1998 yılı Recep Tamam Erdoğan’ın istediği gibi bitti, kendisi hapse girdi, kapatma davasıyla boğuşan Refah Partisi’nin kapatılması hızlandırıldı ve kesinleşti ve en önemlisi hem Erdoğan hem de Necmettin Erbakan siyasi yasak yediler. Erbakan’ın genel başkan olmadığı bir ortamda tabanı ve seçmeni kendi tarafına çekmek daha kolaydı.

Ya yasalar çok saçma ve karışık yada benim hukuki mantığım bunu anlamaya yetmiyor yada en vahimi biyerlerden emir geliyor ve durum ona göre ayarlanıyor. Bakalım bu anlatacağımda siz bir mantık bulabilecek misiniz?

  1. Erdoğan Refah Partisi Istanbul belediye başkanı, okuduğu bir şiirden dolayı ceza alıyor, milletvekili seçilme hakkı elinden alınıyor ama aynı Erdoğan parti kurup başkan olabiliyor.
  2. Refah Partisi hakkında kapatma davası var, Erdoğan’ın şiir okuma görüntüleri dosyaya ayrıca ekleniyor ve parti kapatılıyor. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve Halil İbrahim Çelik’e 5 yıl siyaset yasağı getiriliyor.
  3. Erdoğan 312/2 maddesine göre "halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçlamasıyla yargılandı ve ceza aldı.
  4. Refah Partisi’nin kapatılma dosyası girişi: 

Davacı...................................: Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı 
Davalı....................................: Refah Partisi 
Dava......................................: Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği açıklıkla anlaşıldığından, REFAH PARTİSİ'NİN TEMELLİ KAPATILMASINA KARAR VERİLMESİ İSTEMİ 
Dayanılan Yasa Maddeleri.....: Anayasamızın 69 uncu maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 68 nci maddesinin dördüncü fıkrası.

Sizce kapatılma nedenleri arasında fark var mı, bence yok ama ikisi de siyasi yasak alırken, Erdoğan sanki hafifletilmiş bir siyasi yasak alıyor. Daha sonra ilginç bişey oluyor, Refah Partisi’nin kapatılma olasılığına karşı Fazilet Parti kuruluyor ve parti kapatılınca herkes Fazilet’e geçiyor.

Herşey yeni partide başlıyor, Recai Kutan parti başkanı oluyor ve kongrede Abdullah Gül adaylığını koyuyor, çünkü Erdoğan aynı Erbakan gibi siyasi yasaklı, hiçbir partiye üye olamıyor, aday da olamıyor. Abdullah Gül ‘Yenilikçiler Grubu’ adına 521 oy alıyor, Recai Kutan ise 633 oya alarak yeniden seçiliyor. Tabi 521 oy çok ciddi bir potansiyel, Fazilet Partisi de kapatılınca herkes kendi yoluna geçiyor, Recai Kutan ve ‘Milli Görüş’ çizgisindekiler Saadet Partisi’ni kurarken, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları AK Parti’yi kuruyorlar.

Yasalara göre partiye üye olması ve doğal olarak da başkan olması olanaksız olan Erdoğan partinin hem kurucusu hem de başkanı oluyor. Yani esasında aynı mantıkla esasında Recai Kutan’ın da karşısına çıkabilirmiş ama çıkmıyor, nedeni çok basit, “Erdoğan yenilmez” Kendisi yenilmemek için burada Abdullah Gül’ü kullanıyor.

Geçen gün bunları düşünürken Said Sefa’yla yazışıyordum, kendisine seçilseydi Abdullah Gül seçilseydi yerini Erdoğan’a bırakır mıydı diye sordum, çok net “Bırakmazdı” dedi.

O konuda çok emin değilim ama %51 gibi Said Sefa’yla aynı düşünüyorum. Erdoğan kullanılmak için çok uygun birisiydi onlara göre ama tersi oldu. Sonraki yazıda nasıl başkan oldu ve sonrasını yazacağım.