Boğaziçi Üniversitesi’ne 2 Ocak 2021 tarihli resmi gazetede yayınlanan kararname ile atanan Melih Bulu gerek öğrenciler gerekse akademisyenler tarafından büyük bir “coşku” ile karşılandı:

-Kayyum rektör istemiyoruz!

İtirazcılara göre Melih Bulu Boğaziçi Üniversitesi’nin rektör olma kriterlerine uymuyordu.

Ülkede uzun süredir aynı yöntemler yürürlükte olduğu için atamayı savunanlar “yerli-milli” atasözüyle karşılık verdiler:

-Uysa da atadık uymasa da!

Demokratik adap içinde de fazla itiraz edilmemesi gerektiğini kibar biçimde ifade ettiler:

-Hainler, teröristler, yasa-dışılar, marjinaller, sapıklar!

İktidar safında yer alanlar için dünyanın en geniş “ifade özgürlüğü” söz konusu olduğundan, ayıp da tedavülden kalkmıştı.

Melih Bulu bu bakımdan farklıydı!.. O kendisini istemeyen öğrencilere ve öğretim üyelerine karşı küfür etmeyip ateş edebileceğini gösterdi. Yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirilmesine izin verdi.

Yani Boğaziçi Üniversitesi'ni bu kadar çok seviyordu!.. Okula kısa sürede pek çok “aktivite” armağan etti. Gençlerin ilerde anlatacakları çok şeyleri olmuştu.

Melih Bulu 3 Şubat 2021 Çarşamba günü Teknofest tanıtım toplantısında Boğaziçi Üniversitesi'nin başına geçme hayalinin çok eskilere dayandığını belgeli-tanıklı olarak anlattı:

-Yirmi iki sene önce Siyaset Meydanı’nda ben bunu Mehmet Ali Kırca’ya zaten ifade etmiştim.

Mehmet Ali Kırca diye biri yoktu elbette. Ama Mehmet Ali Birand vardı. Ali Kırca da vardı. Dönemin iki ünlü televizyoncusunun toplamından kendisine son derece “güvenilir” bir tanık çıkarmıştı. Bu da Bulu’nun ne kadar “birleştirici” olduğunu ortaya koymuyor mu?

Kendisine karşı “istemiyoruz” protestosu yapan öğrencilerden tutuklu olanların serbest bırakılması için okullarına gelen gençleri kapıda polis karşıladı. 159 B.Ü. öğrencisi daha gözaltına alındı.

Melih Bulu da izah etti. Öğrenciler Rektörlüğü basıp kendisini rehin alacakları zannına kapılarak polis çağırdığını söyledi:

-Eğer polis gelmeseydi öğrenciler bana dokunabilirdi. Bana dokunmak da devlete dokunmaktır!

Gerçi öğrencilerin böyle bir fikri yoktu ama olsun, devlet büyükleri olay mahalindekileri “terörist” ilan etmişlerdi. Bu kadar “teröriste” de bir terör eylemi gerekiyordu.

Rektörü rehin alma eylemi yoktu ama söylemi müthiş oldu!

Siyasetin zirvesinden mitralyöz ateşi başladı:

-Rektörü rehin almak var mı? Buna izin vermeyeceğiz!!!

İktidar cenahı medyası da tam gaz yürüdü, meydana gelmeyen olayın üzerine… Ortam kendilerine göre tanzim edilince de polis haliyle elinden geleni ardına koymadı.

Öğrencilerin toplu yürümelerine engel olmak için “Aşağı bak” komutu yükseldi. Yanıtı bütün ülkeden yükseldi:

-Aşağıya bakmayacağız!