İlkin MTTB, sonra TMTF düşürüldü



Artı Gerçek

Demirel’in hükümeti, MTTB’yi muhafazakâr gençliğe teslim ettikten sonra, tabanı hızla sola kayan TMTF’yi yasal sahtekârlıklarla tasfiye etmeye girişti.


1968 İstanbul Üniversitesi işgali, İstanbul rektörü ile yapılan prensip anlaşması sonucu Haziran ayında sona erdi. Taleplerden biri de öğrenci temsilcisinin fakülte yönetim kurulunda yer almasıydı. 

İşgal sonrası büyük anfilerde bütün öğrencilerin katılımıyla yapılan seçimler ile İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenci temsilciliğine Sıtkı Coşkun, Hukuk Fakültesi öğrenci temsilciliğine ise Ertuğrul Günay seçilmişti.

Elbette bu yasal değişim gerektiren bir uygulama idi. Ama en azından Sıtkı Coşkun’un birkaç fakülte yönetim kurulu toplantısına katıldığını hatırlıyorum.

1968 üniversite işgalleri sonrası, FKF, yani Fikir Kulüpleri Federasyonu kitlesel bir destek kazandı. İşgal Konseyindeki fakülte delegelerinin çoğunluğu FKF eğilimi idi. Öğrenci Birliği seçimlerinde de sosyalistler seçimleri kazanmaya başladılar.

Örneğin benim okuduğum İktisat Fakültesinde Sosyalist Karıncalar seçimi kazanmıştı.

Bu eğilim Süleyman Demirel hükümeti tarafından fark edilmişti. 27 Mayıs sonrası öğrenci birlikleri CHP gençliğinin tekelinde idi.

İlkin TİP toplantılarının bile yapıldığı MTTB düşürüldü ve “Muhafazakâr Gençliğin” eline geçti. Son başkan, Yüksel Çengel, herhalde “mükâfat” olarak daha sonra CHP’den milletvekili olacaktı. Sola yönelik saldırıların üssü oldu MTTB. Bugünkü iktidar kadroları da oradan yeşerdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi muhafazakâr gençliğin güçlü olduğu yerlerden biriydi. 1965 sonrası sol dalganın etkilediği yerlerden biri de İTÜ idi. Bu sol dalgadan Yıldız Teknik de payını alacaktı. 1967 yılında Hasan Yalçın, ardından Harun Karadeniz, Öğrenci Birliğinin ilk sosyalist başkanları olacaktı. Çetin Uygur ise Yıldız Tekniğin.

CHP hızla itibar kaybederken, gençliğin hızla sola kayışının doruk noktası zaten 1968 işgalleri olacaktı. Bu dalga bir üst organ olarak İTÜ öğrenci birliğinin, Robert Kolej Öğrenci Birliğinin öncülüğünde Öğrenci örgütleri dayanışma kurulunu yaratacaktı. 

Bu dalga İngilizce eğitim yapılan Robert Koleji ve ODTÜ’yü de sarmalına almıştı. Amerikan tarzı eğitimin yapıldığı bu yüksek öğrenim kurumlarında öğrencilerin sola kayışı çok anlamlı idi. Bir anlamda ABD, Avrupa ve Japonya’da yükselen 68 dalgasının bir yansıması olarak da düşünülebilir.

1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi olan Robert Kolejinin 1967 yılında, ilk solcu Öğrenci Birliği Başkanı daha sonra çok iyi bir tarihçi olan Engin Akarlı olacaktı. Ondan görevi Faruk Pekin alacaktı. 

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Birliğinin de 68 sonrası sosyalistlerin eline geçeceği kesindi. 

Demirel’in hükümeti, MTTB’yi muhafazakâr gençliğe teslim ettikten sonra, tabanı hızla sola kayan TMTF’yi yasal sahtekârlıklarla tasfiye etmeye girişti. Taktik, kongrede kavga çıkarttırıp, hükümet komiserine kongreyi erteletmek, arkasından sadece muhafazakâr gençlikten kaşarlanmış birkaç kişinin katılacağı kongre ile Öğrenci Birliğini teslim etmekti. 

Bu yapılana kadar da federasyonun kapısına kilit vurmaktı.

TMTF ciddi çalışan, uluslararası üniversite öğrenci birlikleriyle de bağı olan bir kurumdu. Evimiz gibiydi.

Demirel hükümetinin travması yeni bir 27 Mayıs’ı önlemek için yığınsal üniversite örgütlerinin hiç olmazsa üst organını tasfiye etmekti.

O dönemde Liselerde bile öğrencilerin seçtiği talebe temsilcileri vardı. Onların da TMTF ile bağı vardı.

Örneğin 1965 baharında lise sonda iken, Kabataş Lisesinde öğrenci temsilcisi olan Mehmet’in önerisi ile TMTF’nin Bakırköy Kız Sanat Enstitüsünde düzenlediği Gençlik Sorunları temalı bir panelde konuşmacı olmuştum. İlk deneyimimdi bu.

Daha sonra Sosyalist Karıncaların kurucusu olan İktisatlı Alpay Biber’di TMTF adına bu toplantıyı organize eden. Üniversiteye girer girmez de TMTF’ye kapağı atmıştım.

O sırada Lise son öğrencisi olan Deniz Gezmiş ve Masis Kürkçügil ile de ilk kez TMTF’de karşılaşmıştım.

Deniz aynı zamanda TİP Üsküdar ilçe üyesiydi. Masis de Beyoğlu ilçesine takılıyor olsa gerek.

1967 yazında İngiltere’ye TMTF ile İngiliz Üniversite Öğrenci Birliğinin ortak çalışması olan yaz çalışma kampları projesi kapsamında gitmiştim.

Ve Demirel, mukafazakâr gençliğe hır çıkarttırma taktiği ile kongreyi iptal ettirip, TMTF’nin kapısına kilit vurdu. CHP’nin de umurunda değildi, çünkü gençlik örgütleri kontrollerinden çıkıyordu zaten.

Mührü kırıp binaya girdik. Polis attı tabii bizi dışarı.

1967 Ocağında TMTF önündeki protestolar sırasında Deniz, siz gençliği nasıl coplatırsınız diye, arabasından operasyonu izleyen emniyet müdürünün camını indirtip hesap sorunca ilk ciddi gözaltını yaşayacaktı.

Daha sonra 1968 sonbaharında işgal konseyi üyeleri ile birlikte yine gözaltı yaşayacaktı. 

1969 sonbaharında İÜ Talebe Birliğinin Ufuk Şehri’nin elinden alınması kesinleşmiş gibiydi. Ama kavga çıkarma taktiği yine işledi. 

Ve öğrenci hareketi 1968’de TİP ve FKF üyesi Vedat Demircioğlu’nu barışçıl 6. Filo protestoları sırasında polisin baskın yaptığı İTÜ öğrenci yurdunda ikinci kattan atmasından sonra, bu olaylı İÜ Talebe Birliği kongresinde ilk yargısız infaz olayını ve onun travmasını yaşadı. 23 Eylül 1969 tarihinde bir sivil polis, dayanışma için gelen ODTÜ’lü Taylan Özgür’ü sokakta vurdu. 

1969 Eylül’ünde DDKO’lu Mehmet Cantekin, Aralığında ise Yıldız Üniversitesinde Battal Mehedoğlu öldürüldü. Komanda kamplarında eğitilen “muhafazakâr gençlik” nöbeti devralmıştı. 

Deniz, Battal Mehedoğlu’nun başında sessizce ant içti. 

Deniz, Battal’ın başucunda, Aralık 1969 

YAZARIN TÜM YAZILARI