İlk iktidara geldiklerinde hem dindarlara hem de liberallere oynadılar ve bunu yaparken kendileri de dindar rolünü gayet başarılı oynadılar. Bu yazacağımdan Müslümanların bir kısmının alınacağını biliyorum ama ben dini bütün bir insanın demokrat olabileceğine inanmıyorum. Bunu suçlamak anlamında söylemiyorum, inancı gereği demokrat olması olanaksız. 

Burada esas sorun kendisine Müslüman diyen herkesin kendisinin dini bütün sayması, oysa öyle değiller. Yıllardır aynı şeyi söylüyorum ama büyük bir gerçeklik payı olduğundan kimse tartışmak istemiyor. Söylediğim şu, Türkiye’deki Müslümanların ciddi bir kısmı deist ama bir kısmı deist olduğunu bilmiyor, bir kısmı da bunu açıklamak istemiyor. Çevrenizdeki Müslümanlara dikkat edin, ciddi anlamda laisizme inanırlar ve bunun adına da tartışırlar. Bu dediğim kesim sadece sol ve sosyal kanatta çoğunlukta değiller, merkez sağ diye adlandırdığımız kesimde de oldukça kalabalıklar.

Çevrenizdeki bu insanlar Müslüman olduklarını söylese de esasında hemen hemen hiçbir emrini yerine getirmezler. Ortak noktaları Bayram namazı ve kurbandır ama o kurban daha çok (Eskiden) Darül Aceze, Çocuk Esirgeme ve Türk Hava Kurumu’na giderdi, bu da mahalle baskısını örtmek için yapılır ve gerçek bir yardım amacı taşırdı. Ben “O Allahla benim aramda” lafının Türkiye’deki gizli deistlere ait olduğuna inanıyorum, bunu söyleyip istediği şekilde yaşayabiliyor ve karşısına da gizemli bir saygınlık kazandırıyor. Çok ısrar edildiğinde de yardımcı tümce geliyor hemen: Nereden bileceksin…

Şimdi yeni bir yasa geliyor ve bu yasaya göre dernek ve sivil toplum örgütlerine kayyım bile atayabilecekler. Bu muhalefete karşı yapılan bişey ama sonuçta yasa ve öyle bir yasa ki, her iktidara göre değişebilen bir yasa. 

Bunu ben söylemiyorum, Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yusuf Kaplan söylüyor, daha doğrusu yazıyor. Yusuf Kaplan önceki gün sosyal medyada “Uyarıyorum” başlığıyla “STKlar terör bahanesiyle kapatılacak. Kolayca kayyum atanabilecek! Teröre karşı bir adım gibi bu. Ama sonuçları ortam değiştiğinde felaket olabilir! Her İslâmî çalışma irtica/terör yaftasıyla engellenebilir! Çok tehlikeli bu! Bu yasa girişimi derhal durdurulmalı!” diye yazdı ve arkasından İçişleri bakanının kendisini aradığını ve “Yarım saat konuştuk. STK yasasının aslâ sivil toplumu zayıflatmayacağını, STK'ların İslâmî çalışmalarını engellemesinin sözkonusu olmayacağını, buna ilk önce kendisinin karşı duracağını söyledi" diye noktaladı.

İşte dincinin demokratlığı buraya kadar, çıkacak yasadan şikayeti yok, bu iktidar dışında bir iktidar gelirse ne olur diye bir şikayeti var. Kur’an Kurslarında ve kimi vakıflardaki para oyunlarından yada çocukları taciz ve tecavüzlerin başka bir hükümet tarafından cezalandırılmasından ve başlarına kayyım atanmasından korkuyor ve bunu da kendisine göre İslami demokrasi adına yapıyor.

Oysa korkmasına gerek yok, hemen Süleyman Soylu imdadına yetişmiş, “Ben varken olmaz” diyerek esasında masa altından sopayı cumhurbaşkanına bile gösteriyor. Ayrıca başka bir hükümette bu yasanın kaldırılacağından da eminim.

Bunların demokratlığı bu kadar da değil, AİHM’in Selahattin Demirtaş hakkında aldığı karar tartışılıyor Habertürk’te, tartışmacılardan birisi Faruk Acar, kendisini diğer AKP’li ve dincilere göre hep daha demokrat birisi diye tanımlamış birisidir. Demirtaş’ı anlatırken HDP’nin bir Türkiye partisi olarak kurulduğunu ve 6 milyon seçmenin kendisine “Ulan olmalısın” diyerek oy verdiğini söylüyor. Burada güya o küfürü kendisi etmemiş oluyor, seçmen etmiş oluyor. Diğer partileri ve seçmenleri bilemem ama HDP seçmeni ne Demirtaş’a ne de başkasına şimdiye dek bu sözcüğü kullanmadı, sadece kendi başkanlarına değil, başkalarına da kullanmadı.

O yetmiyor, sıra Osman Kavala’ya geliyor ve Kavala’nın halkın nezdinde Demirtaş gibi tanınmadığını söyleyip “Halk ne halt ettiğini bilmiyor” gibi pespaye bir ağızla devam ediyor. İşin ilginç yanı yine halka mal ediyor bu terbiyesizliği. 

Bence son dönemde dinciler bir şekilde dindarları sömürmeye ve onları ince ince yanlarına çekmeye çalışıyor, son çareleri de bu ama son Ustura Programı’nda Can Dündar’ın da dediği gibi patlamaya hazır durumda bir halk var, du bakali n’olcek.