Çelikkan: Kaybedilenlerin bedenleri yakılırken orada olan jandarma komutanı belediye başkanı seçildi



Artı Gerçek

Gazeteci Murat Çelikkan’la Hafıza Merkezi’nin çalışmalarını, barış sürecini, Türkiye’de meydana gelen zorla kaybetmeleri ve veri toplarken etkilendiği olayları konuştuk.


Mehmet KORKMAZ


ARTI GERÇEK- Hakikat Adalet Hafıza Merkezi Eş Direktörü Murat Çelikkan, “Veri toplarken en etkilendiğiniz olay hangisi?” sorusunu yanıtlarken şöyle diyor: “Bir olay seçmem çok zor ama hiç unutamadığım, belleğime kazınan bir isim Seyhan Doğan, çocuklarının akıbetini öğrenmek için mücadele eden karı-koca Morsümbüller… İzmir’de baygın ya da ölü bir kayıkla batırılarak kaybedilenler, Yüksekova’da helikopterden atılarak öldürülenler.”

Bu haftaki konuğum Hafıza Merkezi’nin Uluslar arası Hrant Dink Ödülü sahibi Eş Direktörü Murat Çelikkan. Aynı zamanda İnsan Hakları Derneği (İHD), Uluslararası Af Örgütü – Türkiye, Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kurucularından olan Çelikkan, kapatılan Özgür Gündem gazetesinin nöbetçi genel yayın yönetmenliğini yaptığı için 1,5 yıl hapis cezası almış 25 yıllık bir gazeteci. Çelikkan’la Hafıza Merkezi’nin çalışmalarını, başarısızlıkla sonuçlanan barış sürecini, Türkiye’de meydana gelen zorla kaybetmeleri ve veri toplarken etkilendiği olayları konuştuk.

 ‘..DEVLET TERÖRÜNÜN YETERİ KADAR İRDELENMEMESİ TÜRKİYE DEMOKRASİSİNİN ZAYIF KARNI VE KANAYAN YARASI’

-Hafıza Merkezi kurma fikri hangi ihtiyaçtan doğdu?

Hafıza Merkezi geçmişte yaşanan hak ihlallerine ilişkin hakikatlerin ortaya çıkmasına, toplumsal hafızanın güçlenmesine ve bu ihlallerden etkilenenlerin adalete erişmesine katkı sağlamak hedefleriyle kuruldu. Kuruluş çalışmalarının başladığı 2009 yılında Türkiye’de güçlü ve köklü insan hakları kuruluşları bulunmasına karşın, geçmişle yüzleşme alanında sistematik olarak faaliyet gösteren bir kuruluş yoktu. Halbuki dünyada ülkelerin geçmişteki suçlarıyla hesaplaşması gerektiğine dair evrensel bir norm gelişmişti. Bu norm, devam eden devlet içi veya devletler arası çatışmaların, yapısal ayrımcılık ve şiddetin, tarihsel adaletsizliklerin kabulü ve tazmininin gerektiğine dair bir kabule dayanıyordu. “Terör” sözünün hayatımızın merkezinde durduğu bir ülkede devlet terörünün yeteri kadar irdelenmemesi Türkiye demokrasisinin zayıf karnı ve kanayan yarası. Çünkü bu uygulamalar, tarihsel olarak kullanılagelmiş ve devlet alışkanlığı olma özelliğini de sürdürmekte.

