Bir sürü erkek ve erkek cephenin konforunu seçmiş birkaç kadın, kafa kafaya verip “kadınları boşanmaktan nasıl caydırırız” diye çalışıyor.

“Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi İçin Meclis Araştırması Komisyonu” ile başlayan süreç, akla, mantığa, vicdana hepsi bir yana gerçeğe ve hukuka aykırı hamlelerle sürüyor.

Söz konusu Komisyon’un yayınladığı “rapor” adı verilen, kadınların kazanılmış haklarına saldıran politikaları hayata geçirmeye çalışan iktidar, önce kamuoyu yaratmaya soyundu.

Tetikçiliğin öncülüğünü yapan İslamcı tayfa, iktidar desteği ile kurulmuş ‘suni’ platformlar aracılığı ile “mağdur erkek” öyküleri dillendirmeye, özellikle kadın hakları savunucularını hedef göstermeye başladı. 

Kamuoyunda karşılık bulduğu söylenemez. Ama meşruiyetini her alanda yitirmiş bir iktidar için, meşruiyet arayışı çoktan rafa kalktığı için yasalar yoluyla kadınların yasal haklarını budamaya çalışıyorlar.

Ne de olsa hâlâ Meclis çoğunluğu ellerinde.

İlk hedefleri nafaka hakkını kaldırmak. Bakmayın, “esnetmek”, “revize etmek”, “süreli hale getirmek” laflarına. Yasalardaki nafaka düzenlemesini eğip bükerek, zihin bulandırarak algı yaratmaya çalışıyorlar.

 Nafaka zaten süresiz değil bir; ikincisi kadınların büyük çoğunluğu mahkeme kararına rağmen, yasaya rağmen nafaka alamıyor.

İslamcı çöp medyanın yaymaya çalıştığı “kadınların çalışmak yerine ömür boyu nafaka almayı tercih ettiği ya da kadınların nafaka alabilmek için 1 hafta evli kalıp boşandığı” propagandası tamamen kadını eve, şiddete, kocaya mecbur etmek üzere üretiliyor. 

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın 2018 yılı raporunda yapılan tespitler, kadınların bazen bırakın nafaka almayı canını kurtarabilmek için hiçbir talepte bulunmadan boşanmaya razı olduğunu gösteriyor. 

Mor Çatı Raporu “nafaka” hakkındaki gerçekleri de tek tek anlatmış:

“Nafaka miktarı, Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesi uyarınca nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında belirlenir. Kadınların deneyimleri bize gösteriyor ki çoğunluğu yaklaşık aylık 300 TL yoksulluk nafakası almaktadır. Nafaka miktarı standart olmayıp hakim tarafından belirlendiğinden kadınları yoksulluktan kurtaracak ya da çocukların bakımını karşılayacak nafakalar bağlanmamaktadır.”

Nafaka bağlanmış pek çok kadın ise aynı rapora göre, nafakayı tahsil etmekte binbir güçlükle karşılaşıyor.

“Kadınlar maddi yardım talep etmek ya da nafakalarını tahsil edebilmek için Mor Çatı’yı arayarak hukuki bilgi istemektedirler. İcra bildirimi yapılacak adres olmaması gibi yollarla erkekler nafaka ödemekten kaçmakta, nafakayı ödemeyerek, geciktirerek ya da kadını istemek/yalvarmak zorunda bırakarak şiddet uygulamaya devam etmektedirler. İki çocuğuna 400 TL iştirak nafakası bağlandığını paylaşan bir kadın eski kocanın bu nafakayı yalvartarak ve geç verdiğini ayrıca çocukları almakla tehdit ettiğini paylaşmıştır.”

***

 “İki çocuğuna 400 TL iştirak nafakası bağlandığını paylaşan bir kadın eski kocanın bu nafakayı yalvartarak ve geç verdiğini ayrıca çocukları almakla tehdit ettiğini paylaşmıştır.

