Önce olgulara, resmî metinlere bakalım, yorumu en sona bırakalım.

Önce Anayasanın 118. Maddesini (Milli Güvenlik Kurulu) koyuyorum yazıya.

Millî Güvenlik Kurulu

MADDE 118- (Değişik birinci fıkra: 3/10/2001-4709/32 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından kurulur.(1)

Gündemin özelliğine göre Kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler çağrılıp görüşleri alınabilir.

(Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/32 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Devletin millî güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Cumhurbaşkanına bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Cumhurbaşkanınca değerlendirilir.

                                                                                      xxx

İkinci olarak Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Cumhurbaşkanı Kararnamesinin bizi ilgilendiren maddesi

 

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilat ve görevleri hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Sayısı : 6

Yayımlandığı Resmî Gazetenin Tarihi – Sayısı : 15/7/2018 – 30479

 

Tanımlar

 

MADDE 2 - (1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde geçen;

a)Devletin Millî Güvenlik Siyaseti: Millî güvenliğin sağlanması ve millî hedeflere ulaşılması amacı ile Millî Güvenlik Kurulunun belirlediği görüşler dâhilinde, Cumhurbaşkanı tarafından tespit edilen iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları kapsayan siyaseti,

 

d) Millî güvenlik: Devletin anayasal düzeninin, millî varlığının, bütünlüğünün, milletlerarası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dâhil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması ve kollanmasını, ifade eder.

 

                                                                                       xxx

 

Üçüncü olarak da 25 Kasım MGK toplantısının basın bildirisinden bizi ilgilendiren bölüm:

 

Milli Güvenlik Kurulu, 25 Kasım 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanmıştır.

 

Toplantıda;

1-………….

2- “Türkiye’nin inşa ettiği sağlam altyapı üzerinde, hedeflerine uygun şekilde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomi politikalarını hayata geçirme sürecinde karşılaştığı ve karşılaşabileceği sınamalar ile tehditler değerlendirilmiş, Cumhuriyetimizin 100. yılına her alanda olduğu gibi iktisadi olarak da güçlü şekilde ulaşma kararlılığı teyit edilmiştir.”

 

                                                                                      xxx

 

Şimdi lütfen önce Anayasa 118’den, sonra da MGK Genel Sekreterlik Kararnamesinden MGK’nın anayasal ve yasal (hukuki demem olanaksız) görevlerine bir bakalım. Sonra da 25 Kasım 2021 tarihli MGK toplantısının basın bülteninden ekonomi politikalarına ilişkin maddeye bir bakın. Ortada bugün ve yakın gelecek için çok vahim bir manzara var.

 

Bu satırların yazarı “bu ekonomi politikası maddesi yanlıştır” demeyi çok sevmiyor çünkü çok eskilerden beri MGK’nın bir anayasal kurum olarak varlığına itirazı var.

 

Adı MGK ya da başka bir şey olabilecek bir danışma kurulunun anayasal bir kurum haline gelmesi çok yanlıştır, 27 Mayıs 1960 darbesinin bir yanlışıdır; sisteme göre Cumhurbaşkanı ya da Başbakan ilgili her kamu görevlisini ofisine çağırıp kendilerine her önemli konuda danışabileceği için bu tür bir kurumun anayasal mevcudiyetini kimse bana 1960 darbe ruhuna gönderme yapmadan açıklayamaz.

 

AKP de yirmi yıllık iktidarı sonrası askeri vesayetin en önemli kurumunu BUGÜN İÇİN kontrol ettiğini zannederek MGK’nın anayasal varlığına itirazını eski söylediklerini yutup yalayıp geriye çekmiştir, çok ayıptır.

 

Öte yandan, kendini modern, seküler zanneden başka bir kesim de MGK’nın anayasal varlığı konusunda AKP ile aynı hizaya gelmekten utanmamaktadır ve karşımıza böyle bir garabet çıkabilmektedir.

 

Ne kadar ilkesel olarak MGK’nın anayasal varlığına itiraz etsem de 25 Kasım MGK toplantısında alınan kararlardan bültende karşımıza çıkan 2. Maddeyi gördüğümde tüylerimin diken diken olmasına engel olamıyorum.

 

Durum her geçen gün daha bir vahamet kesp etmektedir. Bu MGK görüşü (Madde 2) Erdoğan’ın tümüyle anlamsız faiz teorisinin mahcup bir biçimde milli güvenlik gereği olarak sunulmasından başka bir şey değildir.

 

Böylece Erdoğan’ın bu orijinal teorisine karşı çıkmanın artık birileri tarafından milli güvenliğe aykırı bir görüş ve ifade olarak değerlendirilmesinin önü açılmaktadır.

 

AKP ve Erdoğan otoriterliği (kibarca böyle diyorum) buraya kadar ulaşmıştır.

 

Allah encamımızı hayreyleye.