Hafıza Merkezi, “Böyle yaşamaya devam edemeyeceğimize göre ne yapacağız? Başkaları ne yaptı?” sorgulamasına ilişkin bir düşünme/araştırma sürecinin ürünü olarak oluştu. Özellikle Kürt sorunu temelinde gerçekleşen 2 yıllık müzakere ve barış süreci de bu süreci güçlendirdi. Bu hedefler doğrultusunda Merkez, çatışma dönemleri ve otoriter yönetimler boyunca yaşanan hak ihlallerinin açığa çıkarılmasına ve tüm bu süreçlerle geçiş dönemi adaleti perspektifiyle hesaplaşmaya katkı sunmak amacıyla, ilk etapta “zorla kaybetmeler” üzerine yoğunlaştı. Merkez kurulduğunda başta zorla kaybetmeler olmak üzere i) ağır insan hakları ihlallerinin evrensel standartlarda belgelenmesi, ii) emsal olabilecek davaların takibi ve belgelenmesi ve iii) tüm bu ağır ihlallerle ilgili hakikatlerin toplumun geniş kesimlerine anlatılmasına yönelik faaliyetleri çalışmalarının temel ekseni olarak belirledi.

Mayıs 1994'te Şırnak'ın Cizre ilçesinde zorla kaybedilen Abdullah Düşkün'in eşi Hediye Düşkün


‘..HER NE KADAR SÜREÇ BOYUNCA TOPLUMUN YÜZDE 70’İNİN BARIŞI DESTEKLEDİĞİNE İLİŞKİN ANKETLER YAPILDIYSA DA DESTEKLEYENİ VE İNANANI FAZLA OLMAYAN BİR SÜREÇ YAŞANDI..

-Kürt Sorunu temelinde iki yıl süren müzakere ve barış süreci neden başarısızlıkla sonuçlandı? Eksik, yanlış olan neydi?

Bu tabii ki hala kapsamlı bir analize ve değerlendirmeye muhtaç. Benim kişisel kanaatim kısaca her ne kadar süreç boyunca toplumun yüzde 70’inin barışı desteklediğine ilişkin anketler yapıldıysa da destekleyeni ve inanı fazla olamayan bir süreç yaşandığı. Barışın esas aktörlerinin barıştan anladıkları konusunda büyük bir asimetrinin olması ve güvensizlik duygusunun da giderilememiş olması. Buna sürecin iyi inşa edilmediğini, barış gündeminin toplumsallaşamadığını da eklemek mümkün. Bu durum bildik ve geleneksel çatışma, baskı, inkar politikalarına dönülmesini kolaylaştırdı. Maalesef dünya örnekleri de barış görüşmelerinin, barış süreci inşa etmenin ve barışı kalıcı kılmanın hiç kolay olmadığını bize gösteriyor. Bugün başarıya ulaştığı kabul edilen barış süreçleri birkaç aşamalı. Bu nedenle ben Kürt meselesi temelinde barış umudunu hiçbir zaman kaybetmedim.

‘HAFIZA MERKEZİ, KASIM 2011’DE BİR GRUP AVUKAT, GAZETECİ, AKADEMİSYEN VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU TARAFINDAN KURULDU’

Cizre Cumartesi Anneleri


-Hafıza Merkezi'ni kuran çekirdek kadro kimlerden oluşuyor?

Hafıza Merkezi, Kasım 2011 tarihinde bir grup avukat, gazeteci, akademisyen ve insan hakları savunucusu tarafından İstanbul merkezli bir dernek olarak kuruldu. Kuruluş konsepti bu alanda akademik çalışma yapan Meltem Aslan tarafından önerildi. İlk aşamada, dernekleşmeden önce, Anadolu Kültür bünyesinde bir proje olarak başlamıştı. Gazeteci Murat Çelikkan, akademisyenler Nazan Üstündağ ve Özgür Sevgi Göral ve eğitimci Yiğit Ekmekçi ile bir yıllık bir ön çalışma süreci sonunda hukukçu Emel Ataktürk Sevimli katıldı. Yıllar içinde çalışma alanlarını Hafızalaştırma, Barış Çalışmaları, Cezasızlıkla Mücadele, Hak Örgütleri ve Hak Savunucularının Desteklenmesi ve Uluslararası İşbirliği ve Dayanışma olarak belirleyen kurumda bugün 18 kişi çalışıyor. Yapılan çalışmanın sürekliliğini korumak açısından ilk günden bu yana çalışanların profesyonel çalışmasına dikkat edildi. Yeni çalışma arkadaşlarını seçmek bizim için en zor işlerden biri. Başvurular bir ön elemeye tabii tutulduktan sonra adaylar en az 4 kişi ile yüz yüze görüşüyor. Deneyim, uluslararası gelişmeleri takip edecek ve raporlama yapabilecek dil, ilgi, bilgi ve becerinin yanında galiba en önemli kriter başvuranın ekibin ruhuna uygun olup olmadığına ilişkin kanaat. Ekip çalışmasını olumsuz etkiler mi, ekip ruhunu bozar mı, ekibe ne türlü bir katkısı olabilir sanıyorum işe almada en önemli kriterimiz. Birlikte çalıştığımız insanlarla hayatımızın en fazla zamanını geçiriyoruz (en azından Korona öncesi geçiriyorduk); o insanları seçerken en fazla özeni göstermek de doğru geliyor bize.

