Ekonomide olup bitenlerin siyaset alanıyla çok derin ilişkileri var. Ekonomide bugünkü duruma yalnızca yanlış iktisadi kararlarla gelinmedi. Az geriye gidelim. Aslında işlerin keskin bir dönüşle tam olarak çığırından çıktığı dönem, Erdoğan’ın, “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alma” taktiğinden vazgeçip, daha yüksek miktarlı yeni oy depolarına yönelerek (şimdilik!) “yerli milli” taktiğine geçtiği dönemdir. Çünkü “Çözüm Süreci”, Erdoğan’ı içerde siyasal hak ve özgürlükler yönünden bir yere kadar tahammül noktasında tutabiliyordu. “Yerli milli” taktiğine geçişe, “seni başkan yaptırmayacağız”ın intikamı eşlik edince, AKP’nin yeni pozisyonu; Avrasyacı, emekli savaş ağası, ırkçı, Osmanlıcı geniş bir ittifakın zeminini yarattı. Bu ittifaka yaslanan yayılmacı dış politika, en başta, bir zamanlar verimli sonuçları olan “komşularla ticaret”i çökertti. Dünyada Türkiye ile iş yapma isteğini kırdı. İçerde hak hukuk, kurum, kural, yasa tanımazlık arttıkça ekonomide de arazlar çoğalmaya başladı. Yalnızca kural dışı baskılardan söz etmiyorum. Korkunç bir hacıyatmaz yağması kaynakları soğururken, mülkiyet hakkı ile ilgili tereddütler oluştu. İş, “acele kamulaştırma” diye milletin bağına bostanına el koymaya vardı. Bir sabah uyanıyorsunuz, davarların köm yerini çeteye vermişler!

Bütün bu gelişmelerin ekonomideki en önemli sonucu yabancı sermaye alanında oldu. Bonkör yabancılar görünmüyordu. Bono tahvil piyasasından çıkıyorlardı. Yatırıma gelen hiç yoktu. Döviz gelmeyince işler karışıyordu. Ekonomide suyun çekilmekte olduğunu farkettiler!

Yabancılar nerede? Niye gelmiyorlar?

AKP’ye şaşaalı yılları onlar sağlamıştı çünkü.

Her yıl 100 – 200 milyar dolar yeni borç vererek,

Her yıl 15 – 20 milyar dolar doğrudan yatırım yaparak,

Tatlı kar döneminde tatlı kredi notları vererek,

Borsa, tahvil piyasasını çevirerek,

TIR katarı döviz bolluğuyla kur baskılayıp, AKP’ye “Milli hasılayı üç kat büyüttük” havası attırarak,

Devasa cari açıkları çevirerek…

16 - 17 yıl yabancısı da AKP’si de güzel ekmek yedi. Yabancı çok iyi kazandı. Kendi ülkelerinde o karlar yoktu. İçerde de millet, AKP başarısı sandı. “Sanmak” için çok neden vardı. Büyük illüzyondu çünkü.

Sabit faizli, 5 yıl vadeli araba kredisi, 10 yıl vadeli ev kredisi… Türkiye mortgage uygulamasına geçti. Bunlar yabancılardan alınmış uzun vadeli, sabit faizli kredilerle oldu. El parasıydı! Bir bakıma Hollanda, Alman bankası, kendi ülkesinde doymuş durgun piyasa yerine, kendi ülkelerindeki kredi koşullarını (düşük faiz - uzun vade!) aç bir piyasaya, buraya taşıdı. Türkiye’de böyle bir kaynak yoktu. Türkiye’de mevduatın ortalama vadesi 3 ayken, TL faizleri çok oynakken 10 yıl vadeli krediler vermek mümkün değildi. Alman bankasının uzun vadeli kaynağı, Türkiye’de uzun vadeli ev kredisine dönüştü. Yılda 1 milyon araç, 100 bin ev satıldı. (AKP’li vekiller diyor ya  “herkesin arabası var” filan!) Bu illüzyonun çok ekmeğini yedi AKP. Hala yiyor. Hala bir kısım yurttaşımız o günleri AKP başarısı sanıyor. Neyse…

İşte bu nedenlerle yabancıya “gel, bizde karlar tatminkar, mülkiyetine dokunulmayacak” teminatları vermeye, içerde, insan hakları eylem planı gibi yandaşları dışında kimseyi zerre inandırmayan işlere sarılıyorlar. Alemi kör milleti sersem sanıyorlar herhalde. Öyle olmalı. Yoksa yalnızca sadece içerde vatandaşı değil bu defa kendi kurumlarının sahip olduğundan daha çok bilgiye sahip uyanık profesyonel yabancı yatırımcıyı da kandırmaya soyunmazlardı. İnsan hakları eylem planı açıklanırken dolar taksimetresi yukarı gidiyor!

