Yaşamımda en garibime giden şey, anayasayı beğenmeyen siyasilerin anayasayı değiştirme hakları varken, bilhassa öğrencilerin, gençlerin, devrimcilerin yada herhangi bir aydının yada birinin beğenmedikleri anayasayı değiştirmek istemelerinin idam yada müebbet hapis cezasıyla sonuçlanmalarıdır. Bu konu üzerine bir tez yazılmış mıdır bilmiyorum ama zamanında meclis kürsüsüne çıkıp mevcut 1960 anayasasını beğenmediğini haykıran Süleyman Demirel yada Alpaslan Türkeş alkışlanır ve oy alıp ülkeyi yönetme hakkını kazanırken, Aziz Nesinler, Çetin Altanlar, Behice Boranlar “Anayasayı ihlal” suçlamasıyla tutuklanıp, yargılandılar. Recep Tayyip Erdoğan anayasayı değiştirtip kendisine yasal diktatör olma şansını verdirtirken, yine parti eş başkanı olan Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ tutuklanabiliyor. 9 Mart 1971 darbesini yapmakla suçlanan hava kuvvetleri komutanı Muhsin Batur 12 Mart 1971 darbesinin komutanı olabilirken, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam ediliyor, Mahirler, Cemgiller, Kaypakkayalar anayasayı “ihlal ve ılga”dan infaz ediliyorlar. Kenan Evren ve arkadaşları 12 Eylül 1980’de darbe yapıp faşistliklerini yargılanmamak üzere anayasal değişiklikle garanti altına alırlarken ayrıca faşist anayasayı da silah zoruyla onaylatıyorlar ama 17 yaşındaki Erdal Eren yaşı büyütülerek anayasayı “ihlal ve ılga”dan idam edildi.

Dün 70 hava harp okulu öğrencisi darbecilikten müebbet hapse mahkûm edildi. Aynı yukarıda yazdıklarım gibi, Erdoğan kendi diktatörlüğünü pekiştirmek için anayasayı değiştirdi ve 12 Eylül anayasasından bile beter bir anayasayı hile seçimlerle önümüze koydu, haberi olduğu bir darbeyi engellemek yerine izin vererek kendi darbesini yaptı ve bir emirle 70 genç çocuğu, hatta ergenlik çağında sayılabilecek çocuğu müebbet hapse mahkûm etti.

Avukat, savcı yada hakim olmak için hukuku bitirmek zorundasınız ama kimi hukuki uygulamaları anlamak ve hakkında yorum yapmak için hukuk okuma mecburiyetiniz yoktur, insanlığınız, düşünceleriniz ve dünyaya bakış açınız kimileyin neyin, nasıl yapılması gerektiğini önünüze koyar.70 öğrenciye verilen ceza da işte böyle bişey, 15 Temmuz gecesinden sonra tutuklanan ama 7 ay sonra büyük çoğunluğu tahliye edilen çocukların müebbet hapse mahkum olmaları tam da bahsettiğim gibi bişey.

Tutuklanmalara, hatta Türkiye’de uygulanan tutuklama sistemine oldum olası karşıyım. Bir insanı tutuklamanız için çok ciddi gerekçeleriniz olması gerekiyor ve bu gerekçeler dışında da serbest bırakıldığında delilleri yok etme yada ülke dışına kaçma nedenleri olması gerekiyor. Ancak bu Türkiye’de böyle uygulanmıyor, bilhassa halka korku vermek için herkes aylarca, yıllarca hücrelerde tutuluyor. 1 kişiyi 7 ay tutuklu bulundurduktan sonra tahliye ediyorsanız bu 2 anlama gelir. Ya ceza alsa bile yatacağı hapis ya o kadar yada ona yakındır yada beraat edecektir. Yani 7 ay sonra serbest bırakacağınız kişinin müebbet ceza alacak kadar bir suçu yoktur.

Bunları yazarken 70 çocuğun suçu olup olmadığını tartışmıyorum, sadece bir genelleme yapıyorum. Demek istediğim şu, serbest bırakıldıktan sonra müebbet hapse mahkûm edilen çocuklarla ilgili karar hukuki bir karar değildir, ancak ve ancak emirle verilmiş bir karardır. Bütün dünya bu çocukların 15 Temmuz’da oraya nasıl getirildiğini bilirken, onlara bu cezayı vermek ciddi bir hukuk tanımazlıktır, hukuku korku diline çevirmektir ve bunun adı da diktatörlüktür.

O dönemin hava kuvvetleri komutanı Abidin Ünal hâlâ serbest ve kasıla kasıla dolaşırken, Hulusi Akar milli savunma bakanı oluyorken, MİT müsteşarı hâlâ aynı görevdeyken, Erdoğan darbeyi önlemeyim “Bu bize Allah’ın bir lütfudur” dedikten sonra kahraman pozu veriyorken, 70 çocuk müebbet hapse mahkûm oluyorsa, işte o zaman bu işin bir darbe değil Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi bir tiyatro olduğunu, hem de trajik bir darbe tiyatrosu olduğunu söyleme hakkım var.