İktidar, maden şirketlerine pek çok teşvik ve muafiyet sağlıyor. KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, kurumlar ve gelir vergilerinde indirimler, Hazine arsalarının yatırım yeri olarak tahsisi, düşük faizli kredi desteği… 

İktidar şirketlere bütün bu kolaylıkları sağlarken, zenginliklerine zenginlik katan yine şirketler olurken, yurttaşlar da suyundan, havasından, ağacından merasından, köyünden oluyor. 

Ancak, iktidarın maden şirketlerine sağladığı bu avantajlar yetmemiş olacak ki, avantajlara yenilerini eklemek üzere harekete geçildi, şirketleri yeni muafiyetlerle donatmak üzere yeni bir kanun teklifi gündeme getirildi. 

5 Ekim 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı'na sunulan ve 46 maddeden oluşan “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” maden şirketlerine yeni olanaklar sağlıyor. 

13 Ekim 2020 salı günü bu yasa teklifi alt komisyonda görüşülmeye başlanacak.

AKP’li milletvekillerinin imzasıyla gündeme getirilen torba kanun teklifine göre, maden, doğalgaz ve elektrik şirketleri çok sayıda “ayrıcalığa” sahip olacak. Şirketler, ödemesi gereken KDV’ler, harçlar, kira bedelleri ve yapım ücretlerinden muaf tutulacak.

Kanun teklifi şirketlere arazilerin bedelsiz devri ve irtifak hakkında kamu yararı aranması şartını da kaldırırken şirketlere KDV, harç, kira bedellerinde muafiyetleri getiriyor. Ayrıca bazı hallerde verilen cezai yaptırımları da esnetiyor.

Kanun teklifinin en kritik maddesi, ruhsat süreleri biten maden şirketlerine faaliyetlerini sürdürmelerine imkan tanıyacak düzenleme…

Enerji piyasasına yeni bazı düzenlemeler getiren torba kanun teklifi, ruhsat süreleri biten maden işletmelerinin süre uzatım talebinde bulunmaları halinde ruhsatları yenilenene kadar faaliyetlerini devam ettirmelerine imkan sağlıyor. 

Kanun teklifinin 3’üncü maddesi ruhsat süreleri, dolmuş, ruhsatları askıda olan şirketlere yönelik bazı kolaylıklar getiriyor.

3’üncü maddenin içeriği şöyle:

“Madde ile süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunulmuş olmak kaydı ile süre uzatım talebi değerlendirmesi tamamlanmayan ruhsat sahalarında 12 ayı geçmemek üzere Bakan onayı ile maden işletme faaliyetlerine izin verilmesine imkan tanınarak aktif ticari hayatı devam eden ruhsat sahiplerinin ve dolayısıyla ülke ekonomisine üretimden kaynaklı kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. 

Madencilik sektörünün gelişmesi, üretim ve istihdamın artırılması ile sektörün GSMH içerisindeki payının yükseltilmesi amacıyla bazı konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğunun kaldırılması öngörülmekte ancak bunun yanında madde ile maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu korunmaktadır.”

Bu maddenin bu şekilde kanun teklifinin içinde yer alması, son derece “adrese teslim bir madde olduğunu düşündürüyor. 

Bu madde değişikliği Çanakkale Kazdağları’nda siyanürle altın aramak için yüz binlerce ağacı katlederek ormanı tıraşlayıp dümdüz eden, cehennem çukurları kazan, binlerce ağacı daha kesmek için hazırda bekleyen Kanadalı Alamos Gold ve yerli ortağı Doğu Biga Madencilik’i doğrudan ilgilendiriyor.  

Hatırlanacağı üzere, Alamos Gold şirketinin 13 Ekim 2019 tarihinde işletme ruhsatının süresi doldu. Şirket, ruhsatın yenilenmemesi gerekçesiyle bölgedeki faaliyetlerini “durdurduğunu” kaydetti. Ruhsatın yenilenmemesi bir umut yaratmış olsa da, şirket o günden bu yana bölgeden çıkartılmadı. 

Alamos Gold bir yıldır ruhsatsız ve hukuksuz bir şekilde tamamen işgalci olarak, Kazdağları Kirazlı mevkinde faaliyetlerini sürdürüyor. 

Şirket tahliye edilmezken, geçtiğimiz günlerde Alamos Gold’un faaliyetleri başta olmak üzere tüm altın madenciliği faaliyetlerinin durdurulması için bir yılı aşkın süredir yaşam savunucuları tarafından devam ettirilen Kazdağları nöbeti de kolluk kuvveti zoruyla sona erdirildi.

Eğer, bu kanun teklifi yasalaşırsa, 3’üncü madde gereği, Kazdağları’ndaki ekokırımdan sorumlu ve zaten alanı terk etmemiş olan Alamos Gold, bu yasayla birlikte ruhsatı yenilenene kadar faaliyetlerini sürdürebilecek.

Alamos Gold’un bu kanun hazırlığından haberdar olduğu hem bölgeye terk etmemesinden hem de altın madenciliğine karşı yürütülen nöbetin sonlandırılmasından anlaşılıyor. 

Bu maddenin doğrudan ilgilendirdiği bir diğer proje ise Afyon’daki Emirdağ Yaylaları’nda on binlerce dönüm arazide siyanürlü altın madenciliği yapacak olan Kanadalı Eldorado Gold şirketinin Türkiye’deki ayağı olan TÜPRAG Madencilik’in projesi…

Türkiye’de Uşak Kışladağ ve İzmir Efemçukuru madenlerini de işleten Kanadalı Eldorado Gold ve TÜPRAG Madencilik’e, Emirdağ’da 13 bin 640 dekarlık alanda maden arama ruhsatı verilmişti. 