‘BU UĞURDA MÜCADELE EDENLERİN HER SEFERİNDE ADALETİN NASIL ENGELLENDİĞİNİ, DEVLETİN KENDİ KATİLLERİNİ NASIL KORUDUĞUNU GÖRMELERİ UMUT KIRICI

- Veri toplarken en çok etkilendiğiniz olayı anlatır mısınız?

Hafıza Merkezi’nin bütün çalışanları açısından bir ikincil travma süreci yaşandığını söyleyebilirim. Araştırdığımız, belgelediğimiz olayların her biri oldukça ağır ve acı olaylar. Ölenler açısından da kalanlar açısından da mücadelesini sürdürenler açısından da. Bu uğurda mücadele edenlerin her seferinde adaletin nasıl engellendiğini, devletin kendi katillerini nasıl koruduğunu ve bu sistemin değişmediğini görmeleri çok umut kırıcı. Bu işi bu umut kırıklığına inat sürdürmek zorundasınız. Bu karanlığı ara ara aydınlatacak çok az ışık huzmesi olacağını bilerek bu işi yapmak gerekiyor. Dolayısıyla bir olay seçmem çok zor ama hiç unutamadığım, belleğime kazınan bir isim Seyhan Doğan, çocuklarının akıbetini öğrenmek için mücadele den karı koca Morsümbüller… İzmir’de baygın ya da ölü bir kayıkla batırılarak kaybedilenler, Yüksekova’da helikopterden atılarak öldürülenler.

1993'te Şırnak'ın Cizre ilçesinde zorla kaybedilen İhsan Arslan'ın eşi Şevkiye Arslan


‘KAYBEDİLENLERİN BEDENLERİ YAKILIRKEN ORADA OLAN JANDARMA KOMUTANI CHP’DEN BELEDİYE BAŞKANI SEÇİLDİ’

Seyhan Doğan Dargeçit’te gözaltına alınıp kaybedildiğinde 14 yaşında. Üç gün içinde gözaltına alınan ikisi lise öğrencisi, üçü çocuk yedi kişiden bir daha haber alınamadı. Kaybedilenlerin bedenleri ocaklarda yakıldığı, kuyulara gömüldüğü sırada orada oldukları iddia edilen Mardin İlçe Jandarma Komando komutanı Hurşit İmren CHP’den Sivas Çepni Belde Belediye Başkanı oldu. Dargeçit Jandarma Komutanı Mehmet Tire ise DP’den seçilen Bodrum Gümüşlük Belediye Başkanı. 2012 yılında kaybedilenlerin yakınları elleriyle, tırnaklarıyla kazarak kaybedilen yakınlarının kemiklerine ulaştılar. Dava o gün bugün sürüyor.

‘İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN SONA ERMESİ İÇİN FAİLLERİNİN CEZALANDIRILMASI GEREKİYOR’

-Türkiye’de insan hakları ihlalleri, faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler 90’lı yıllardaki hızında olmasa bile hala sürüyor. Bunların sona ermesi için neler yapılması gerekiyor?

