Erdoğan ve AKP 22 senede sağlık ve eğitime daha çok kaynak aktardı mı?

Erdoğan’ın, AKP’nin sağlık ve eğitime çok daha büyük kaynaklar ayırıyoruz söylemi TL bazında doğru, hele bu enflasyonist ortamda, ama iktisaden anlamsız. Çünkü GSYH’ya ya da bütçeye oranlarda anlamlı değişiklikler pek mevcut değil.

2024 bütçesi üzerine yazdığım yazıların ilk üçünde bütçe giderlerinin ve bu giderleri finanse etmek için toplanan vergilerin GSYH’ya oranlarının (Gayrisafi yurtiçi hasıla) gelişmiş, modern demokratik, laik, sosyal hukuk devletleri ile mukayese edildiği zaman çok küçük kaldığını belirtmiş idim.

Bu kadar küçük bütçelerle ne Türkiye’nin acil ihtiyaç duyduğu temel kamu hizmetleri yeterli ölçüde üretilebilir ne de yine bu küçük oranlarla etkin bir maliye politikasını ya da sosyal politikayı hayata geçirebilirsiniz.

Bu konuya tekrar dönülebilir, kamu gideri-kamu hizmet gideri terminolojik farkı daha güçlü vurgulanabilir ama şimdilik kaydıyla yeterli görüyorum.

Bugün ise bütçenin GSYH’ya oranına değil de kendi iç dengelerine dönmek istiyorum.

Maliye Bakanlığı bir süredir bütçe giderlerinin fonksiyonel dağılımını yayınlıyor ve çok da iyi yapıyor.

Bütçe giderlerinin fonksiyonel dağılımında söz konusu giderlerin hem GSYH’ya hem de bütçeye oranları da sunuluyor; hep söylüyorum, Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının yaptıkları en iyi iş galiba hala düzgün sayılabilecek istatistik yayınlayabilmeleri.

Bütçe giderlerinin;

1-Genel kamu hizmetleri,

2-Savunma hizmetleri,

3-Kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri,

4-Ekonomik işler ev hizmetler,

5-Çevre koruma hizmetleri,

6-İskan ve toplum refahı hizmetleri,

7-Sağlık hizmetleri,

8-Dinlenme, kültür ve din hizmetleri,

9-Eğitim hizmetleri,

10-Sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri olarak sınıflandırılıp sunulmasına bütçe giderlerinin fonksiyonel sınıflandırılması adı veriliyor maliye camiasında, akla gelebilecek tüm bütçe giderleri bu on grubun birinin içinde bulunuyor.

Bu on hizmet sınıflandırmasının her birinin GSYH içindeki paylarının genel toplamı bütçenin GSYH içindeki payını veriyor.

2023 senesi dışında bu oran hep yüzde 20 ile yüzde 22 arasında dolaşıyor, bütçe giderlerinin yetersizliği dediğim tam da bu; 2023 senesinde iki şey üst üste geldi, deprem faciası ve seçimler, ve sadece bu nedenden bütçe giderlerinin GSYH içinde payı yüzde 30’a çıkıyor ama 2024 bütçesinde de yine trend değerine, yüzde 20’ye yaklaşıyor.

Yukarıdaki sınıflandırmada 8 numaralı hizmet türünde din hizmetleri ve kültür hizmetlerinin aynı sınıflandırma içinde değerlendirilmesi çok ilginç ama şimdilik konumuz bu değil.

Küçük bütçe derken somut bir örnek vermek istiyorum; Fransa’nın GSYH’sı 2800 milyar dolar düzeyinde, bu büyüklüğün yüzde 60’a yakın bir bölümü devlet eliyle harcanıyor, yani yaklaşık 1500 milyar doları (1.5 trilyon dolar).

Bu devlet harcamasının (Fransa) yüzde ona yakın bir bölümü yanı 150 milyar doları eğitim harcamaları için.

Türkiye’de ise fonksiyonel sınıflandırmaya göre eğitim hizmetlerinin GSYH’ya (1000 milyar dolar) oranı yüzde 3.3 yani avro cinsinden 33 milyar avro kadar; şunu da unutmayalım ya da hatırlayalım, Fransa’nın nüfusu 68 milyon, Türkiye’nin 86 milyon, Türkiye’de eğitim çağındaki nüfus Fransa’ya oranla çok daha yüksek, nüfus çok daha genç ama Fransa eğitim hizmetlerine 150 milyar dolar ayırırken Türkiye ancak 33 milyar dolar ayırabiliyor.

Bu manzaranın gelecekte kimin lehine evrileceğini de iyi görmek lazım.

Bu basit mukayesede mutlaka detaylarda bazı basitleştirmeler nedeniyle küçük hatalar vardır ama bu küçük hatalar genel manzarayı pek değiştirmiyor.

Gelelim AKP’nin iktidar günlerinden günümüze en temel bütçe giderlerinin fonksiyonel sınıflandırılmasının seyrine.

Üç tür fonksiyonel sınıflandırmayı öne çıkaracağım:

1-Savunma, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri (2+3),

2-Sağlık hizmetleri,

3-Eğitim hizmetleri.

Savunma, kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerinin toplamının bütçeye oranı 2006 senesinde yüzde 12.4, 2013 senesinde yüzde 12.1 iken 2022 senesinde yüzde 13.2; elimizde 2023 büyüklükleri (beklenti) de var ama 2023 senesi deprem ve seçimler nedeniyle trend değerlerin dışında bir sene.

Sağlık hizmetlerinin bütçe içindeki payı 2006 senesinde yüzde 5.2, 2013 senesinde yüzde 6.8 iken 2022 senesinde yüzde 6.5.

Eğitim hizmetlerinin bütçe içindeki payı 2002 senesinde yüzde 12.5, 2013 senesinde yüzde 15.9 iken 2022 senesinde yüzde 12.7.

Oranlarda seneler içinde küçük değişiklikler var ama genel bir bakış bize temel fonksiyonel sınıflandırmalarda çok anlamlı bir dönüşümün olmadığını gösteriyor.

Erdoğan’ın, AKP’nin sağlık ve eğitime çok daha büyük kaynaklar ayırıyoruz söylemi TL bazında doğru, hele bu enflasyonist ortamda, ama iktisaden anlamsız çünkü GSYH’ya ya da bütçeye oranlarda anlamlı değişiklikler pek mevcut değil.


Eser Karakaş: Kadıköy Saint Joseph lisesi muzunu. 1978’de Boğaziçi Üniversitesi İİBF’den mezun oldu. Doktorasını 1985 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde yaptı. 1996’dan itibaren İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nde profesör olarak ders verdi. Bahçeşehir Üniversitesi İİBF’de Dekanlık yaptı. 2016 yılında 675 sayılı KHK ile ihraç edildi. 2008 yılından itibaren Strasbourg Üniversitesi Science Po’da misafir öğretim görevlisi olarak bulunuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar