Kürt siyasi hareketi ve Kürtlerin kurduğu partiler oldum olası devletin, iktidarların hedefi oldu. Ülkenin en karanlık sayfalarından biri olan parti kapatma tarihi, kapatılan Kürt partilerinin ya da Kürt meselesiyle ilgilendikleri için faaliyetlerine son verilen solcu partilerin enkazlarıyla dolu.

Özellikle 90’lı yıllarda neredeyse 10 tane Kürt partisi kapatıldı. 

Şimdi yine kapatılması için hakkında dava açılan HDP, o geleneğin 9 yıl önce kurulan son partisi.

Kürt partileri kapatıldıkça güçlendiler. Baskılar arttıkça büyüdüler. 

Ulaştıkları kesimler, toplum katmanları genişledi. 

Oy oranları, kazandıkları yerel yönetimlerin ve milletvekillerinin sayısı giderek arttı. Özellikle HDP döneminde, Türkiye’nin hemen her bölgesinden oy alarak, bir Türkiye partisi olma yolunda hızla ilerlemeye başladı.

Bu gelişim, 30 Mart 2014 yerel ve 7 Haziran 2015 genel seçimleriyle zirve yaptı. HDP, Kürt siyasi hareketinin bölge partisi DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) ile birlikte kazandıkları yüzün üzerindeki (106) belediyeye 80 milletvekili de ekleyerek önemli bir siyasi güç haline geldi. 

Ülkenin üçüncü büyük partisi oldu ve parlamentoda da ana muhalefet partisinden sonra gelen muhalefet partisi konumuna yükseldi.

Ama HDP etkileri bugün yaşanılan siyasi krize kadar uzanan başka bir şeyi daha gerçekleştirdi. Aldığı yüze 13.1 oranında oy ve 80 milletvekilliği ile AKP’nin tek başına iktidar olmasını engelledi.

AKP’ye ilk defa seçim kaybettirdi.

ERDOĞAN HALA 7 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN ACISINI YAŞIYOR

Sonrasında olanları unutmadık. 

Zaten AKP lideri de bu olayın acısını asla unutmuş değil. Daha geçenlerde yine 7 Haziran seçimlerini gündeme getirerek, taraftarlarına bu tarihi unutmamaları gerektiğini söyledi.

İşte o tarihten bu yana AKP ve ortaklarının Saray iktidarı dikiş tutmadı.

Sürekli baskı ve şiddet uyguladıkları, yargı giyotinini acımasızca işlettikleri halde Kürtleri, HDP seçmenini geriletemediler. Daha doğrusu yenemediler.

Önümüzde, ne zaman yapılacağı belli olmayan, daha doğrusu ne zaman yapılacağını sadece AKP lideri Erdoğan’ın bildiği hayati bir seçim var.

Bu seçim Erdoğan ve iktidar koalisyonu için de çok önemli.

Ama gelinen noktada, aslında 7 Haziran’dan bu yana sürekli seçmen desteğini kaybeden Erdoğan’ın ve partisinin, seçimi kazanabilmesi neredeyse olanaksız. Son zamanlarda yapılan yoklamalarının ortaya çıkardığı veriler oy kaybının hızla devam ettiğini gösteriyor.

Erdoğan’ı kazanamayacağı bir seçime girmeyeceği de biliniyor.

Öyleyse iktidar açısından bu şartları değiştirecek adımların atılmasından başka çare yok.

Saray birçok alanda, çok değişik hamleler peşinde. Amaç muhalefet cephesini bölmek, parçalamak. Özellikle de muhalefet cephesinin Kürtlerle, HDP ile yan yana durmasını engellemek. Bu konuda da değişik oyunlar oynanıyor, devlet gücünden ve iktidara bağımlı yargıdan bu konuda alabildiğince yararlanılıyor.

Bunlara rağmen ne yapılsa boşuna. Ne Kürtler, HDP geriletiliyor ne de oy kaybı engellenebiliyor.

Ne yapsalar fayda etmedi. Zindanlar HDP’li milletvekilleri, belediye başkanları, yerel yönetim meclis üyeleri, partililer, sempatizanlar ve destekçileri ile doldu. Sürekli uyduruk iddialarla insanlar ağır hapis cezalarına mahkum ediliyor.

Buna rağmen bunca baskıya rağmen yeni insanlar ortaya çıkarak hapse atılanların bayrağını devralıyorlar.

