Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlemek çok keyifli, bazen insanı çileden çıkarıyor, bazen de kendisine hayranlık uyandırıyor.

Erdoğan’ın son hamlesi, döviz kurlarındaki manipülatif olduğu iddia edilen oynaklığı araştırmak için Başkanı olduğu Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye sokması gerçekten hayranlık uyandırıcı bir girişim, helal olsun Zât-ı Şahanelerine.

Hürriyet gazetesinin 27 Kasım günkü sayısından kes-kopyala yöntemiyle aktarıyorum haberi; haberi aktarmada Hürriyet’i tercih etmem haberin kasıtlı olmadığına yönelik bir karine.

Haberin tamamı aşağıda:

“CNN Türk'ün haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan kurula döviz kurlarında ani gerçekleşen değer artışının sebeplerini araştırmak üzere talimat verdi. Kurul Başkanı Yunus Arıncı ve kurul üyeleri kritik dönemlerde yüklü miktarda döviz alımı yoluyla manipülasyon yapıldığı iddiaları da dahil olmak üzere yaşanan artışın sebeplerini araştırmak üzere çalışma başlattı.

DDK'nin yetkileri arasında kurum, kuruluş ve birimlerin her kademe ve rütbedeki görevlileriyle doğrudan yazışma, gerekli gördüğü gizli veya açık her türlü bilgi ve belgeyi bankalar dahil olmak üzere isteme bulunuyor.

Kurul bünyesindeki soruşturma gruplarının yazdığı denetim raporları cumhurbaşkanına ve yetkili mercilere gönderilebiliyor.

Kurul hukuka aykırılık tespit etmesi halinde ilgililer hakkında suç duyurusunda da bulunabiliyor.”

Bu haber Zât-ı Şahanelerine yönelik son on yıldır tümüyle kaybettiğimi zannettiğim beğeni ve saygıyı şahsımda en azından kısmen geri getirdi.

Devlet Denetleme Kurulu (DDK) Cumhurbaşkanına bağlı bir kurul ve isminin başında “Devlet” kelimesi var, bu çok önemli özellikler DDK’yı mutlak olarak güvenilir, tasarruflarından, araştırmalarından, kararlarından ve bulunacağı suç duyurusundan zerre kadar kuşku duyamayacağımız bir devlet kurumu haline getiriyor.

Bu tür araştırmalarda yani para piyasalarında manipülasyon iddialarında uygulanacak yöntemlerin en başında bir basit korelasyon araştırması gelir.

Başka bir ifade ile de kim ne yapmış, kim ne demiş ve bu eylemler, ifadeler ile birlikte, bir nedensellik ilk aşamada tanımlanamasa bile, para piyasalarında mesela kurlarda nasıl gelişmeler olmuş, buna bakmak gerekmektedir.

Üstelik, şayet bu eylemlerin, bu ifadelerin sahipleri ellerinde kamusal güç bulunduran kişiler ise onlara “olağan şüpheliler” diye bakmak normaldir, DDK gibi ciddi ve güvenilir kuruluşlar da ilk önce buna bakarlar.

Mahallemizin köşesindeki bakkal Amca o sabah, mesela 18 Kasım’da, siftah yaptığı Ayşe Teyze’ye “Merkez Bankası bence faizleri düşürecek ve zaten de öyle olması gerekiyor, istihdamın, üretimin ön koşulu budur” demiş ise bu ifade de kendi çapında bir ifade beyanıdır ama bakkal Amca’nın para piyasalarında bir kıymet-i harbiyesi okunamayacağı için DDK bakkal Amca’nın yakasına yapışmaz.

Ama, PPK toplantısı öncesi aynı beyanı Merkez Bankası Başkanı ya da çok önemli bir devlet büyüğü dillendirmiş ise bu beyan muhtemelen manipülatif bir beyandır ve ciddi bir kurul olan DDK mutlaka bu beyanın peşine takılır.

Türkiye’de dolar ve avro TL karşısında yılbaşından bu yana çok büyük değer kazandılar ve TL’nin esnek kur rejiminde bu kadar değer yitirmesi artık bir devalüasyon görüntüsü vermeye başladı.

Gelelim korelasyon meselesine.

Gazete arşivlerini bir açsın bakalım DDK görevlileri, kurların zıplaması ile PPK toplantıları hemen öncesinde piyasaları etkileme gücü çok yüksek, MB Başkanını görevden alma yasal yetkisini haiz hangi çok büyük devlet adamının “halkımızı faize ezdirmeyeceğiz, üretim, istihdam ve büyümenin ön koşulu faizlerin düşmesidir, bu görüşte olmayanlarla yol yürümeyeceğiz” ifadeleri arasında hem zamansal hem de anlamsal korelasyon bulacaklardır?

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu manipülatif işlem ve ifadeler konusunda DDK’yı devreye sokarak kanımca hem kendini hem de yakın çevresini, AKP sözcülerini, danışmanlarını ateşe atmıştır ama sorumlu, milletini, ümmetini seven bir Cumhurbaşkanından da kurlardaki bu anormal sıçramanın nedenlerini ve faillerini bulmak için zaten bu beklenir.

İşte ben buna sorumlu ve haysiyetli devlet adamlığı derim.

Bu doğrultuda karar alacak ve soruşturma başlatacak DDK’ya da sorumlu, anayasal, saygın devlet kurumu derim ben ve DDK da zaten aynen böyledir.

Münafıklar Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu istemez diyebilirler, onları hiç ciddiye almayın, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı için tek hedef bu anormal kur oynamasının gerçek failinin, sonunda kendisi de yansa, bulunması olacaktır.

DDK da, bin senelik hatta daha da eski ve köklü bir devlet geleneği içinde sadece ve sadece göreve odaklanacaktır ve dürüst araştırmalar sonunda kim okkanın altına gidecek ise gitsin, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaktır.

Yerli ve milli bir devlete yakışan ve olacak olan da budur.