığına dikkati çekti.

Tutuk gerekçesi sayılan ifadelerin tanıklar tarafından geri çekildiğini belirten Kubilay, “Bunlar ne insani ne de hukukidir. Bu kararınızı tanımıyorum, reddediyorum” diyerek mahkeme kararlarını tanımadığını belirtti.

‘SEGBİS KAYITLARI EKSİK TUTULUYOR’

Ardından Avukat Cenk Yiğiter söz alarak, SEGBİS kayıtlarının eksik tutulduğunu belirtti. Yiğiter, Önceki celsede mahkeme başkanının “Kimin baskı altında olduğunu biliyoruz” sözlerinden kastının ne olduğunu sorduğunu ancak yanıt alamadığını belirten Yiğiter, “Ben de tam olarak ne söylediğinizi görmek amacıyla SEGBİS kaydına baktım. SEGBİS kaydında bunun tamamının olmadığını gördüm. Bu kayıtların ben ve benimle birlikte avukat arkadaşlarıma dinletilmesini talep ediyorum” dedi. 

Söz alan Avukat Ali Bozan da dinlenen tanığın çelişkili beyanlarına dikkat çekti. Bozan, “Bora Semir, ‘Ben huzurda bulunan sanıkların beni yaralayan kişileri azmettirdiğini düşünmüyorum’ dedi. Mahkeme, bunun üzerine ‘Madem ilişki yoksa neden şikayetçisin’ demeliydi ama demedi çünkü mahkeme şikayetçi olunmasının yargılanmanın devamı için bir done olarak kullanıyor ve gerisiyle ilgilenmiyor” diye konuştu. 

‘EVRAKLAR DOSYAYA YANSITILMIYOR’

Kobanê Davası’nın kovuşturmasının başlamasının birinci yılının tamamlandığını belirten Bozan dosyadaki usulsüzlükleri anlattı. Bozan, “Sabah yarım saat gelen evrakları okudunuz. Ama celse arasında ‘diğer evrak’ adı altında yaklaşık 200 dosya var. Bunların tamamı ise sizin kurduğunuz ara kararlar neticesinde yazılan müzekkerelere verilen cevaplar. Ancak bunlar dosyaya konulmadı ve eklenen evraklar arasında okunmadı. Geçen duruşmadan bu yana mahkeme gelen evraklara ne yapacak? Eve mi götürecek. Gelen evrakların duruşma tutanaklarına yansıması CMK gereğidir. Duruşma tutanaklarına yansıyacak ki müvekkillerimiz haberdar olsun. Örneğin Pozantı Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmış ‘Sizde açılan bir soruşturma kaydı var mıdır’ diye. Gelen yanıtta ise açılan bir soruşturmanın olmadığı belirtilmiş. Bunun gibi yüzlerce savcılıklardan gelen yanıtlar var. Neden dosyaya eklenmiyor? Pozantı’da 2014’ten bu yana Kobanê olayları kapsamında açılan bir tek soruşturma yok ama Ankara Cumhuriyet Savcısı Ahmet Altun, ‘Pozantı’da 7-8 Ekim’de olaylar olmuş ve bu olayların mağdurları var’ diyor. Geçen duruşmadan bu yana müştekiler hakkında yaklaşık 20 talepte bulundum ve müştekilerin iddianameyi okumasını talep ettim. Mahkemeniz ise 20 müştekiden sadece 3’ü hakkında karar kılmış ve 17’sini reddetmiş. Reddedilen 17 kişinin adı bile karar da yok. Diğerleri neden yok. SEGBİS tutanaklarına neden sadece 3’ü yansıyor. Reddinizde CMK’da iddianamenin müştekiye tebliğ edilmesine dair bir madde olmadığını ifade ettiniz” şeklinde usulsüzlükleri sıraladı.

AHMET ALTUN, SAMİ BARAN HAKKINDA SORUŞTURMA YÜRÜTÜYOR

Dosyanın soruşturma savcısı Ahmet Altun’un davanın dayanak yapıldığı ve duruşmada ise siyasetçilerin lehine beyanlarda bulunan tanık Sami Baran hakkında bir soruşturma yürüttüğünü ifade eden Bozan, savcılıktan bu soruşturmadaki beyanların istendiğini belirtti. 18 Nisan’da savcılıktan gelen yanıtta ise “Dosya gizli ifadeleri veremem” dendiğini kaydeden Bozan, “Sami Baran’ın ifadelerini tutuk devam gerekçesi yapıyorsunuz ama Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ‘Dosya gizli ifadeleri veremem’ diyor. Savcı Ahmet Altun her ne sebeple ise ifadelerini göndermiyor. Sami Baran hakkında soruşturma yürüten savcı Ahmet Altun, Kerem Gökalp’i dinleyen savcı Ahmet Altun, kamuoyunda Kobanê Soruşturması yürüten savcı Ahmet Altun, kuvvetle muhtemel gizli tanık ABC123’ü dinleyen savcı da Ahmet Altun. Başından beri şaibe var, sıkıntı var. 14 gün önce Ankara merkezli olduğu söylenen bir soruşturma başlatıldı. Bu kapsamda HDP’lilerin aralarında bulunduğu 48 kişi gözaltına alındı ve 18 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Az önce bahsettiğim tüm işlemlerin altında imzası bulunan Ahmet Altun uyumamış ve bir kişi hariç serbest bırakılan herkes hakkında itirazda bulunmuş. Bu dosyadaki arkadaşlar ‘azmettirmekten’ yargılanıyor. Diğer soruşturmada ise ‘finanse etmekten’ yargılanacaklar. İki dosyada da Savcı Ahmet Altun var. Savcının yetenekleri hakkında bilgi sahibi olmak zorundayız. Orada da gizli tanık ULAŞ’ın beyanları var. Hesaplarına yatırılan paralar suçlama konusu yapılmış. Kişinin, annesinden, işinden, işsizlik fonundan aldığı tüm paralar suçlama konusu yapılmış. Bu nedenle bu dosya ile ayrı değerlendiremeyiz. Duruşma tutanaklarının usule uygun tutulmasını talep ediyorum” dedi.

