Aydınlar, sanatçılar, sendikacılar, öğrenciler, meslek örgütü yöneticileri gözaltına alınıyor, toplum suskun…

Sosyal hakları için sokağa çıkan işçiler engelleniyor,  grevler güvenlik ve ekonomi gerekçe gösterilerek yasaklanıyor… Örgütlenme özgürlüğünden söz bile edilemiyor artık… Demokrasi ve insan hakları ayaklar altında, hak talepleri engelleniyor… Demokratik yaşam alanları tek tek yok ediliyor… 

Düşünce özgürlüğü yok sayılıyor veya tehdit ve sindirme politikalarıyla kısıtlanıyor…                    

Eleştirel düşünce bertaraf edilerek insanlar biat etmeye zorlanıyor… Asılsız ihbarlar, yalan ve iftira ile insanlar haksız yere suçlanarak, işlemediği bir suçla itham ediliyor…

İktidar kendi varlığının sürekliliği için dikensiz gül bahçesi istiyor… Karşısında aykırı bir ses, bir cümle, bir hareket istemiyor… 

Muhalefet ise dağınık, güçsüz, etkisiz ve aciz…

Medya zaten bildiğimiz gibi… Kendisini iktidardan bağımsızlaştırmış olanların sesi kısık ve etkisiz, diğer cephede ise gazeteci kılıklı lümpenler iktidarın gönüllü yardakçılığını yaparak ahlaksızca hakikati gizliyorlar… 

Konuşması, karşı çıkması gereken, toplumsal misyonu olan aydınlar, bilim insanları, akademisyenler, sanatçılar suskun, üniversiteler sindirilmiş bir devlet kurumu olarak iktidarın paradigmasını savunan memur yuvalarına dönüştürülmüş… Eğitim sistemi bilimsel içerikten uzaklaştırılmış, tarikatlar uzantısıyla hurafe, müfredatın temel belirleyeni olmuş…      

Sanat eserleri tahrip ediliyor, kitaplar sansürleniyor, yasaklanıyor gerekirse imha ediliyor…

Sanat etkinlikleri, konserler iptal ediliyor, sergiler müstehcenlik suçlamasıyla kapatılıyor… Tiyatro oyunları sansürleniyor, olmazsa yasaklanıyor, turneler engellenerek iptal ediliyor…

Zaten aksak ve arızalı olan demokratik sanat üretim ortamı iyiden iyiye yok edildi neredeyse… Yerine çağ dışı zihniyeti besleyen, yüz yıl önceki hayata heveslenen gerici, yoz bir kültür inşa edilmek isteniyor ve bu çaba iktidarın bütün kurum ve kuruluşlarıyla hayata geçiriliyor…

Türkiye’nin gündelik hayatının toplumsal tablosu maalesef böyle, iç karartıcı…

Fakat umutsuz değil süreç. Çünkü Türkiye artık yol ayrımının eşiğinde…

İktidarın uygulamalarından ve siyaset yapma tarzından yaralanan, rencide olan, zarar gören, onuru incinen tüm toplumsal kesimlerinin geniş bir cephe açarak, güç birliği içinde ortak ses oluşturması ve dayanışmasıyla bu karanlık dönem atlatılacak.

Bu birliktelik sağlanamazsa tekçi bir zihniyetle kurgulanan karanlık bir düzenin sindirilmiş figürleri olarak dar bir alanda yaşamak zorunda kalacağız.