Türkiye Doğu Akdeniz’de yaptıklarıyla bölgesel bir gangstere benziyor. Uluslararası kanun ve düzeni tanımadan ve ihlal ederek başkalarının kazanımlarına göz dikmiş durumda. Erdoğan gözünü bile kırpamadan Kıbrıs’a, münhasır ekonomik bölgeye giriyor ve orada gaz kaynaklarını çıkarmaya başlıyor. Yunan adalarında ne yapmak istediği anlaşılıyor.

Tabi ki gerekli bulduğu zaman Atina, ordusunu toplar ve bağımsızlığını korur. Erdoğan’ın enerji kaynaklarını sömürme isteği çok büyük. O kadar ki, kendisi gibi NATO üyesi olan başka bir ülkeyle savaşmaya bile hazır.

Bu açgözlülüğü nedeniyle Türkiye’yi Libya iç savaşına dahil etti. Erdoğan, radikal grupların toplandığı Serrac yönetimini tutuyor. Serrac aracılığıyla Doğu Akdeniz’in enerji sultanı olmayı hayal ediyor.

Türkiye şu anda gaz ve petrole fazla ihtiyaç duymamakta. Hatta enerji stokları ekonomisinin dinamik gelişimi için yeterli. Zaten bölgede gaz transit hattı da rolünü oynuyor. Ama bununla yetinmeyi düşünmüyor.

Erdoğan’ın amacı jeopolitik Sultan olmaktır. Suriye’de yaptıkları da bunu ispatlıyor. Bu ülkenin bir kısmını ele geçirmiş ve daha fazla yayılmayı planlıyor.

Libya’da da aynısını yapmayı düşünüyor. Burayı ele geçirerek tüm Kuzey Afrika’yı kontrol etmek istiyor. Sultan istemeyenleri de ezerek geçmek istiyor. Erdoğan o kadar çok haddini aşmış ki, istediği her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Batı dünyası da ona izin veriyor. Avrupa sözde bağırıp çağırmalarına, kendisinin uluslararası hak ve adalet koruyucusu olduğunu iddia etmesine rağmen, gerçekte Erdoğan’ın tüm bunları yapmasına müsaade ediyor.

Erdoğan’ın böyle nereye kadar devam edebileceğini ise hiç kimse kestiremiyor.