Türkiye’nin gaz ithalat faturası önümüzdeki 3-4 ayda %30-35 artacak. Enerji uzmanı Ali Arif Aktürk’ün kendi bloğunda yazdığı yazıya göre bunun nedeni de uluslararası piyasalarda doğalgaz fiyatının yüksek oranda artması.

Türkiye’de yüksek enflasyon, azalan kişi başına milli gelir, küresel ve ülkesel artan gıda fiyatları derken bir de kış aylarında doğalgaz fiyatlarının önemli ölçüde artacağı gerçeği zor bir kış döneminin bizleri beklediğinin habercisi.

Biz TL değer kaybettikçe enerji faturalarımızın yükselmesine alıştık.  Peki, ne oluyor da doğalgaz fiyatları sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da, Asya’da da artıyor?   

Ekonomiler salgından çıkıyor; arz talebe yetişemiyor.  Avrupa özelinde niyet yeşil enerjiye dönmek ama onun için daha yıllar var.  Ve Rusya’dan gelen doğalgaz fabrikaların üretim süreçlerinde enerji ihtiyaçlarını karşılamakta temel girdi. 

Kömür santralleri zaten kapatıldı, gaz stokları azaldı ve kıtanın yenilenebilir enerji kaynaklarına olan artan bağımlılığı da şimdilerde kırılganlık yaratıyor.  Pandemi çıkışı gibi sıra dışı bir dönemde Avrupa’nın enerji tarafındaki kırılganlığı ortaya çıkıyor.

Eylül ayında henüz hava sıcaklıkları çok düşmüş değil. Bir ay sonra havalar da önemli ölçüde soğumuş olacak Avrupa için. Üretim talebine bir de ısınma talebi eklenecek.

Bu da üretim kısıtlamaları demek. Doğalgaz ve elektrik fiyatları önümüzdeki birkaç ay içinde Euro bazında %30-40 artacak.  Avrupa Birliği elektriğinin yaklaşık %23'ünü doğalgazdan, %26’sını da nükleer santrallerden elde ediyor. Elektriğin depolanması çok kolay olmadığından, doğalgaz fiyatları yükseldiğinde elektrik fiyatları da beraber artıyor.

Enerji sıkıntıları zaten yüksek olan talebi karşılamaya yetmeyen fabrikaların üretim aksaklıkları ile daha da derinleşecek.

Bazı fabrikalar- Almanya, İngiltere ve Fransa’da - geçici olarak üretimi durdurmak zorunda kaldılar.

Bunların arasında önemli tarımsal girdi üreten fabrikalar da var. 

Küresel gıda fiyatları son bir yılda %33 artmışken daha da yükseleceğinin habercisi bu durum.

Yükselmekte olan enflasyona bir de bu yönde katkı gelecek kısaca Euro Bölgesi enflasyonu son açıklanan verilere göre %3’le son 10 yılın zirvesinde ve bu seviyenin son zirve olmadığı da böylece netleşmekte.

Avrupa enerji fiyatlarını rekorlara taşıyan arz krizi, pandemi ardından bölgenin ekonomik iyileşmesini rayından da çıkarabilir önümüzdeki aylarda.

Şirketler ve hane halkının elektrik ve doğal gaz faturaları yükseldikçe sonuçta darbe alacak olan tüketici harcamaları ve tabi endüstriyel tüketim.

İklim krizi burada da devreye girmekte.  Geçen senenin sıra dışı soğuk ayları Avrupa’da gaz stoklarını diplere itti.  Şimdi gaz stoklarının yenilendiği dönem, ancak Rusya tedarik tarafında sınırlı artışa gitmekte. 

Bahanesi, kendi envanterini yenilemekte oluşu.

Muhtemelen gerçeği, fiyat artışlarının işine gelmesi, Avrupa’nın kendisine enerji bağımlılığından keyif alması. İşin diğer bir tarafı da, Avrupa’da doğal gaz fiyatları “yeterince” yükselmeden Asya’ya yönlenen sıvılaştırılmış doğal gazın varış yönünü değiştirmeye gerek olmaması. Kısaca, daha yüksek karlı piyasa Asya, Avrupa değil.

