ARTI GERÇEK- ARTI TV'de ekrana gelen Nazım Alpman'la Gün Başlıyor programının konuğu gazeteci Zeynep Oral oldu. Deneyimli gazeteci Oral, programda güncel gelişmelerden, kitaplarından ve anılarından bahsetti.

Programın başında Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle "Kimsenin kutlama yapacak bir durumu yok, utanç verici bir durumdayız. PEN Yazarlar Birliği olarak tüm dünyadaki durumu izliyoruz. Çin, Rusya, Türkiye en berbat durumda. Bu kadar otoriter ve bu kadar baskıcı bir dönemden, birkaç darbe görmüş biri olarak, hiç bu kadar kötüsünü yaşamadığımızı söyleyebilirim" diyen Oral, "Üstelik verilen demeçleri de hepimiz biliyoruz, şaka gibi" diye konuştu.

Programda Oral'ın son dönem seyahatlerini içeren kitabı, Yeryüzü Yurdum Benim ve Yaz Yüreğim Yaz kitaplarından bahsedildi. Yeryüzü Yurdum Benim'de Oral'ın, Tibet'ten Küba'ya yaptığı seyahatlerden oluşan yazılar bulunuyor. Oral, Yaz Yüreğim Yaz’da ise 12 Eylül darbesinin ardından yazdığı öyküleri yeniden ele almış.

Oldukça renkli geçen programda Oral'ın anıları da konuşuldu. Oral, henüz 19 yaşındayken dünyaca ünlü ressam Salvador Dali ile röportaj için Paris'e gittiği sırada yaşadıklarını şöyle anlattı:

'KARŞIMDA SALVADOR DALİ, ANADAN DOĞMA ÇIRILÇIPLAK!'

"Salvador Dali'den röportaj koparmışım, otelinde randevu vermiş, heyecan içinde bir fotoğraf makinesi de alıp gitmişim. Kapıyı açıyor, otel odasının bir suiti, kral dairesi, karşımda Salvador Dali anadan doğma çırılçıplak! Ben koşa koşa, uzun bir koridor, koridorun ucuna gittiğim vakit Salvador Dali, 'Hani benimle röportaj yapmak istiyordunuz? Vaz mı geçtiniz?' dedi. 'Hayır, yapamam' dedim. 'Ama neden?' dedi. 'Çıplaksınız' dedim. 'Aa, giyinmeyi unutmuşum' dedi. Ben bunu tacizden çok Salvador Dali'nin herkesi, yaşı kaç olursa olsun, cinsiyeti ne olursa olsun, şoke etme, sansasyon yapma merakına bağlıyorum. Yani orada beni taciz edeceği aklıma gelmedi. Sonra dedi ki, 'Siz gelin içeri, burası büyük bir kral dairesi. Ben giyinmeyi unutmuşum, gidip odada giyineyim, siz lütfen gelip salonda oturun' dedi. Korka korka, gider miyim, gitmez miyim, baktım salon boş. Bir kanepeye çöktüm orada, oturdum koltukta.

'KARŞILAŞTIĞIM İLK TÜRK YARATIK SİZSİNİZ, DEDİ'

"Biraz sonra odadan çıktı ama nasıl giyinmiş! Gömlek, fular, yelek, ceket, saat böyle giyinmiş de giyinmiş. 'Şimdi uygun mu?' dedi, 'evet, uygun' dedim. 'Zaten sizinle niye bu röportajı kabul ettim' dedi, 'çünkü karşılaştığım ilk Türk yaratık sizsiniz' dedi. Ondan sonra 'Siz bana soru sormadan, ben size soru soracağım' dedi. Bana olmayacak acayip sorular sordu. Hiçbirini bilmediğim Türkiye'nin cinsel eğilimiyle ilgili sorular. Tabii ben her soruda kızarıp bozardım. Bir süre sonra 'Bakın Mösyö Dali, bu çok kolay, ben Türkiye'den gelen 19 yaşında mesleğinin başında bir insanım, siz koca Dali'siniz. Her soruda kızarmamı istiyorsanız, çok kolay, ben gideyim' dedim. Onun üzerine, 'Yok, yok. Peki, sorularına cevap vereceğim' dedi.

'DALİ PARTİSİNE DAVET ETTİ AMA...'

“İlk gittiğimde öğleden sonra saat 4'tü, 'Saat 5'te parti vereceğim, 1 saatin var' dedi. Saat 5'e çeyrek kala 'Ben gideyim artık' dedim. 'Hayır, vazgeçtim, seni de davet ediyorum partiye, kal' dedi. Onun üzerine kalayım mı kalmayım mı, derken hadi kalayım, dedim. Hakikaten de saat tam 5'te kapı vuruldu. Bu arada, Dali'yi öğlen bir restoranda görmüş ve randevu istemiştim. 'Öğlen gördüğüm o güzel hanımlar mı var?' dedim. Çünkü çok yakışıklı erkekler ve çok güzel; sarışın, esmer, kumral, kızıl saçlı hanımlar vardı masada. Onların hiçbiri kadın değildi, dedi. Ben yine şok geçirdim. Sonra benim kadın zannettiğim travestiler geldi içeriye. Beni görünce biraz kızdılar. Dali'ye 'Gel bizimle' deyip, odaya çağırdılar. Orada bir gürültüler koptu, konuştular filan. Dali çıktı dedi ki, 'Arkadaşlarımın bir koşulu var. Eğer partiye kalırsanız, sabaha kadar kalmanız lazım. İstediğiniz vakit gidemezsiniz' dedi. Ben izin isteyim, dedim ve ayrıldım. Ondan sonra bir daha asla sanatçılarla röportaj yapmam' demiştim ama tutamadım o sözü."