6-8 Ekim 2014’te, Kobani protestoları olarak bilinen ve 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan olaylar nedeniyle birçok HDP yöneticisi ve üyesi hakkında açılan davanın ikinci duruşması yapıldı.

Yargılanan 108 HDP’linin arasında yer alan partinin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, bu davanın Kobani Davası değil, HDP’ye dönük kumpas ve siyasi intikam davası olduğunu söyledi. 

Demirtaş, “Günün birinde Kobani Davası da açılacak ve gerçek sorumlular, katliam yapan ve yaptıranlar ortaya çıkacaktır ama herkes emin olsun o zaman sanık sandalyesinde biz olmayacağız” diye konuştu.

Kürtlerin özerk yönetim kurduğu kuzey Suriye'nin Kobani kasabasına 2014 yılında IŞİD'in saldırması sonucu yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesi karşısında iktidarın yaşananlara seyirci kalması Kürtlerin tepkisine neden olmuştu. Bu amaçla çeşitli şehirlerde protesto eylemleri düzenlenmişti. 6-8 Ekim 2014'teki gösteriler sırasında 37 kişi ölmüştü. 
Bu olaylarla ilgili olarak iktidar, 6 yıl sonra dava açılmasına karar vermiş ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 3 bin 500 sayfalık iddianame, Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Ocak ayında kabul edilmişti. 

İddianame kapsamında sanıklara, "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma", "öldürme", "öldürmeye teşebbüs", "yağma", "alıkoyma", "mala zarar verme", "kamu malına zarar verme" gibi suçlamalar yöneltiliyor. 108 kişi hakkında açılan davada sanıklar, 29 ayrı suçtan 38'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680'er yıl hapis istemiyle yargılanıyor. HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yanı sıra Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata gibi siyasetçiler de yargılananlar arasında bulunuyor.

DEMRTAŞ: BU DAVA BİR İNTİKAM VE RÖVANŞ DAVASIDIR

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar davayı, "siyasi kumpas" olarak tanımlayarak, bu davanın "Türkiye'deki barış arayışını, özgürlük özlemini ve demokrasi umudunu bitirme arayışı" olduğunu ifade etti. 

O da Demirtaş’ın belirttiği gibi bu davanın aynı zamanda, "siyasi intikam davası" olduğunu söyledi ve, "2014 yılında IŞİD'in Kobani'de yenilmesinin sonuçlarını hazmedememiş bir iktidarın öfkesinin ürünü olan bir davadır" ifadesini kullandı.

Bu baştan aşağıya kumpas olan davayla ilgili ayrıntıları Artı Gerçek’te yer alan değişik haber ve yorumlardan izleyebilirsiniz.
Ben burada Demirtaş’ın ve Sancar’ın da üzerine basarak vurguladığı iki  meseleye dikkat çekmek istiyorum.

Birincisi, bu davanın bir siyasi intikam, rövanş davası olduğu gerçeği. İkincisi ise baştan aşağıya bir kumpas ve bir kurmacadan ibaret olduğu…

Tabii dün gece Amerika’nın Sesi sitesinden geçen bir haber de bu meseleleri destekleyen bazı bilgiler vermesi açısından büyük önem taşıyor.

Demirtaş ve Sancar, bu davanın bir intikam ve rövanş davası olduğunu söylerken, iktidarın IŞİD’i Kobani’de yenilgiye uğratarak dağılmasını sağlayan Kürtlere, YPG’ye yönelik kızgınlığına ve tepkilerine işaret ediyorlar.

Bu kızgınlıkla 6 yıl sonra Demirtaş’a ve HDP’ye dava olarak yönelten iktidarın bir yandan da Kürt siyasi hareketini tasfiye etme niyetini açığa vuruyorlar.

İktidarın bu davayı intikamın yanısıra HDP’yi kapatmanın bir gerekçesi gibi kullanmak istediği de biliniyor.

Kumpas derken de 6-8 Ekim olaylarının tümüyle bir derin devlet organizasyonu, hatta bir kontrgerilla operasyonu olduğu gerçeğine dikkati çekiyorlar. Bu konuda dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın açıklamaları bulunuyor.