‘TÜM DOSYALARIN FAİLİ AHMET ALTUN’DUR’

Ardından Avukat Çiğdem Kozan söz alarak tanığın ifadesinin kendine ait olmadığını söylediğini hatırlattı. Kozan, “Emniyet ve savcının kurduğu kumpası gördük. Bu dosyanın ne şekilde oluşturulduğunu soruşturmanın başından beri söylüyoruz. Tanık ifadenin kendisine ait olmadığını belirtti” diye konuştu.

Kozan, müşteki Bora Semir’in hala polislik görevi yapması nedeniyle şikâyetçi olmak zorunda olduğunu belirterek “Müşteki kendi dosyasını takip etmeyen, dosyasına ilişkin bir bilgisi olmayan biri, ısrarla Sincan’a gelerek şikâyetçi oluyor. Oluşturulan algı nedeniyle bu kişi şikâyetçi olmak zorunda çünkü eski polislerin şikâyetçi olmadığını gördük ama Semir hala görev yaptığı için şikâyetçi oldu. Basına yansıyan ve Kobane’nin mali ayağı olarak lanse edilen soruşturmanın savcısı Ahmet Altun. Bu bir silsiledir, ilgili tüm davaların savcısı aynı kişi. Soruşturmada gözaltına alınıp serbest bırakılan herkes için Ahmet Altun, itiraz ederek tutuklanma talep etti. Tüm dosyaların faili Ahmet Altun’dur. Soruşturma kapsamındaki müvekkilimin hakkındaki suçlamalardan biri de Ayla Akat Ata ile bir otelde ardışık odalarda kalması var. Dosyada ‘Hakkında terörden işlem yapılan Ayla Akat Ata ile aynı otellerde kalması’ geçiyor. Ata’nın kesinleşmiş bir hüküm yoktur, müvekkilim için böyle bir ithamda bulunulamaz” diye konuştu.

Söz alan Avukat Kenan Maçoğlu da, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve 48 kişinin gözaltına alındığı, 18’inin tutuklandığı ve diğerleri hakkında da yakalama kararının verildiği soruşturmayı hatırlattı. Kenan, “Biz 12 gündür bu dosya ile ilgileniyorduk. Kamuoyunda ‘Kobanê Soruşturması’nın devamı’ denildi ama dosyanın Kobanê ile alakası yok. Zaten öyle bir soru da sorulmadı. İstanbul HDP İl eski Eşbaşkanı Erdal Avcı’ya ‘İşsizlik sigortası ile alakanız nedir?’ diye soruldu. ‘İşsizlik fonuna para göndermenizdeki amaç nedir?’ diye soruldu. Gizli tanık ABC123’ü unutmuştuk. Kayda değer bir beyanı yok diye düşündük ama tutuk devam kararında yine tutuk devam gerekçesi olarak gösterdiniz. Bu gizli tanığı dinlerken duruşma açtınız mı?” diye sordu.

‘MERAK ETMEYE DEVAM EDİN’

Maçoğlu’nun mahkemeden yanıt beklemesi üzerine mahkeme başkanı “Beyanlarınıza devam edin” dedi. Avukatın ısrarı üzerine ise mahkeme başkanı, “Savcı bey de taraf” diyerek sorumluluğu savcıya yükledi.

Maçoğlu, “Gizli tanık ABC123’ü dinlerken duruşma açılıp açılmadığının yanıtlanmasını istiyorum. Görünen o ki duruşma açmadan tanık dinlemişsiniz. CMK’nın hangi maddesi kapsamında yaptınız bunu? Farklı bir sistemde ifadeleri almışsınız. Nerede, nasıl aldınız merak ediyoruz” dedi.

Avukatın ısrarı üzerine mahkeme başkanı “Tanığın sülalesini de sayayım isterseniz size. Merak etmeye devam edin” dedi.

Ardından söz alan Avukat Mahsuni Karaman “Sabahki oturuma katılamadık çünkü savcı ‘Görevlilere onlar gelince odayı bir hafta boyunca orayı işgal ediyor açmayın’ demiş. Siz, ‘Bizim sorunumuz değil demişsiniz’ peki, kimin sorumluluğu benim mi müvekkilimin mi? Bir savcı nasıl olur da odayı kilitleyip anahtarı kendisiyle götürür? Bu konuya ilişkin talimat yazmanızı talep ediyoruz” diye konuştu.

Karaman’ın konuşmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya yarına kadar ara verdi. (MA)