Öncelikle faillerin cezalandırılmış olması. Mağduriyetlerin tanınması ve yaşananların, doğru bildiğimiz yalanların topluma etkili bir şekilde duyurulması, mağduriyetlerin tazmin edilmesi ve bunların tekrarlanmaması için ciddi düzenlemeler yapılması. Bunların hiçbiri olmadığı için. Yani, yüzleşemediğimiz/hesaplaşmadığımız her olayın eklenerek oluşturduğu bir yalan ve haksızlıklar duvarı ve gelinen son noktada Kürt isyanının, silahlı çatışma sürecinin çığ gibi büyüyen tahammülfersa ölüm ortamının son bulması.

‘DEVLET SUÇLARIYLA HESAPLAŞMAYAN, MAĞDURLARIN MAĞDURİYETİNİ TANIMAYAN BİR TÜRKİYE’NİN HİÇBİR GELECEĞİ OLMAYACAĞININ ER YA DA GEÇ FARKEDİLECEĞİNE İNANIYORUM’

-Sizce Türkiye toplumu insan hakları ihlalleri, faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler kısacası devlet kaynaklı suçlar konusunda yeterince duyarlı mı?

Darbelerle, devletin sınırsız şiddetiyle, adaletsizlikle yaralanmış bir ülkeden bahsediyoruz. Bu nedenle devleti yönetenler korku politikalarına çok sık başvuruyor ve belirli bir süre bundan sonuç alıyor. Birçok gerçek ötekileştirilmemek için bilinçli bir görmeme, bilmeme sarmalında uçuşuyor. Ama derinden derine Türkiye halkların her zaman bir özgürlük arayışı olduğuna inanıyorum. Vicdanları olduğuna da. Vicdan sahibi olmak adalet duygusunun temeli. Devlet suçlarıyla hesaplaşmayan, mağdurların mağduriyetini tanımayan bir Türkiye’nin hiçbir geleceği olamayacağının er ya da geç fark edileceğine inancım var.

‘HER YIL ALINAN KURUMSAL DESTEKLERİN YANI SIRA, PROJE BAŞVURULARI DA YAPTIK VE FİNANSAL YAPIMIZI BÖYLE DESTEKLEDİK

-Hafıza Merkezi çalışmaları hangi kaynaktan karşılanıyor?

Daha önce çalışmaların profesyonel çalışan kişilerce yürütüldüğünü belirmiştim. Bu da tabii sürdürülen çalışmalar için ciddi kaynak gerektiriyor. Ancak proje bazlı oluşturulan kaynaklar, uzun yıllar aynı alanda çalışılmasını sağlamaya müsait değil. Proje bazlı verilen destekler hem proje sonunda belli somut sonuçlar görmeyi hem de 2-3 yıl sonra çalışmanızı yenilemenizi bekliyor. Halbuki insan hakları alanında somut sonuçları takip etmek de kısa zamanda görmek de çok zor. Bu nedenle Hafıza Merkezi ilk günden itibaren kurumsal destek arayışına girdi. Bu sayede yaklaşık 10 yıldır ısrarla kaybedilenler alanındaki çalışmalarımızı sürdürebildik. Her yıl alınan kurumsal desteklerin yanı sıra proje başvuruları da yaptık ve finansal yapımızı böyle destekledik. Ama hiçbir zaman devamlılık için proje parası beklemedik. Bugün önümüzdeki önemli hedeflerden biri kurumun gelir kaynaklarını çeşitlendirebilmek. Hafıza Merkezi’nin kimlerden destek aldığı ilk günü kapsayacak şekilde web sitemizden (www.hakikatadalethafiza.org) görülebilir.