İZMİR’DEKİ CİNAYET ARKASINDAN HDP İDDİANAMESİ

Son olarak baktılar olacak gibi  değil, cinayetler döneminin başlatılması için gereken ortamı da yaratarak HDP’nin kapatılması planını yürürlüğe sokmaya karar verdiler.

Yarattıkları Suriye batağında devlet içindeki karanlık güçlerin yetiştirmesi bir katili, HDP’nin İzmir merkezini basması için kurguladılar. Yönlendirilen katil bir toplu katliam için geldiği il merkezinde, görevli Deniz Poyraz’ı katleterek görevini yerine getirdi.

Mesaj çok açıktı. “Direnmeye devam ederseniz başınıza gelecek olanlar budur”

Birkaç gün sonra da Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatılmasına ilişkin o tarihe geçecek uyduruk iddianameyi kabul etti.    

AKP pek parti kapatmaktan yana değilmiş gibi görünüyordu. Esas olarak MHP lideri Bahçeli, bir süredir HDP’nin kapatılmasını iktidarların beka sorunu olarak gördüğünü söylüyordu. Her fırsatta partinin mutlaka kapatılması gerektiğini haykırıyordu.

Sonunda aynı noktaya gelmekte zorlanmadılar.

Şimdi bütün amaçları HDP’yi kapatıp, tümüyle siyaset alanının dışına itmek. Kapatmadan sonra yeni bir partinin kuruluşuna da izin verilmeyeceği şimdiden söyleniyor.

Böylece önlerindeki en büyük engeli ortadan kaldırarak önümüzdeki seçimde iktidarlarını sağlamlaştıracaklarını zannediyorlar.

Kapatılması sonrasında sahipsiz kalacağı hesaplanan Kürt oylarına, HDP seçmenine ilişkin hesaplar da çirkin bir şekilde ortalığa dökülmüş durumda.

HDP’nin kapatılması AKP ve Cumhur İttifakı’ına yarar mı? Yararsa ne kadar yarar? Kapatmayı hararetle savunanların malum beklentileri bu doğrultuda...

Böyle bir durum yine ters teperek AKP’nin Kürt oylarında bir azalmaya mı neden olur? 

Yapılan bazı kamuoyu araştırmaları bu sevdanın AKP’ye zarar vereceğini gösteriyor. 

“HDP KAPATILIRSA OYLARINA NASIL ÇÖKERİZ” HESAPLARI

İşin ilginç tarafı HDP’nin kapatılmasını dört gözle bekleyenler sadece AKP ve MHP değil. Muhalefet kanadının milliyetçi ve ulusalcı partilerinin de önemli oranlarda kapatmayı destekledikleri biliniyor.

Özellikle İYİP tabanının kapatmadan yana olduğu anlaşılıyor.

CHP içindeki ulusalcıların da aynı havada oldukları bir sır değil.

Bu kesimler HDP’nin oy mirasından kendisine bir pay çıkartma, bu mirastan yararlanma hesapları içinde. “Bize ne düşer?” diye düşünüyorlar.

Bunlar başlı başına çok çirkin, siyasi ahlakla bağdaşmayacak beklentiler.

Ama asıl bu kapatma olayı, milli iradeye yönelik ağır bir saldırı, milli iradeyi tamamen dışlayan bir anlayışın pratiğe dökülmesi olarak değerlendirilmeli.

Göz göre göre HDP’yi destekleyen 6 milyondan fazla insanın iradesi yok sayılmak isteniyor.

Bu bütün partileri ama asıl muhalefet partileri yakından ilgilendiren bir olay.

Bugün HDP’yi destekleyen iradeyi yok sayan iktidar yarın diğer partiler için de zorlanmadan aynı işlemi yapabilir.

Özellikle ana muhalefet partisi CHP’nin kapatma olayına bu gözle bakması gerekir.

HDP’nin kapatılarak 6 milyon seçmenin iradesinin iptal edilmesi meselesi öyle protesto açıklamalarıyla, basın toplantılarıyla, laf salatasından ibaret söylevlerle geçiştirilemez.

Bu kapatma gerçekleşirse, sivil siyaset tamamen dışlanarak siyaset kurumu Saray’ın oyuncağı halinde getirecektir.

Bu anlamda CHP de bir dönüm noktasındadır. 

Sadece siyasi yaşamın geleceği değil, CHP’nin kendi geleceği de tehdit altındadır.

CHP, HDP’nin kapatılmasının ‘milli iradeye paydos’ anlamına geleceğini anlamak zorundadır...