ABD, IŞİD BAĞLANTILI KİŞİLER İÇİN YAPTIRIM KARARI ALDI    

Peki Amerika’dan gelen haber ne diyor ve bu davayla ne ilgisi var? 

ABD Maliye Bakanlığı’nın IŞİD’le bağlantılı üç kişiye ve şirkete yaptırım kararı alındığını söylüyor. Yaptırıma tabi olanlar arasında Türkiye’den faaliyet gösteren şirket ve kişiler bulunuyor.

Yapılan açıklamada, kara listeye alınan kişiler ve şirketin IŞİD’i uluslararası bağışçılardan oluşan bir ağa bağlamada kritik rol oynadığı ve terör örgütüne Ortadoğu’daki mali sisteme erişim imkanı sağladığı belirtiliyor.

Tamam da bu haberin Kobani davasıyla ne ilgisi olabilir?

Ben şahsen bayağı ciddi bir ilişkisi olduğu kanısındayım. 

Çünkü IŞİD, belki Kürtlerin büyük fedakarlıklarıyla, ağır bedeller ödenerek geriletildi hatta dağıtıldı ama hala yok edilemedi.

Irak ve Suriye’de değişik bölgelerde dağınık olarak toparlanmaya çalıştığına dair bilgiler var. Türkiye zaten en önemli örgütlenme alanı… 

IŞİD’in birçok şehirde hücreleri, örgütleri bulunuyor ve militanlar ve destekçileri diledikleri gibi at oynatabiliyorlar.  

Bir yandan da değişik yol ve yöntemler kullanarak ve tabii Türkiye’deki cihatçılığı benimseyen iktidarın da görmezden gelerek sağladığı çeşitli desteklerle birçok parasal ağı ve trafiği yönetmeyi sürdürüyorlar.

ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklaması IŞID’in Türkiye üzerinden dünyadaki faaliyetlerinin sadece küçük bir örneğini bize aktarıyor.

Bu haberi gördükten sonra internette küçük bir gezinti yaparak Türkiye’de IŞİD militanlarına sağlanan destekler, yardımlar ile koruma ve kollama örneklerine ulaştım.

Bazılarını buraya almayı düşündüm ama o kadar fazla ki… 

Tabii yakalanan, gözaltına alınan ya da tutuklanan IŞİD’lilerle ilgili haberler de var. Özellikle ABD ya da Avrupa bastırınca ya da artık ipin ucu kaçınca birkaç gözaltı ya da yargılama yapılıyor. Sonuçları ne siz sorun ne ben söyleyeyim!

Netice olarak  Türkiye IŞİD’in barındığı, faaliyet gösterdiği ve rahatça illegal ağlar kurduğu bir ülke olarak biliniyor.    

Haberde Başkan Joe Biden yönetiminin, IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek ve örgütün nerede olursa olsun tüm terör finansmanı ağlarına karşı harekete geçmeye kararlı olduğu da vurgulanıyor.

Bu kararlılık Türkiye’ye ne ölçüde yansır bilinmez ama IŞİD şeflerinin Türkiye’de ve Türkiye üzerinden gerçekleştirdiği illegal faaliyetlerin artık ABD radarına girdiği anlaşılıyor.

Türkiye’de İçişleri Bakanı, sadece Kürtlerle, HDP’lilerle ve demokratik kitle örgütleriyle uğraşırken, cihatçı örgütlerin her türlüsü başta İstanbul ve Gazaintep olmak üzere işlerine devam ediyor.

Hamas’ı, İhvan’ı, El Kaide’si ve diğerleri yayın faaliyetlerini özgürce sürdürüyor.      
Netice olarak Kobani davası, bir IŞİD davasıdır. 

İnsanlık düşmanı IŞİD’in Kobani’de yenilgiye uğratılıp, dağılmasını sağlayan Kürtler’e duyulan kızgınlığın ifadesidir.
Demirtaş bu nedenle bu kumpas davası için “bir intikam ve rövanş davasıdır” diyor.