Yunanistan’dan notlar: Göçmenler ana gündem

Yunanistan solu, Türkiye solundan farklı olarak mültecilerin sorunlarına sadece siyasi değil gündelik hayat içinde de müdahale ediyor. Bu nedenle çok sayıda işgal evi kurulmuş

Candan YILDIZ

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) rakamlarına göre Türkiye’de Suriyeli göçmenlerin rakamı 2 milyon 823 bin 987. Diğer ülkelerden göç etmek zorunda kalanlarla birlikte bu rakam 3,1 milyona ulaşıyor. Suriyelilere geçici koruma statüsü veren Türkiye’nin siyaseten "rehin" alma politikasının plansızlığının sonuçlarını yakın yıllarda göreceğiz.

Türkiye-AB ilişkilerinde masadaki koz olan "Suriyeli Mülteciler" ile ilgili varılan mutabakatın yıl dönümü yaklaşıyor. 18 Mart’taki mutabakata göre Yunanistan’a "düzensiz göçle" geçen Suriyeli göçmenler Türkiye’ye iade edilecek.

18 Mart’ın yıldönümü memleketin solu için bir anlam ifade etmese de Yunanistan solu harıl harıl bu tarihe hazırlanıyor. Atina’da konuştuğum DIKTYO (Göçmenler ve yoksullar için kurulan etkili bir organizasyon. Ağ anlamına geliyor) gönüllüsü bir öğretmen -ki kendisi SYRIZA’nın hükümet olmasının ardından ayrılan siyasi bir partinin, Halk Birliği – Popular Unity mensubu-, resmi olarak kamplarda yaşayan mülteci sayısının 65 bin olduğunu söylüyor. Yunanistan genelinde de 40 kamp var. Yunanistan solunun, anarşistlerin temel gündemlerinden biri mültecilerin sorunları. SYRIZA hükümeti bu konudaki yükü tamamen STK’lara, gönüllü kuruluşların sırtına yüklemiş durumda. Resmi bir politikanın olmadığını söylüyor konuştuğum kişiler. Gelen bütün ödenekler hükümet üzerinden STK’lara gidiyor.

Kamplarda sorunlar büyük. Yunanistan basınına yansıyan haberlere göre son iki haftada 5 mülteci hayatını kaybetmiş kamplarda. Kimi soğuktan kimi de yaktıkları kömürden. Kamplar ağırlıklı olarak ana yerleşim yerlerinin uzağında. Giriş-çıkışlar mümkün olsa da merkezlere uzak olması, toplu taşımanın yaygın olmaması kampları cezaevlerine dönüştürmüş durumda. AB’den gelen paralarla kampların temel ihtiyaçları STK’lar tarafından karşılanıyor. Bu nedenle yemekler yetersiz, sıcak su sınırlı, sağlık konusunda tablo vahim. Anlatılanlara göre Kızıl Haç ya da Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün çabası ile her kampta bir doktor hazır bulunuyor. Acil bir durum olduğunda ise ambulans bulmak  neredeyse  imkansız. Zaten Yunanistan’daki ekonomik kriz sonrası birçok devlet hastanesi birleştirilmiş, bazı bölümler ise kapatılmış. Mülteci çocuklar devlet okullarına gidebiliyor ancak özel programlar sınırlı saatlerde veriliyor. 18 Mart için eylemlilik haftası düzenlemeye çalışan DIKTYO, kamplardaki kötü şartlara dikkati çekmek istiyor. Irkçılığa karşı özel bir hassasiyeti olan Yunanistan solu ortak mücadele perspektifiyle hareket ediyor.

Türkiye solundan farklı olarak mültecilerin sorunlarına sadece siyasi değil gündelik hayat içinde de müdahale ediyorlar. Bu nedenle çok sayıda işgal evi kurulmuş. Anarşistlerin ağırlıklı olarak öncülük ettiği işgal evlerinde Suriye ve Iraklı Arap ve Kürtler, Afganistan, İran ve Afrika’nın çeşitli ülkelerinden gelen mülteciler kalıyor.

Ağırlıklı olarak kamu binalarının işgal edildiği Atina’da, özel mülkiyete ait bir otel de işgal edilmiş. SYRIZA hükümeti çok ses çıkarmıyor işgal evlerine. Ama su ve elektriğini kestiği işgal evleri de olmuş. Ancak bu ortak/komünal yaşamın sürdürülmeye çalışıldığı işgal evleri için bir engel oluşturmamış. Anında elektrik ve suyu yeniden temin etmenin yolunu bulabilmişler.

Atina merkezdeki bir işgal evini ziyaret ettiğimde etkilenmemek mümkün değil.  Birbirinden ideolojik, etnik, sınıfsal olarak farklı insanlar aynı mekanı paylaşabilmenin deneyimini yaşıyorlar.  Anarşistlerin ön ayak olduğu komünde kararlar ortak alınıyor. Cinsiyetçi iş bölümünün az olduğu işgal evlerinde dayanışma öne çıkarılıyor. Örneğin evli olduğu kadına şiddet uygulayan bir erkek işgal evinde barınamıyor. Ortak yaşamın temel çerçevesi ‘ırkçılık yok, ayrımcılık yok, şiddet yok’… Çocuklar için oyun odası bile kurulmuş. Dil eğitimi yine gönüllüler tarafından veriliyor. Gelen mülteciler ortalama 5 ay bu işgal evlerinde kalıyor. Şehrin merkezlerinde kuruldukları için hayattan izole değiller, ortak parkları bile var.

Gönüllü olarak kurulan işgal evlerinin vermek istediği mesaj ‘eşitlik ve dayanışma ile dünyayı daha güzel kılmak mümkün’. Sadece gençlerin değil, 60 yaş üstü kadın ve erkeklerin de omuz verdiği mülteciler ve sorunları meselesi milliyetçiliğin yükselmesine karşı ciddi bir panzehir. Duvarlar, mekanlar 18 Mart eylemine çağrının yapıldığı afişlerle dolu.  Umut olmaktan çıkan SYRIZA’ nın mutabakatı iptal etmesini istiyorlar.

Memleket solunun her Suriyeliyi ‘cihatçı’ varsaydığı iklimde Yunanistan’da tam aksi bir durum söz konusu. Ancak bazı solcu gruplar şimdilerde ‘cihatçı’ tehlikesini de tartışmaya başlamış.

2016 AB rakamlarına göre çatışma, savaş, baskı, yoksulluk nedeniyle göç etmek zorunda kalanların 65.3 milyon olduğu dünyada imtiyazsız yeni ‘vatansızları’ kitlesi kabul edecek bir sol anlayış Yunanistan’da yeşermiş durumda.  Onlar adına değil onlarla birlikte…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi