Anayasa Mahkemesi’nde açılan HDP’nin kapatılması davası ile ilgili süreç başladı. 

Dava için görevlendirilen raportörün, başsavcının hazırladığı iddianameyi geri göndermesine bakıp buradan hayırlı bir sonuç umulmasın. Çünkü raportörün yaptığı, iddianamedeki bazı eksikliklerin ya da maddi hataların giderilmesiyle ilgili bürokratik bir işlemden ibaret.   

Meselenin esasına ilişkin bir durum söz konusu değil. Dava devam ediyor ve hızlı bir şekilde devam edecek gibi de görünüyor. 

Çünkü iktidarın, öyle anlaşılıyor ki acelesi var! Besbelli HDP’nin katılamayacağı bir seçim istiyor. 

Çünkü tek ve en büyük rakibi HDP, kriminalize edilerek legal siyasetin dışına itilecek, böylece örgütsüz kalacak 6 milyon civarındaki oyun sağa sola dağılarak, muhalefet cephesi ile birlikte hareket etmesinin önüne geçilecek. Masa üzerinde çizilen senaryo bu...

Devletin güdümündeki bütün güç odaklarının ve hatta muhalefetin bir kesiminin de canı gönülden istediği bu…

Seçimi kaybetme pahasına, muhalefet ittifakı içinde bunu yürekten arzu eden partilerin olduğu bir sır değil. 

Yapılan araştırmalara bakılırsa bu partilerin tabanları, yani bu partilere oy veren seçmenler bile o partilerin yönetim kademelerinden daha özgürlükçü. Ortalama çoğunluk, HDP’nin kapatılmasını istemiyor. Bugün HDP kapatılırsa yarın kendi partilerine de sıranın geleceğinin bilincindeler.

HDP’ye karşı açılan kapatma davanın gerekçesi aslında devlet ve iktidar tarafından pompalanan ispatlanamayan, ispatlanması da mümkün olmayan bazı temelsiz iddialardan oluşuyor. 

UYDURUK İDDİANAMENİN ASIL DERDİ KÜRT MESELESİ

Erdoğan’ın özel seçimi ile göreve getirilmiş Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin’in,  Mithat Sancar’ın ifadesiyle, ‘uyduruk’ iddianamesinde şu ibretlik ifadeler yer alıyor:

"HDP ile PKK/KCK arasında bir fark yoktur. HDP silahlı terör örgütü PKK-KCK'nın siyasi görünümlü bir uzantısıdır. Davalı parti, hiçbir milli meselede Türkiye'nin yanında yer almamış, karşısında kim varsa onların safında yer almayı tercih etmiştir.”

Artık bu cümlelerden sonra altına ne yazılırsa yazılsın, farketmez.

Gerekçe, varsa yoksa PKK’dir, terör örgütüdür. Bu konuda parti ile PKK’nin arasında var olduğu söylenen maddi ilişkiler somut olarak kanıtlanamamış olsa bile bu söylem, itiraz edilemez bir devlet tabusu haline getirilmiştir.

İtiraz edenler kolaylıkla hain olarak suçlanabilmektedir.

Bu nedenle bu konularda ağzını açan hemen herkes, en kibarcası, “HDP PKK ile arasına mesafe koymalıdır” diyerek sözünü tamamlamaktadır.

Bu PKK ile araya mesafe koyma hikayesi de pek açık değil. 

HDP ile PKK arasında nasıl bir mesafe vardır? Bu mesafe denen şey neye benzemektedir? 

Sonra şöyle bir soru da sorulabilir:

HDP, PKK ile arasına devletin, iktidarın, muhalefetin, şunun bunun istediği mesafeyi koyunca mesele halledilecek midir?

HDP, Kürtler bu noktadan sonra ülkenin en makbul, en legal ve en muteber siyasi kurumlarından birine mi dönüşecektir.?

Kürtlerin, HDP’nin, ülkede bu hareketi destekleyen demokratik güçlerin ve bireylerin sorunları ortadan kalkacak mıdır? 

Rejim, devlet, iktidar, en yumuşak, en güler yüzüyle bu değişimi alkışlayarak memleketin sırf bu nedenle çözülemeyen, çözülmek istenmeyen sorunlarının çözülmesi için HDP ile Kürtlerle barış içinde, güle oynaya bir yola mı girecektir?

İçi doldurulamayan bu kavram, ya da tabu bu kadar sakız haline getirilince nasıl laçkalaşıyor ve inandırıcılığını yitiriyor. 

PKK’DEN ÖNCE KÜRT MESELESİ NEDENİYLE KAPATILAN PARTİ

Kimse kimseyi aldatmasın. Biz de birbirimizi aldatmayalım.

PKK 1974’de kuruldu, silahlı eylemlere 1984’de başladı.

Kürt meselesinin başlangıç tarihi ne 1974 ne de 1984… 

Bu tarihlerden önce de bir Kürt meselesi, demokrasi meselesi vardı. Cumhuriyet’ten bu yana  -Hatta cumhuriyetten de önce- Kürt meselesi hep oldu.

Bu yazıyı yazmadan önce internette dolaşırken TİP (Türkiye İşçi Partisi) tarihi ile ilgili bir yayına gözüm ilişti. 

Benim de üyesi olmaktan büyük onur duyduğum TİP, 1971 yılında Kürt meselesini dile getirdiği için Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.

O yıllarda ortada ne PKK vardı ne de KCK!

Ama Kürt sorunu yine vardı. 

Okuduğum dosyada da TİP’in kapatılmasına neden olan Kürt sorunu konusundaki belge de vardı.  

1965 seçimlerinde 15 sosyalist milletvekilinin parlamentoya girmesi ile TİP’in demokrasi mücadelesindeki etkisi arttı.

TİP, Kürt sorununun önce, ‘Doğu Meselesi’ olarak tartışılması için platform sağladı. Ardından gelen Doğu Mitingleri Kürt siyasal örgütlenmesinin yolunu açan çok önemli olaylardı.

1970 yılının 29-31 Ekim tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Türkiye İşçi Partisi’nin 4. Büyük Kongresi’nde Kürt meselesiyle ilgili alınan karar, yakın siyasal tarihimiz açısından çok önemli bir dönüm noktasıdır. 

Bu karar ile yasal siyasi platformda ilk kez ‘Kürt Sorunu’ açıkça ortaya konulmuştu. 

TİP, aldığı bu tarihi kararın bedelini yaklaşık beş ay sonra gelen 12 Mart faşist darbesi sonrasında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılarak ödedi.

Mahkeme TİP’i,  20 Temmuz 1971 tarihinde  ‘bölücülük’ (Anayasa’nın 57. maddesinde bulunan ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliği’ temel ilkesine ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 81. maddesindeki ‘azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler, azınlık yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler’ maddesine aykırı görüş ve tutumlar) gerekçesiyle kapattı.

Yöneticileri 15 yıla kadar hapis cezaları aldılar.

TİP yöneticilerine kimse şu örgütle, bu örgütle aranıza mesafe koyun falan da demedi. Onların derdi doğrudan Kürtler, Kürt meselesiydi.

Araya mesafe konulması istenen şey, bu meselenin hiçbir şekilde gündeme alınmaması, konuşulmaması ve çözüm önerileri getirilmemesiydi.

Türkiye’de "Kürt Sorununa" ilişkin programları nedeniyle bugüne kadar  Anayasa Mahkemesi tarafından 10 parti kapatıldı.

Şimdi devlet, güç odakları, iktidar ve hatta muhalefetin bir kesimi HDP’nin kapatılan 11’inci parti olmasını istiyor.

Gerekçe, PKK ile arasına mesafe koymaması.

Ama asıl gerekçeyi hepimiz biliyoruz.

Asıl mesafe konulması istenen Kürt meselesi ve Kürtler.

Yarın PKK kendisini feshetme kararı alsa durum değişir mi sanıyorsunuz?

PKK, arkasına saklandıkları gerekçeleri… 

Asıl dertleri, Kürtler ve demokrasi isteyen herkesle....