Genelkurmay Başkanı neden ortalarda yok?



Artı Gerçek

Türkiye Devletinin bugün için bir devlet protokol listesi yok. Böyle bir devlet düşünebiliyor musunuz?


Galiba nedenini buldum. 

Ortada büyük bir devlet skandalı var, kimse, başta muhalefet, bu konuya girmiyor. 

Muhtemelen herkesin dikkatini çekiyordur, Suriye meselesi var, Libya meselesi var, Doğu Akdeniz meselesi var, Genelkurmay Başkanı ortada yok, sadece Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı görüyoruz.

Demokratik bir ülkede de olması gereken budur, 2016 öncesi genelkurmay başkanlarının isimleri ezbere bilinirdi, kimse milli savunma bakanlarını tanımazdı.

Biz de, liberal demokratlar diyelim, otuz senedir bunu söylerdik, Genelkurmay Başkanının Başbakana değil, Milli Savunma Bakanına bağlanmasını savunurduk, ultra Kemalistler bize çok kızarlardı, orduyu pasifize (!) etmek istiyorsunuz derlerdi, AKP de, Erdoğan da 2002’den 2016’ya kadar bu konuya girmeye cesaret edemediler, bize de “siz haklısınız ama her şeyin bir zamanı var” derler idi, meğer zamanı 15 Temmuz imiş.

15 Temmuz 2016 sonrası ilk işlerden biri olarak Genelkurmay Başkanı Milli Savunma Bakanına bağlandı, iyi de oldu ama keşke bu doğru için 15 Temmuz beklenmese idi. 

Türkiye Devletinin bir protokol listesi var (idi), Cumhurbaşkanı, anlaşılabilir, protokol dışı, ilk sırada TBMM Başkanı, ikinci sırada Başbakan, üçüncü sırada Genelkurmay Başkanı; Anamuhalefet Partisi Başkanı, tüm bakanlar, yüksek yargı başkanları, tüm milletvekilleri sonradan geliyorlar (idi).

Neden parantez içinde (idi) ifadesini iki kez kullandım yukarıdaki paragrafta?

Yeni geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümeti sisteminde artık Başbakanlık diye bir kurum yok, yani protokol listesinin ikinci sırası boşaldı ama bu nokta çok önemli değil, anlatacağım.

Esas önemli nokta Genelkurmay Başkanının Milli Savunma Bakanına bağlanmış olması.

Dolayısıyla Genelkurmay Başkanının artık devlet protokol listesinde üçüncü sırada olmasının bir manası yok çünkü Milli Savunma Bakanına bağlandı, protokol listesinde Milli Savunma Bakanının arkasında gelmesi gerekiyor.

Ancak, Milli Savunma Bakanının diğer bakanlara oranla da bir ayrıcalığı yok, yani sadece Milli Savunma Bakanını devlet protokol listesinde Genelkurmay Başkanının önüne geçirmek olmaz, tüm bakanların topluca Genelkurmay Başkanının devlet protokol listesinde önüne geçmesi lazım.

Ama, muhtemelen de, bir nedenden bilinmez, bu normal işi yapılamıyor.

Bu yazıyı neden yazıyorum?

İnterneti çok iyi kullandığımı iddia edemem ama elimden gelen gayreti gösterdim, bir yanlışım varsa herkesten bu yazı için de özür dilemeyi bilirim; İnternet aramalarım ve aldığım çok değerli yardımlar bana çok korkunç bir gerçeği gösteriyor, Türkiye Devletinin bugün için bir devlet protokol listesi yok. 

Evet, yanlış okumuyorsunuz, Türkiye Devletinin bugün hâlâ bir devlet protokol listesi mevcut değil.

Böyle bir devlet düşünebiliyor musunuz?

Devletin devlet protokol listesi olmadan çalışmasının temel nedeni Genelkurmay Başkanını bu yeni modelde nereye koyacaklarını bilememeleri.

İnternetten ulaşacağınız her devlet protokolünde hâlâ ikinci sırada bugün olmayan Başbakanlık kurumu var, hemen arkasından da artık Milli Savunma Bakanlığına bağlanmış olan Genelkurmay var.

Çok açık söylüyorum, kimse kızmasın, alınmasın, bu görüntü kabile devletlere bile yakışmaz.

Eski (ama korkarım hâlâ yürürlükte olan) devlet protokol listesi çok yanlıştı, NATO toplantılarına Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı beraber gidemezlerdi çünkü NATO ülkelerinde ve sisteminde tüm komutanlar Savunma Bakanına bağlıdırlar, bizim Genelkurmay Başkanı Savunma Bakanının arkasında oturmamak için bir toplantıda Savunma Bakanı, öbüründe de Genelkurmay Başkanı mazeret beyan edip toplantılara katılmazlardı.

Türkiye böyle komediler yaşadı.

Oysa, mesela Fransa’da, Genelkurmay Başkanı bırakın bakanları tüm milletvekillerinin ve senatörlerin devlet protokolünde arkasındadır, beş yüz bilmem kaçıncı sırada.

Türkiye bugün için kendine göre bir çözüm uydurdu ve devlet protokolü olmayan bir ülke olduk. 

Eski şarkıda olduğu gibi, bir ihtimal daha var, o da yeni protokolün oluşmuş olması ama bir resmi gazetenin gizli bir sayısında yayınlanıp, açıklanmaması.

Bizde bu bile olabilir. 

Boşuna söylemiyoruz, TÜRKİYE ÇOK KÖTÜ YÖNETİLİYOR, DEVLET PROTOKOLÜ BİLE YAPILAMIYOR.
 

YAZARIN TÜM YAZILARI