Şimdi yabancıların tavrını yansıtan iki göstergeye bakalım. Aylarca, yazacak bir doğru dürüst bir rakam da olmadığı için açıklanmayan Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) girişinde 2020 rakamları belli oldu. 4.6 milyar dolar giriş olmuş. 4.4 milyar doları konut satışından. Onun da tahmini 1 milyar doları ‘vatandaşlık satışı’ndan… Yatırıma gelen yok! Merkez Bankası faizleri 17’ye çekince, yüksek kurdan giren sıcak paracılar yüzde 30 civarında kısa gün karı yaptılar. Bazı ekonomi kanallarının ekranlarında büyük neşe oldu. Ama Doğrudan yatırımcı yabancı yok!

Konut alımı dışında doğrudan yatırım gelmedi

Dedim ya AKP, çok ekmeğini yedi doğrudan yabancı yatırımın. Aşağıdaki grafik gösteriyor. 20 milyar dolarları aştığı yıllar oldu. Her yıl geldiği kadar büyümenin üzerine eklendi. Eskiden yabancı şirket, fabrika kurar, ortak olurdu. Konut alımı da vardı ama konut, işin 5 – 6’da biri kadardı. Şimdi para getirmemeye, aksine çıkmaya başladılar. Yabancı sermaye diye kala kala Suriyelilere, İranlılara, Iraklılara konut satışı kaldı.

2017’den sonra dışardan gelen paranın önce yarıdan çoğu gayrimenkul alımı oldu. Bu arttı arttı, geldik 2020’ye… Neredeyse tamamı gayrimenkul alımı oldu. Artık yatırımcı sermaye gelmiyor! Konut alımının önemli kısmı da vatandaşlık için yapılan satın almalardan… Önce 1 milyon dolarlık konut alana vatandaşlık veriliyordu, pek gelen olmadı. Sonra 250 bin dolara indi bu. 250 bin dolara inmesinden sonra (Ekim 2018) geçen yılın kasımına kadar, yaklaşık 2 yılda 7 bin 312 kişi gayrimenkul alımı yoluyla vatandaşlık almış. En az 250 bin dolardan dersek 1 milyar 828 milyon dolar ediyor. Bazı alımların 250 bin dolar üstü olduğunu düşünürsek, 2 yılda 2 milyar dolar! Demek ki yılda ortalama 1 milyar dolara geliyor.

Batılılar çıkıyor, girişler doğudan

Diğer yandan Türkiye’de faaliyet gösteren Batılı şirket sayısı azalıyor. Suriye iç savaş cehennemine atıldıktan sonra Türkiye’de her yıl binlerce Suriye kökenli yabancı sermayeli şirket kuruluşu gerçekleşti. Suriye listenin başına çıktı. Bu konjonktürel sapmayı saymazsak, yıllar yılıdır, Türkiye’ye yabancı sermaye de batıdan gelirdi, kurulan yabancı şirketlerin ağırlığı da batılı şirketler olur, her yıl sayısı artardı. 2019’da bu trend değişmeye başladı. Topla çıkar, 2020’de Batılı şirket sayısında 1.050 azalma olmuş! Bu önemli bir rakam.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın verilerine göre 2019 sonunda yabancı sermayeli 74 bin 228 şirket vardı. 2020 yılında doğrudan yabancı sermaye akışındaki büyük düşüşe paralel olarak yabancı sermayeli firma sayısı da artıştan azalışa döndü. 2020 sonu itibariyle Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirket sayısı tarihinde ilk kez azalarak 73 bin 676’ya düştü. Avrupalı, ABD ve Kanada dahil edilerek bakıldığında Türkiye’de faaliyet gösteren Batılı firma sayısı bin 50 azalarak 28 bin 376’ya geriledi. Türkiye’de faaliyet gösteren Alman sermayeli firma sayısında 213, Hollanda sermayeli firma sayısında 212, İngiliz sermayeli firma sayısında 88 azalma gerçekleşti.

Türkiye’de faaliyet gösteren Batılı ülkelerden firma sayılarında azalma olurken, doğulu firma sayısında artış gerçekleşti. Ancak doğu ülkelerinden giriş artışları, batılı ülke firmalarından çıkış sayısının gerisinde kaldığı için toplamda 552 azalma oldu.

2020 yılında 1050 batılı şirket, 140 doğulu olmak üzere toplamda 1190 şirket çıkış yaparken, birkaç Doğu Avrupa ülkesinden sınırlı sayıdaki girişi saymazsak, neredeyse tamamı doğu ülkelerinden olmak üzere 638 yeni firma girişi oldu.