Rusya'nın doğalgaz dağıtımlarıyla ilgili yeni belirsizlikler nedeniyle Almanya’da toplumsal çalkantı ve siyasi anlaşmazlıklarla ilgili endişeler artıyor. Sosyal Demokrat Partili (SPD) Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser, geçtiğimiz Pazar günü (17.07.2022), Handelsblatt gazetesinden Dietmar Neuerer ile yaptığı röportajda radikal protestolar olabileceği konusunda uyarıda bulundu:

“Elbette, Corona döneminde demokrasiyi hor görenler, aşırı sağcılarla yan yana yürüyenler, keskin bir şekilde yükselen fiyatları (enerji) tekrar harekete geçmek için bir neden olarak görerek kötüye kullanmaya çalışabilirler” dedi.

Popülistleri ve aşırılık yanlılarını güvenlik yetkililerinin çok yakından takip ettiğini söyleyen bakan, "Muhtemel yeni protestolara da hazırız" dedi.

Aynı zamanda Faeser, yükselen fiyatlardan özellikle sert şekilde etkileneceklerin korkularının merkez siyaset tarafından körüklenmemesi gerektiği konusuna da dikkat çekerek "Sorumlu sosyal politika, toplumumuzu bir arada tutmanın ve aynı zamanda iç güvenliği korumanın ön koşuludur" diye ekledi.

11 Temmuz'dan bu yana Baltık Denizi boru hattı Nord Stream 1'den bakım çalışmaları nedeniyle Rus gazı geçmiyor. Berlin'in yaklaşık on gün süreceğini tahmin ettiği çalışmanın ardından Rusya'nın gazın vanasını tekrar açıp açmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Haziran ayının ortalarında Rus şirketi Gazprom, arızalı bir türbini öne sürerek Baltık Denizi boru hattı üzerinden gaz tedarikini ciddi şekilde zaten azalttı.

DÜŞÜK GELİRLİ İNSANLAR İÇİN YAŞAM KOŞULLARI KÖTÜLEŞİYOR

Almanya'da yaşam son derece pahalı hale geliyor. Harcamasına dikkat etmesi gereken herkes bunu hissediyor. Enflasyon oranı önceki hesaplamalara göre Mayıs ayında yüzde 7,9 ve Haziran ayında yüzde 7,6 idi. Üstelik bu rakamlar da sabitlenmiyor. Enerji fiyatları sürekli bir artış halinde ve faturalar iki katına çıktı. Bununla da kalmayacağı şimdiden görünüyor. 2023 itibariyle faturaların üç katına çıkması bekleniyor. Yıllık 1500 euro ödeyen birinin 2023’deki faturasının 4500 euroya çıkması ihtimali var. Enerji fiyatlarının yanı sıra artan enflasyon nedeniyle gıda fiyatlarında da ciddi bir artış var. Sosyal yardım kuruluşlarından yemek yardımı alanların sayısı da her geçen gün artıyor. Çok düşük gelirli insanlar için, devalüasyon bir felaket anlamına geliyor, özellikle de sekiz milyon civarında Hartz IV olarak adlandırılan devlet yardımıyla yaşayan veya yaşlı olup da asgari düzeyde devletten emeklilik alan insanlar için durum daha da kötüleşiyor.

Fakat bu gidişata karşı SPD, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP)‘den oluşan koalisyon hükümetinin enerji ve ekonomi politikalarını eleştirmek, protesto etmek isteyen olursa bu protestolar daha başlamadan protestocular şimdiden İçişleri Bakanı Nancy Faeser tarafından aşırı sağcı, aşırılıkçı ilan edildi bile. SPD’li bakanın hükümetini korumak için attığı adım halkını fişlemek oldu.  Sayın Faeser için hükümete karşı sokağa çıkan herkes aşırı ve "demokrasi düşmanı" olacak. Böylece önümüzdeki aylarda Federal Hükümet yetkililerinin protestocuları ve protesto konularını itibarsızlaştırmak ve karalamak için ne gibi taktikler geliştireceklerini de tahmin etmek zor değil.

Otokrasiye karşı demokrasiyi savunmak adına Ukrayna yanında Rusya’ya ya karşı taraf tutanlar bir anda demokratik rejimlerin vazgeçilmez unsuru olan barışçıl protesto hakkını kullanma ihtimali olan halkı daha o hakkı kullanmadan kriminalize etmekte hiçbir tuhaflık görmüyor.

Putin otokrasisine karşı savaş açan Batılı liderler başka otokratik, tekokratik ülkelerden enerji tedarik etmek için görüşme üstüne görüşme yapıyor ama bu da normal eleştirilecek bir tarafı yok. Kim tutarsızlığını kabul eder ki hele de tutarsızlık bir ideoljiye aitse.

Kışın donmak istemediğinizi ifade ederseniz, daha da yoksullaşmamayı, sosyal adaletsizliği dile getiren biriyseniz İçişleri Bakanı Faeser için aşırı sağcı, aşırı solcu, demokrasi düşmanı vs biri olduğunuz bir gerçeklik.

Fiyatların yükselmesinden, gaz yetersizliğinden en başta zaten Putin sorumlu buraya kadar bir sorun yok. Ancak enerji sorununun oluşacağı açık ortadayken yeterli önlem almadan mevcut kömür ve nükleer santralleri kapatırken ne düşünüldü diye de artık soramıyoruz, çünkü bunu sorunca üzerinde “aşırı” yazan herhangi bir çekmeceye hapsedilebiliriz. İçişleri Bakanı için hükümet politikasında bir sorun yok sorun onun demokratik olarak eleştirilmesinde yatıyor.

Fakat hala hükümetin kışın yeteri kadar gaz olmaması durumunda nasıl bir hazırlık yaptığına dair elle tutulur bilgi yok. Hükümet sadece “şöyle olmamalı; böyle olmamalı; şu kadar yardım yapılmalı” gibi cümleler ve halka enerji tasarrufu yapma çağrısı dışında somut bir öneri ortaya koymadı. SPD, Yeşiller ve FDP halktan daha az duş yapmasını isteyerek enerji sorununu çözmeye çalışıyor.