Şu durumda tüketicilere giden elektrik ve doğalgaz fiyatları için kamu düzenleyici kurumları bu kış devreye girecek gibi.  Çok alışılmış bir durum değil bu Avrupa ölçeğinde. Ancak pandemi ile vurulan hane halkı bir de kış aylarında yüksek enerji maliyeti ile darbe alırsa Avrupa’da siyasi açıdan yer yerinden oynayabilir.

O zaman Avrupa’da yıllardır artarak devam eden yenilenebilir enerji yatırımlarının faydası olmayacak mı?  Avrupa İklim Krizini tersine çevirmek amacıyla yeşil enerjiye önümüzdeki yıllarda daha da fazla odaklanacak.  Bunun anlamı da fosil veya nükleer yakıt jeneratörlerinden uzaklaşması demek.

Burada da risk tam da bu sene gerçekleştiği üzere öngörülemez iklim hareketlerinin, değişken hava durumu şekillerinin büyük fiyat kaymaları yaratabilmesi.

Kuraklık varsa, nehirlerden enerji üretimi azalacak demek.  Ya da seller varsa, yine enerji üretimi sekteye uğrayacak. Yeşil enerji, rüzgâr enerjisi olağan ve öngörülebilir mevsimsel hava hareketlerinde istikrarlı. Bu da gelecek için önemli bir sorun aslında fakat bu yazının konusu değil. 

Buna rağmen, İngiltere, Almanya ve İskandinav ülkeleri de dâhil olmak üzere kuzey, kıyı ülkelerinin gelişmiş rüzgâr santralleri sayesinde doğalgaz krizinden şimdilik daha az etkileneceğini düşünmek mümkün.

İrlanda örneğin, sonbaharda rüzgâr eksikliğinden elektrik konusunda risk altında. İngiltere'nin elektrik arzı yenilenebilir enerji, doğalgaz, nükleer ve kömürün bir karışımı fakat tesisler eski ve sıkıntılara açık.  AB’li hukukçular doğalgaz tedarikçisi Gazprom’un fiyat artışlarının arkasında manipülasyon yapıp yapmadığı konusunda araştırma istiyorlar. Gazprom ise kendi düşük rezervlerine işaret ederken, kış ne kadar soğuk geçerse geçsin, Avrupa’ya gaz satışını azaltmayacaklarını söylüyor. Kısa vadede çözüm kolay değil özetle.

Elektrik üretimini doğalgaz ve kömürden uzaklaştırmak gerekli çünkü küresel ısınma iklim değişikliği yoluyla çok daha sert krizlere neden oluyor.  Fakat mevcut teknoloji seviyesi ile yenilenebilir enerji de oynaklıklar yaratıyor; özellikle fiyatlarda. Avrupa kıtası yeşil enerjiye yatırımı çoğaltmakta ve bu da eş zamanlı olarak enerji fiyatlarını yükseltmekte.  Döngünün henüz o kısmında kıta. Yeşil enerjiye dönen her ülke benzer bir yolda geçecek, geçmekte.  

Çözüm ise dönemsel artan yenilenebilir enerji maliyetlerine ve yüksek elektrik fiyatlarına bir süreliğine katlanmak; kaynakları sektörün daha ucuz ve istikrarlı yeşil enerjiyi hızla kullanılabilir hale getirmesi için kullanmak.

Tüm bu gelişmelerin zor bir ekonomik dönemeçte bulunun Türkiye ekonomisine yansımalarını gelin yeniden işin uzmanı Aktürk’ten dinleyelim:

“Türkiye’nin yürürlükteki doğalgaz kontratlarındaki fiyatların önümüzdeki ilk hesaplama dönemi 1 Ekim, sonraki 1 Ocak 2022’de. Bu yüzden Türkiye’nin gaz alım fiyatlarında yükseliş yaşanacağı kesin. Benim tahminin, yakın gelecekte Türkiye’nin gaz ithalatı faturasının ciddi şekilde artacağı yönünde.

Gelecek üç dört ayda Türkiye’nin toplam gaz faturasında, nasıl bir kış mevsimi yaşanacağına ve Avrupa’daki mevcut yüksek fiyatların devamına bağlı olarak %30-35’lik bir artış bekliyorum.

Ancak bunun iç piyasaya nasıl yansıtılacağı henüz belli değil. Bunu zamanla göreceğiz.”