***

“…Ancak nafakanın ödenmesi ile ilgili tebligatın eski koca tarafından alınmaması nedeniyle icra takibini başlatamadığını paylaşmıştır. Kadın kirasını ödeyemediğinden ne yapabileceği ile ilgili bilgi almak için Mor Çatı’yı aramıştır. Tüm bu yaşananların kadın üzerindeki etkisi “hiçbir şey düşünemiyorum”, “özgüvenim de kalmadı” şeklinde ifade edilmiştir.”

***

“Bir kadın ise eski eşinin ve onun kardeşinin kendisine baskı uygulayarak ve fiziksel şiddette bulunarak '’boşanacaksın, tazminat almayacaksın’' dediğini ifade etmiştir. Birkaç kere boynuna sarılarak boğmaya çalıştığını söyleyen kadın istemeyerek eşinden boşanmak zorunda kaldığını paylaşmıştır.”

Bir başka çarpıtılan gerçek de şu ki, nafaka miktarı nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında belirleniyor.  Eğer koca da yoksulsa zaten nafaka bağlanmıyor. Ki, çoğu koca malını mülkünü bir yakınına devrederek ya da çalıştığı yerde sigortalı görünmeyerek nafaka ödememek için her tür hileye başvuruyor.

Yine düzenli gelire sahip, yeniden evlenmiş, mesleği olup çalışmamayı tercih eden ya da devlet tarafından yeterli miktarda sosyal yardım alan kişiler de zaten hali hazırda kanunlara göre nafaka alamıyor. Nafaka alan tarafın sosyal, ekonomik ya da medeni durumunda değişiklik olması durumunda, nafaka yükümlüsü mahkemeye başvurarak nafakayı yeniden dava konusu yapabiliyor.  Kadın evlendiğinde, miras kaldığında, maaş bağlandığında nafaka zaten kesiliyor. Bazısı otomatik olarak bazen de hakim kararıyla kesiliyor.

Kısaca “ömür boyu” nafaka diye bir şey yok.

İslamcıların gündeme taşıdığı ve kaldırılmasını istediği bir diğer konu da “iştirak nafakası”. Mor Çatı Raporu’na başvuralım ve gerçeği bir kez daha oradan öğrenelim:

“İştirak nafakası, bir ebeveynin velayete sahip olan diğer ebeveyne yetişkin olmayan çocuklarının bakım masraflarını eşit bir şekilde üstlenebilmek için ödediği nafakadır. İştirak nafakasının kaldırılması bakım masraflarının velayete sahip olan ebeveynin, yani çoğunlukla kadınların üstüne yıkılması anlamına gelecektir. Bu durum erkeklerin çocuk bakımına ne maddi ne de manevi katkı sunmaması anlamına gelir. Bir çocuğun bakım ve eğitim masraflarının ebeveynlerin ortak sorumluluğu olduğu düşünüldüğünde, iştirak nafakasının kaldırılması erkeklerin, evlilik içerisinde de pek çok şekilde olduğu gibi, çocuk yetiştirme sorumluluğunu reddetmesi ve çocuk ihmali anlamına gelmektedir.”

Toplumsal cinsiyet eşitliği sıralamasında 144 ülke arasında 131’inci sırada yer alan, işgücüne katılım oranının üçte bire zor ulaştığı, kocaları engel olduğu için ya da çocuğunu bırakacağı kreşler açılmadığı için meslek edinemeyen kadınlar, ev içi emeği de değersizleştirilerek, yaşadıkları bütün şiddet türlerine boyun eğmeye, ekonomik şiddet yoluyla “terbiye” edilmeye çalışılıyor.

Bir başka deyişle “öldüremiyorsak, süründürelim ki akılları başlarına gelsin” zihniyetiyle hak budamaya çalışıyorlar.

İktidarın kadınlara açtığı savaşın “ilk mermisi” sayılabilecek nafaka hakkının sınırlanmasına izin vermemek de biz kadınların boynunun borcu.

Hep birlikte, yan yana durarak bu hamleyi de püskürteceğimizden eminim.