Betül başarılı bir öğrenciydi; okulunda matematik olimpiyatları için kurulan takımın kaptanıydı. 2016’da 15 yaşındayken babasını kanserden kaybetmesiyle hayatı altüst oldu. Bu zor süreçte annesi ve abisi dışında geniş ailesi ona büyük baskı uyguladı. Betül evden çıktığı için veya kıyafetleri yüzünden akrabalarının tepkisiyle karşılaşıyordu. Sürekli “Senin baban yok. Babası olmayan mazlum olur, boynu bükük olur, kendine çeki düzen ver” diyerek Betül’e kendini değersiz hissettiriyorlardı.

“Sevgi açlığım olduğunu fark ettim ve insanlarda babamın sevgisini aradım” diyen Betül, 2017’de 16 yaşına bastığı sırada, arkadaşlarıyla gittiği bir kafede 23 yaşında Adil isimli bir erkekle tanıştı ve onunla arkadaşlık etmeye başladı. Fakat Adil Betül’ü cinsel ilişkiye zorladıktan sonra bunu herkese anlatmaya, Betül’ü kötülemeye başladı; Betül’ün ‘yollu’ olduğunu söyleyerek insanların ona bakışını değiştirmeye çalıştı.

O yılın sonlarına doğru internet üzerinden tanıştığı 24 yaşındaki Cemal’e 16 yaşında olduğunu söyleyen Betül, “Olsun, aşkın yaşı yoktur” yanıtını aldı. Cemal Betül’e ona aşık olduğunu, onunla evlenmek istediğini ve onu aile baskısından kurtaracağını söylüyordu. Bir gün Betül iş yerine ziyarete gittiğinde Cemal onu öpmeye çalışınca Betül bunu istemediğini söyledi. Bunun üzerine Cemal onu hırpalamaya başlayınca Betül oradan kaçtı.

Cemal daha sonra Betül’ü arayarak, onun kirli olduğunu, bu şekilde onunla görüşemeyeceğini, ‘içindeki pislikleri çıkaracağını’ ve bunun için ona dokunan son insanın kendisi olması gerektiğini söyledi.

Bu konuşmanın üzerinden 4 gün geçtikten sonra Betül’ü bir eve çağırdı. Betül konuşacaklarını düşünerek gitmişti. Ama Cemal üstüne geldi. Betül, “Bana dokunamazsın, istemiyorum” diye bağırsa da kaçamıyordu. Cemal kapıları kilitlemişti. Betül bağırıp kaçmaya çalışınca ona şiddet uyguladı ve 7 kez cinsel saldırıda bulundu. Betül oradan çıktıktan sonra Cemal’i internette her yerden engelledi. 

Birkaç ay sonra arkadaşları aracılığıyla tanıştığı Semih, borcu olduğunu söyleyerek Betül’den yardım istedi. Betül, babasından kalan altın bileziğini satarak, borcunu ödeyebilsin diye parasını Semih’e verdi.

O akşam buluştular. Semih arabasıyla Betül’ü sahile götürdü; “Ya benimle olursun ya da arabadan ölün çıkar” diye tehdit etti. Betül reddetti, bağırdı ama arabadan kaçmayı başaramadı. Semih’in cinsel istismarına uğradı. 

Betül bu olaydan sonra, yaşadığı baskılara rağmen olan biteni ailesine anlatmaya karar verdi. Betül, annesine, teyzesine ve eniştesine olayı anlattı. Odadan çıkarken teyzesinin annesine “Bu kız bunları hep seni üzmek için yapıyor” dediğini duydu. Daha sonra annesi, Betül’ün halalarını, amcasını ve kuzenini aradı. Kuzeni, Betül’e “Fingirderken aklın neredeydi?” diye vurunca, amcası, halası ve kuzeni de ona vurmaya başladılar. Onlar “Cemal seni bozdu, onunla evleneceksin” derken, teyzesi “Kaç kişinin altında kalmış, hangisi ile evlenecek”, halası ise “Yarın cesedini gömeceğiz” dedi. 

Betül bu şiddete daha fazla dayanamayıp evden kaçtı, aşağıdaki polis noktasına giderek yardım istedi. Olanları anlatınca polis, “Boş ver, biz seni ailene verelim” dedi. Betül çocuk destek merkezine gitmek istedi.