-Şimdiye kadar gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Sanıyorum hepsini anlatamam ama belli başlı olanları sıralayayım. Kaybedilenler, ilk günden bu yana sürdürdüğümüz bir çalışma. Yaklaşık 600 ismi doğruladığımız bu çalışmanın sonuçlarını sitesinde bir veri tabanında topluyor ve kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu alanda yaptığımız kampanyalar, sergiler; ve diğer çalışmaları ilgili adreslerde görebilirsiniz. Ayrıca bu alandaki yayınlarımız, Hakikat İçin Umut Var mı? Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Zorla Kaybetmeler ve Kayıp Kişilere İlişkin Karşılaştırmalı Bir Analiz, Zorla Kaybetme ve Hukuk Dışı İnfaz: Soruşturma ve Yaptırımlar Uygulayıcı Rehberi, Amicus Curiae Görüşü: Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru ve Zorla Kaybetmeler. Geçmişe yönelik takip ettiğimiz ve devlet suçları panoraması olarak izlenebilecek davaları ise failibelli.org sitesinde bulabilirsiniz. Bu alandaki yayınlarımız ise şöyle sıralanabilir: Cezasızlık Sorunu: Soruşturma Süreci, Türkiye’nin Cezasızlık Mevzuatı, Dava İzleme: Duruşma Salonunda Devlet ve Yurttaş. Henüz tamamlanmamış bir çalışma olarak sokağa çıkma yasakları ve sivil ölümleri adresinde bulabilirsiniz. Bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası adli müdahaleleri de sitede görmek mümkün.

Barış alanında yaptığımız bir dizi toplantı ve araştırma arasında bugün söyleyebileceğim üç yayın var: Barışı Aramak Hukuku Dönüştürmek: Kadın Mahkemeleri Örneği, Hakikat Komisyonları ve Çatışma Kayıplarını Belgeleme Standartları. Ayrıca sitemizde bir barış süreci kronolojisi de bulunuyor.

Türkiye’de geçmişle yüzleşme çalışmalarının bir ayağını da hafızalaştırma çalışmaları oluşturuyor. Türkiye’de Hafızalaştırma sitesi bunun örneklerinden biri. (https://hakikatadalethafiza.org/calisma/hafizalastirma-girisimleri/) Ayrıca, belgeleme çalışmalarının uluslararası standardizasyonu için bir adım olarak görülebilecek Belgeleme eğitim videoları da Hafızalaştırma ekibinin çalışmalarından biri.

Uluslararası alanda ise katıldığımız bir çok sempozyum ve ortak çalışmanın yanı sıra daha önce de bahsettiğim bölgesel ağ çalışmamız, Columbia Üniversitesi ile yaptığımız ortak çalışmalara bir örnek.

Son olarak içinde bulunduğumuz daralan demokratik alan döneminde insan hakları kurumlarının ve savunucularının desteklenmesini de bir çalışma alanı olarak benimsediğimizi söylemeliyim. Devlet baskısına uğrayan savunucuların desteklenmesi çalışmalarımızın bir parçası www.sessizkalma.org adlı sitemiz biri de insan hakları savunucuları ağı bir yandan da Haklara Destek adıyla insan hakları kurumlarına Avrupa Birliği’nin sağladığı kurumsal desteği iletme çalışmamız sürüyor.

1994'te Şırnak'ın Silopi ilçesinde zorla kaybedilen Abdullah Özdemir'in kardeşi Tahir Özdemir


‘BARIŞ, GEÇMİŞLE YÜZLEŞME, ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ, TARİHSEL DİYALOG VE GEÇİŞ DÖNEMİ ADALETİ KONULARINDA ÇALIŞAN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE OLUŞTURDUĞUMUZ BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ AĞIMIZ VAR’

-Yurt dışında Hafıza Merkezi benzeri kuruluşlar var mı, örnek verir misiniz?

