Yeni parti iddiaları Ankara'yı oldukça hareketlendirdi.

Tüm kulislerde tek konu: "Yeni bir parti"...

"Yeni bir parti" ifadesini haberlerde ve konuşmalarda böyle geçtiği için kullanıyorum.

Yoksa ortada bir değil, iki parti var.

***

Biri eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun öncülüğünde kuruluyor.

Davutoğlu'nun, İstanbul'daki ofisinde harıl harıl çalışmaya başladı. Yanında eski öğrencileri ile eski bürokratları var.

Yeni oluşumun çıkış noktası, Türkiye'deki farklı akımları bir araya getirebilecek, merkez sağ partisi olmak. Başka bir ifade ile sanki Özal modelinin kopyası gibi...

Milliyetçi, muhafazakâr, liberal bir parti!

Davutoğlu, 10 gün önce Ankara'da da nabız yokladı.

Eski Başbakan'ın görüştüğü isimler arasında, AK Parti'nin bir kurucusu, çok sayıda eski milletvekili, hatta bazı kurumların eski başkanları ve yüksek yargıçlar var.

Ancak görüşmelerin hiç de olumlu geçmediği konuşuluyor.

Uzun süredir yeni bir oluşum arayışında olan bazı isimler dahi Ahmet Davutoğlu'nun ismine şerh koydu.

Davutoğlu'nun Başbakanlık dönemindeki icraatları anımsayanlar, eski defterleri tek tek açanlar oldu.

Eski Başbakan'ın Ankara ziyareti umduğu gibi çıkmadı, kapısını çaldığı ekibin büyük bir bölümü, teklifini kibarca reddetti.

***

Davutoğlu'nu neden istemiyorsunuz?

Davutoğlu'nun görüştüğü bir kaynağıma, bu soruyu sorduğumda yanıtı kısa ve net oldu:

"Davutoğlu özellikle Suriye konusunda yanlış yaptı. Şu an Türkiye'nin içinde bulunduğu en büyük çıkmazlardan birinin mimarı."

***

İkinci oluşum ise Ali Babacan'ın başını çektiği hareket...

Ahmet Davutoğlu'nun oluşumunun Ali Babacan ile ilgisi yok.

Ali Babacan bambaşka bir ekiple yola çıkıyor.

Eski Ekonomi Bakanı, Ankara'da bazı isimlerle dirsek temasında. Ancak resmî bir görüşme ve davet yok.

Şimdilik tek hareket, yeni oluşumun üzerinde çalıştığı deklarasyon metni.

Davutoğlu'nun oluşumu siyasi akımları, Türkiye'deki dengeleri gözetiyor.

Babacan'ın oluşumu ise direk ekonomik göstergeleri ve Türkiye'deki sermaye gruplarını...

Söz konusu deklarasyonun ekonomi ağırlıklı olacağı ve genel olarak iş dünyasına bir çağrı niteliğini aldığı belirtiliyor. Deklarasyonun açıklanma tarihi ise seçim sonrasına ertelendi.

Babacan, iş dünyasını ikna edebilir de bir nebze destek alabilirse, yerel seçim sonuçlarına göre sahalara çıkacak gibi görünüyor.

***

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu oluşumların neresinde?

Abdullah Gül'ün tavrı 24 Haziran öncesinde ne ise 31 Mart öncesinde de öyle...

Davutoğlu'na kapılarını kapatan Gül, Babacan'a sıcak.

Ama "Siz bir başlayın, ben bakayım" havasında.

Şimdilik kimseye ne kapıyı açtı, ne de kapadı.

***

31 Mart yerel seçimleri sonrasında Türkiye siyaseti yeniden şekillenecek.

İktidarın eski kurmayları da şimdiden kendi pozisyonlarını belirleme çabasında...

Kuşkusuz yeni oluşumlar sadece eski iktidar ortaklarını değil; mevcut iktidar paydaşlarını da etkileyecek.

Tabii, kurulabilirse.

24 Haziran seçimlerinden önceki girişimlerin hepsi iktidarın yarattığı korku ikliminden etkilenerek sona erdirildi.

Bu durum da yeni parti iddialarına mesafeli yaklaşılmasına neden oluyor, yeni oluşumların harekete geçemeyeceği ve partilileşemeyeceği inancı yaygın bir kanı.

Ancak, yeni parti iddialarının toplumda yarattığı hareketliliğe bakacak olursak bu kez cesaretli bir adım atacak olan sadece eski iktidar ortaklarını değil, giderek muhalefeti bile etkileyebilecek bir güç odağı olarak siyaset dünyasına hızlı bir giriş yapabilecek.