HDP’nin İzmir merkezine yönelik kanlı saldırı göstere göstere geldi.

İktidar yetkilileri ve sözcülerinin haftalardır, aylardır HDP’ye yönelik düşmanlaştırıcı, kriminalize edici ve kışkırtıcı nefret dili sonuç verdi ve bu amaçla kurgulanmış bir kontrgerilla elemanı da görevi yerine getirdi.

Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi failleri tanıyoruz. Tetikçi şimdilik yakalandı ama asıl failleri iyi biliyoruz.

Katil HDP’li Deniz Poyraz’ı rehin alarak kurşunladı ama hedefinin daha büyük bir katliam olduğu Mithat Sancar’ın açıklamalarından anlaşılıyor.

Partinin İzmir il örgütünde saldırının gerçekleştirildiği saatlerde yaklaşık 40 kişilik bir yönetici grubunun daha önce planlanmış bir toplantısı olduğunu ama bir nedenle ertelendiğini öğreniyoruz.

Bu katliamın aynı zamanda çok tehlikeli bir provokasyon olduğunu herkesin çok net görmesi gerektiğini söylüyor Sancar ve ekliyor:

"Saldırıdan iktidar ve küçük ortağı MHP sorumludur."

"Bir kaos planı, iç çatışma hesabı devreye sokulmuştur. Biz bunun farkındayız."

Bu planın ne olduğu artık çok iyi biliniyor.

7 Haziran 2015 seçiminde iktidarın çoğunluğunu yitirmesi ile HDP’nin, Kürtlerin, demokratik güçlerin büyük bir başarı ve ivme yakalaması ile başlayan sürecin iktidar/devlet içindeki güç odakları tarafından bir tehdit olarak kabul edildiği artık sır değil.

Bu çerçevede 7 Haziran seçiminin Erdoğan tarafından tanınmaması ile 1 Kasım 2015’te yenilenen seçime kadarki süreçte tam bir şiddet, kaos ve katliamlar dönemi yaşandı. Yüzlerce insan bu odakların kullandığı IŞİD’çi canlı bombacılar tarafından katledildi. 

Bu sayede AKP ve destekçisi odaklar yeniden çoğunluk sağladılar. Daha sonra MHP de bu koalisyona katıldı.

İKTİDARIN 2015’DEN BERİ DEĞİŞMEZ HEDEFİ HDP VE KÜRTLER

O tarihten bu yana HDP ve bileşenleri bu iktidar koalisyonunun hedefi oldu.

Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, belediyelerine kayyımlar atanması, parti yöneticilerinin, partililerin, destekçilerinin  bitmek bilmeyen tutuklamalara, baskılara, yargılamalara ve her türlü insan hakları ihlallerine maruz kalmaları hız kesmeden devam etti.

Çünkü bütün baskılara rağmen HDP’nin seçmeni ve ağırlıklı olarak da Kürtler asla partilerini desteklemekten vaz geçmediler. Yapılan kamuoyu yoklamalarında HDP her koşulda barajı geçen bir parti oldu.

Şimdi iktidar koalisyonu sandık meşruiyetine önem verdiği için bu yıl olmasa da önümüzdeki yıl seçime gitmek zorunda. Ama kazanamayacağı artık iyice belli olan bir seçime asla girmek istemediği de ortada.

İktidarın seçimi kazanması önündeki en büyük engel kendi azalan oyları ya  muhalefetin artan oyları değil. En büyük engel HDP’nin oyları.

HDP’nin oyları kilit önemde ve bu oyları alamazsa kazanması söz konusu bile değil. 

Bu nedenle iktidar koalisyonu bu engeli ortadan kaldırmak amacıyla sonunda HDP’yi kapatmaya karar verdi. Böylece örgütsüz kalacak Kürtlerin ve HDP seçmenlerinin kısmen sandığa gitmeyeceğini kısmen de sağa sola oy vererek dağılacağını düşünmüş olmalılar.

Ama yapılan son anketler ve parti yönetimi ile tabandan gelen kararlı tepkilerle kamuoyundan gelen olumlu destekler bu oyunun da sökmeyeceğini ortaya koydu.

HDP’ye bu gibi yol ve yöntemlerle diz çöktüremediklerini ve çöktüremeyeceklerini iyice anladılar.

Geriye bir süredir konuşulan o kanlı yol kaldı...

7 Haziran-1 Kasım sürecini tekrarlamak…

YENİ KAOS PLANI İZMİR KATLİAMI İLE DEVREYE SOKULDU

Uygulanan şiddetin dozunu arttırarak ve kanlı saldırılar, cinayetler, kitlesel kırımlar dönemini başlatarak iktidar koalisyonu için en büyük engel olan HDP faktörünün ortadan kaldırılması...

HDP Eş Başkanı Sancar, iktidarın ve hatta muhalefetin sıradan bir cinayet olarak görerek sıradanlaştırmaya çalıştığı bu vahim saldırıyı, "Bir kaos planı, iç çatışma hesabı devreye sokulmuştur. Biz bunun farkındayız." diyerek deşifre ediyor.

Bu oyunun boşa çıkartılması için yürüyüşlerinin ve mücadelelerinin sürdürüleceğini açıklıyor.

Bu arada bütün muhalefet partilerine de çok önemli bir çağrı yapıyor:

"Demokrasi ve muhalefet çevreleri bu mücadeleyi sadece HDP'ye bırakırsa, bu, kaos planı sahiplerini sevindirir.

Buradan çağrı yapıyorum; Meclis'te bulunan ve bulunmayan bütün siyasi parti başkanları en kısa zamanda bir araya gelelim. Ortak tutumu Türkiye halklarına hep birlikte gösterelim."

Bakalım, başta CHP olmak üzere muhalefet partileri bu sefer kendileri için de çok büyük bir tehdit mesajı içeren bu saldırı karşısında HDP’den yana kesin bir tavır koyabilecekler mi? 

Beylik, sıradan üzüntü açıklamalarını bir tarafa bırakıp, bu kaos planına karşı dışlayıcılığı ve her türlü ayrımcılığı bir tarafa koyarak, bunun kendileri için de bir varoluş meselesi olduğu gerçeğini kavrayabilecekler mi?

Bu sefer de bu sağduyuyu, akılcılığı gösteremezlerse iktidarın suç ortağı durumuna düşecekler.

Üstelik de iktidar gibi HDP’nin, Kürtlerin oylarına çökme niyetinde oldukları suçlamasının da muhatabı olacaklar…

Yeni bir 7 Haziran-1 Kasım sürecini engellemek için Sancar’ın çağrısı köprüden önce son çıkıştır.