Hafıza Merkezi’nin kuruluş çalışmaları sırasında ve kuruluşundan hemen sonra önce Latin Amerika’ya sonra da Balkanlara iki inceleme gezisi yaptık. Arjantin’de benzer çalışmalar yapan kuruluşları ziyaret ettik ve işbirlikleri yaptık. Burada CELS, Memoria Abierta bize ilham veren ve birlikte çalıştığımız kuruluşlar oldu. Adli Antropoloji Ekibi ve Olimpo Garajı Müzesi’ni de daha sonraki çalışma ve yaklaşımlarımıza esas teşkil eden kurumlar olarak anmalıyım. Balkanlarda ise Sırbistan’da Humanitarian Law Center, Hırvatistan’da Memorial ve Youth Initiative for Human Rights, İsviçre Merkezli Trial ve Almanya merkezli European Center for Constitutional and Human Rights, Kolombiya merkezli Dejusticia birlikte iş yaptığımız ve örnek aldığımız kuruluşlar oldu. Ayrıca barış, geçmişle yüzleşme, çatışma çözümü, tarihsel diyalog ve geçiş dönemi adaleti konularında çalışan sivil toplum örgütleriyle oluşturduğumuz Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Kafkasları kapsayan bir bölgesel işbirliği ağımız var.

Burada bulunan 53 örgüt arasında İsrail’de Zochrot’tan Lübnan’da Act for the Dissepeared ve Umam, Cezayir’de SOS Disparu ve NCFD’yi, Filistin’den Jerusalem Legal Aid and Human Rights Center’ı, Rusya’dan Memorial’ı, Azerbeycan ve Ermenistan’dan Imagine’ı sayabilirim.

‘BARIŞ SÜRECİ KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARI BUGÜN KAMUOYU İLE PAYLAŞMAK, BARIŞ TALEBİNİN KENDİSİNİN SUÇ OLDUĞU BİR ORTAMDA NEREDEYSE İMKANSIZ’

-İnsan Hakları İhlalleri alanında veri toplarken en çok hangi durumlarda zorlandınız?

Özellikle kaybedilenler konusunda yapılan saha çalışmaları, kolay geçmedi. Hem Hafıza Çalışmaları hem de hukuk ekibinin çalışmaları büyük ölçüde saha ziyaretleriyle gerçekleşiyor. Kaybedilenler konusunda saha çalışması yapmak bölgede sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte imkansız hale geldi. Hukuk ekibi hala sürdürüyor.  Ayrıca mesela devlet şiddetiyle ilgili davaları takip etmek (failibelli.org) son yıllarda daha da güçleşti. Devlet görevlilerinin yargılandıkları davalarda beraat ettirilmesi politikaları sonucunda sitelerimizde yer alan fail bilgileri de bizi hedef haline getirmeye başladı. 2011-2015 arası suç olmayan ve paylaştığımız bilgiler nedeniyle yakın zamanda kovuşturmaya uğradık. Barış süreci konusunda yaptığımız çalışmaları bugün kamuoyu ile paylaşmak, barış talebinin kendisinin suç olduğu bir ortamda neredeyse imkansız.

-Hafıza Merkezi'nin uygulamaya soktuğu, ya da önümüzdeki zamanda sokacağı projeler hakkında bilgi verir misiniz?

Hafıza Merkezi Türkiye’de veri bazlı çalışmalarda uluslararası standartların yer etmesi için çalışıyor. Bu alanda yaptığı pek çok çalışma var. İnsan hakları alanında hukuk alanın bir ulusal ve uluslararası bir mücadele alanı olarak görülmesi için çaba sarf ediyor. Barış umudunu ayakta tutmaya çalışırken hem dünya deneyimlerinin hem de ülkenin özgül koşullarının dikkate alınmasına çalışıyor. Teknolojik yeniliklerin insan hakları mücadelesi alanına içselleştirilmesi mücadelesini yürütüyor. Tüm bunları yaparken de devlet suçları karşısındaki mağdurların sesinin duyulmasına ve adalete erişimlerinin desteklenmesine öncelik veriyor.

Önümüzdeki dönemde insan hakları savunucularının ve kurumlarının desteklenmesi, barış; kaybedilenler ve cezasızlıkla mücadele alanlarındaki çalışmalarımız devam edecek…

YAZARIN TÜM YAZILARI