2018 yılında verilmiş olan ruhsatının süresi 16 Ekim 2020 tarihinde dolacak olan TÜPRAG Madencilik de, teklifin yasalaşması halinde madencilik faaliyetlerine istediği gibi devam edebilecek.

Geçtiğimiz günlerde sondaj çalışmalarına başlanan Emirdağ’da ayrıca üç maden firmasının daha benzer şekilde altın, gümüş ve bakır madenleri arayacağı ortaya çıkmış, mera ve yayla olarak kullanılan dağın Bolvadin sınırında da 8 bin dekarlık bir başka arama ruhsatı daha verildiği belirlenmişti.

Dolayısıyla kanunsuz şekilde memleketin yaylalarını, dağlarını işgal eden, ruhsat süreleri bitmesine rağmen, yarattıkları doğa tahribatlarına bakılmadan kanun dışı halleri kanun zırhı içine alınacak.

Yasa teklifinin bir diğer dikkat çeken maddesi ise 37’nci madde. Maddenin içeriği şöyle:

“Madde ile ön lisans veya lisansa konu enerji yatırımları için ihtiyaç duyulan taşınmazlara ilişkin hak ve mülkiyet edinimlerinin daha etkin ve hızlı bir şekilde değerlendirilebilmesi, iş süreçlerinin daha rasyonel hale getirilmesi, değişik kamu kurumları arasındaki yetki karmaşasının giderilmesi, yatırımcıya tek merkezden hizmet sunulması, bürokrasinin azaltılması, kurumların görev, yetki ve sorumluluklarının netleşmesi ile hesap verebilir bir kamu yönetiminin oluşturulması amacıyla 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 19’uncu maddesinin değiştirilmesi öngörülmektedir. Önerilen değişiklikle elektrik piyasasında üretim faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemlerinin tümünün EPDK tarafından, dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemlerinin tümünün ise TEDAŞ tarafından yapılması öngörülmektedir.”

Yani, ön lisans ya da lisans almış enerji yatırımlarında ihtiyaç duyulan taşınmazlar için yapılan başvurular, TEDAŞ tarafından değerlendirilerek karar alınacak. Bu alınacak karar “kamu yararı” olarak nitelendirilirken, herhangi bir kurumun onayına ve herhangi bir kuruma karşı sorumluluğuna ihtiyaç duyulmayacak.

Kanun teklifiyle Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun Ek 1’inci maddesi kapsamındaki devirler KDV’den müstesna tutulurken, bu kapsamda yapılan işlemler için yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler nedeniyle hesaplanan vergiden indirilecek. Kanun değişikliğinde şirketlerin vadesi geçmiş borçları için ruhsat iptalleri de zorlaştırılıyor.

Şirketlere borcunu ödemesi için yeni süreler tanınırken süre uzatım talebi değerlendirmesi tamamlanmayan ruhsat sahalarında 12 ayı geçmemek üzere Bakan onayı ile maden işletme faaliyetine izin verilebilecek. Ayrıca, ruhsat devirlerinde ruhsatı devralan “kurulu işletme kapasitesi veya şerh edilen sözleşmedeki kapasiteyi aşmayacağı yönünde vereceği taahhüde istinaden ilgili alan için tanınan tüm muafiyetler ve alınmış bütün izinleri” de devralmış olacak.

Kanun teklifiyle ilgili TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası da bir açıklama yaparak, maddelerin içeriğine yönelik eleştirilerini sıraladı.

Açıklamada, şu değerlendirmeler yer aldı:

“Teklifin gerekçesinde düzenlemenin “özel sektör yatırımcılarının faaliyetlerini daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmesini temin etmek” amacı ile yapıldığı açıkça belirtilmektedir. 

Zira çabuklaştırma, basitleştirme gerekçesi ile kamu yararının tespitine dair denetim mekanizmalarını ortadan kaldıran, kamu yararına hizmet etmeyen, sermayeyi önceleyen kamulaştırma işlemlerinin hızlı ve denetimden uzak gerçekleştirilmesini sağlamak üzere düzenlemeler yapılmak istendiği görülmektedir.

Teklif içerisinde yer alan 5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun maddelerinde yapılan değişiklikler arasında, biyokütle tanımı içerisinde yer alan ve petrokimya ürünü olarak işlenmesi halinde pek çok çevresel ve sağlık sorununa yol açabilecek "atık lastiklerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan ürünler" ifadesi, yenilenebilirlik kavramı ile çelişmektedir.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında büyük güçte pek çok Hidroelektrik Santralı (HES) ve Rüzgar Enerji Santralı (RES) mevcuttur. Büyük güçteki bu tür tesisler YEKDEM maliyetlerini artırmakta olup, YEKDEM maliyetleri de elektrik tarifelerine doğrudan etki etmektedir. Dolayısıyla YEKDEM, elektrik tarifeleri üzerinden büyük kapasiteli HES ve RES’lere mali kaynak aktarma mekanizması haline dönüşmüştür. Yeni düzenlemede bu durumun sürdürülmesi kabul edilemez.

Ayrıca kaynak türü ve teknolojisi ne olursa olsun doğaya ve insan sağlığına zarar veren, toplumsal yaşamı olumsuz etkileyen yenilenebilir enerji üretim tesisleri YEKDEM kapsamından çıkartılmalıdır.”