Uzun zamandır insanoğlu ilk neyi keşfetmiştir diye düşünüyorum, kendini korumak için silah var, ateş var, tekerlek var, anlayacağınız varoğluvar. Bunlardan önce bişey olmalı ama ne diye düşünürken geçen gün en sıkıntılı halimde buldum. İnsanoğlu, daha doğrusu ilk kadın yada erkek düğümü bulmuş olmalı.

İlk insan için ister Adem'le Havva deyin, isterseniz beni ve eşimi kabul edin ve Hilal'le Ahmet deyin, hiçbişeye gereksinimiz yokken bişeye gereksinimiz vardı, o da çocuk doğduğunda Havva'nın yada Hilal'in ondan nasıl ayrılacağıydı. Ayrılmak da yetmiyor, hayvani bir şekilde beslenmeyi öğrendiğimizden parçalayarak ayırmayı biliyorduk ama sonrası ne olacak, adının bağırsak olduğunu bile bilmediğimiz şeyin ağzını açık bırakamazdık. Adem'i bilmem ama düğüm atmayı ben mi aklıma getirdim, Hilal mi, kesinlikle anımsamıyorum.

Evet, ondan sonrasını düşünmek bile istemiyorum, hay o düğümü bulmaz olaydık, (Diyemiyorum tabi, herbiri bir parçam çocuklar var) ne vardı da düğümü bulduktan sonra yaşadığımız herşeyi düğümlemeye başladık, ne vardı düğümde bizi çeken. Şu an dünyada düğüm olmayan bişey var mı, hep bişeyleri çözüm halindeyiz, niye, çünkü düğümlüyoruz.

Düğümlemeyi öğrendikten sonra insan neslinin renklerini düğümlemişiz ve hâlâ uğraşıyoruz. Mülkiyet işini düğümleyince gerisi sıralanmış, kölelikle başlamış, köleliği sözüm ona kaldırmışlar ama işçi sınıfını köle yerine koymuşlar.

İlk çocukla beraber farkına varmadan aile kavramı girmiş beynimize ve orada insan egosu, 'BEN'cillik başlamış ve beraberinde 'BENİM' demesini öğrenmişiz. Benim çocuğum, benim karım, benim evimden benim bahçeme gelmiş ve sınırlar koymaya başlamışız ve insanların rahat gezmesini düğümlemişiz.

Sınır büyük bir düğüm olarak karşımızda duruyor, 1071'de Kürdistan sınırından girip Konstantinopolis'e kadar gelmişsin 1453'de ve bugün geldiğinden bin sene önce kurulmuş Ayasofya düğümünü çözmeye çalışıyorsun. Öyle bir düğüm ki, buraları fethettiğin için padişahları bağrına basarken aynı anda anti emperyalist savaş veren Mustafa Kemal'i de ilah yapmışsın.

Şimdi bütün dünya bisürü düğümü çözmeye uğraşırken AKP içindeki düğüm de çözülmeye başladı. Önceki gece, 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın gazıyla sokağa çıkan ve silahlı askere karşı durabileceğini zanneden kimi aileler aile ve sosyal yardım bakanlığının kapısına dayandılar. Bir dernek kurmuşlar, şehit ve gazi aileleri yardımlaşma derneği ve şimdi devletin kendilerine verdiği söz yerine getirilmediği için ayaklanmışlar. Devlet söz vermiş, bunun için 300 milyon lira toplanmış ve ailelere dağıtılacağı söylenmiş. Dağıtmanın dışında yaralanan gazilere de maaş bağlama sözü vermiş.

Ufak bir olay gibi dursa da içi düğüm dolu ve öyle karmaşık ki, nasıl çözüleceği ve ne kadar süreceği belli değil.

Düğüm 1. Silah kullanma yetkiniz var mıydı?

Düğüm 2. Silahı size kim ve hangi yasaya dayanarak verdi?

Düğüm 3. Darbe başarılı olsaydı elinizdeki silahla kimin yanında duracağınız belli mi?

Düğüm 4. Darbe önlendiğine göre silahları neden teslim etmediniz?

Düğüm 5. Dernek kurucuları ve üyeleri sadece şehit yakınları ve gaziler mi, yoksa silahla insan yaralayan ve öldüren kişiler de var mıdır?

Şöyle bir düşünsenize gerçekten, düğüm etmediğimiz ne kaldı, bir düğüm yaptık, ilk insandan beri çözemiyoruz.