Sonrasında resmi süreçler başladı, davalar açıldı. Betül 7 ay sonra çocuk destek merkezinden çıktı. Kurumdan çocuğu aileye geri vermek için, can güvenliği nedeniyle olayların yaşandığı kentten taşınma şartı konduğu için ailecek İstanbul’a taşındılar.

SANIKLAR TUTUKSUZ YARGILANDI

Davaların tümü cinsel istismar yerine, ‘reşit olmayan bireyle cinsel ilişki’ suçundan açıldı. Oysa işin içinde cebir, hile ve tehdit vardı, suç istismar suçuydu. Cezası da daha büyük olmalıydı. Ama mahkeme bunu gözetmedi. Sanıklar da tutuksuz yargılandı.

Adil ilk ifadesinde her şeyi kabul ederken, sonradan ifadesini değiştirerek Betül’ü tanımadığını, onu hayatında sadece bir kez gördüğünü ve onunla bir ilişki yaşamadığını söyledi.

Semih, 16 yaşındaki Betül’ün 22 yaşında olduğunu sandığını ve Betül’ün kendisiyle birlikte olmak istediğini beyan etti. Betül’ün iddiasına göre, kendisine 3 yalancı şahit tuttu. Bu şahitler, Betül’ün kendisini 22 yaşında olarak tanıttığını iddia ettiler. Oysa Betül onları hayatında ilk kez görüyordu.

Cemal, Betül’ün kendisini 21 yaşında Gürcü İrma olarak tanıttığını, para karşılığı ilişkiye girdiğini iddia etti. 4 şahit göstermişti, Betül onları da tanımıyordu.

Cemal’in yargılandığı duruşmayı şöyle anlatıyor Betül: “Cemal’in bana 7 kez cinsel saldırıda bulunduğu olayı anlattım. Sözlerimi tamamladığımda hâkim bana bakıp iğneleyici bir şekilde ‘7 kez?’ dedi. Hâkim karşı tarafın bana yönelik ‘kendimi yaşımdan büyük tanıttığım’ iddiasını dikkate alarak, ara karara ‘Tanık 18 yaşından büyük göstermektedir’ diye yazdırdı. Artık kaldıramıyordum. Benim çocukluğumu kaybettiğim davada, büyük gösterdiğim söylenerek haksız sayılmaya başlamıştım.”

“Artık çabalamak istemediğim için her şeyden vazgeçmiştim. Annem ve abim dışında kimse yanımda durmuyor, ailem dediğim insanlar suçlu benmişim gibi davranıyorlardı” diyen Betül, intihara teşebbüs etti.

Okulun en başarılı öğrencilerinden biriyken, devamsızlık yüzünden sınıfta kalmıştı. İstanbul’a geldiklerinde başladığı okulda yapamadı ve açık öğretime geçti. Liseyi bu şekilde bitirdi.

SANIKLARDAN İKİSİNE HAPİS CEZASI, BİRİNE BERAAT

Bu arada davalarda sona gelindi. Adil ve Semih, ‘reşit olmayan bireyle cinsel ilişki’ suçundan 2 yıl 6 ay ceza aldı. “Dosya şu anda Yargıtay’da” diyen Betül, “Hepsi tutuksuz yargılandılar. Benim ölmek istediğim gece onlar dışarıda hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederken, ben edemedim.”

Cemal’in sanık olarak yargılandığı davada ise mahkeme, sanığın “Betül bana kendini 21 yaşında olarak tanıttı” beyanından yola çıktı ve “Sanığın mağdurun yaşında esaslı hataya düştüğü, bu hatanın kusurluluğu ortadan kaldıracak nitelikte olduğu kanaatine varıldı” diyerek Cemal’i beraat ettirdi. Dosya Yargıtay’da.

Betül bütün bu süreçte masum olduğu halde suçlu gibi hissettirildi. Mahkemeler, hayal kırıklıkları onu yordu. Hayattan kopmuş, amaçsız biriydi.

Ama kendini toparladı, işe başladı, para biriktirip dershaneye yazıldı. Okumaya ve yeniden hayata tutunmaya çalışıyor. “Ben eğer kendi hayatımı onlar yüzünden kaybedersem, onlar kazanmış olacak” diyor ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor.

Şu anda tüm dosyalar Yargıtay’da. Umalım da hak yerini bulsun, suçlu olanlar doğru cezayı alıp cezasını çeksin.