OHAL rejiminin bir karabasan gibi tüm toplumun üzerine çökmüş karanlığıyla boğuşuyoruz.

Her birimiz her gün bu karanlığın içinden hiç durmadan fışkıran kötülüklerini yazıp duruyoruz. Kötülük artıyor durmadan ve birileri de halen bir umut ışığı yaratmak için çabalayıp duruyor. Bu umudun başarılı olacağına hiçbir kuşkum yok.

OHAL’in hep olumsuz yanlarını görüyor tartışıyoruz. Bunda haksızda değiliz aslında.

Hiç mi iyi yanları yok bu OHAL’in?

Bence var, hem de çok. İçinden geçtiğimiz zamanlar tam bir turnosol kağıdı görevi görüyor. İyi ile kötü, doğru ile yanlış, güzel ile çirkin hiç saklamadan sere serpe atıyor kendisini ortalığa.

Tamda böyle bir ortamda Çağlayan adliyesinde görülen Cumhuriyet Gazetesi davasında kendisini “Türkiye’nin en iyi yazarı” olarak tanıtan Rıza Zelyut hak ettiğinden fazla kamuoyunun gündemine girdi. İnanıyorum ki bazı laikler, demokratlar ve özellikle bazı Aleviler onun ifadelerine şaşırıp kalmıştır. Çoğumuz için ise şaşırtıcı bir durum değildi aslında.

Zelyut’u tanıyanlar onun kim olduğunu, neyle uğraştığını, yazılarını, kitaplarını, ne yapmaya çalıştığını, siyasal düşüncesini biliyor elbette. Onlar açısından ne şaşıracak bir durum var ne de Zelyut açısından yeni bir durum. Durum stabil yani, değişen bir şey yok, Zelyut geçmişte ne idiyse bu günde olduğu gibi.

Rıza Zelyut MHP ile Aydınlıkçılar arasında gidip gelmeyi, ırkçı, kafatasçı düşüncelerini bu güne kadar hiçbir şekilde saklama gereği duymadı.

Alevilerin matem oruçunu tuttuğu böyle bir dönemde belki de Zelyut’un davadaki ifadeleri iyi oldu. İyi oldu diyorum çünkü bu yazar gibi sırtımıza hançer gibi saplanan, kendisini Alevi yazar diye tanıtan çokça insan var.  Kendisi değil ama bu anlayışın tartışılıp teşhir edilmeye ihtiyacı var. Burada Zelyut şahsında bir zihniyeti, bir anlayışı konuşacağız, yoksa bir kişi için bu kadar dil dökmeye ne zaman var nede gerek var. 

Milliyetçilerin ya da Aydınlıkçıların kendisini tartışmak bu yazımızın konusu değil. Alevilik örtüsü altına gizlenerek bu anlayışları bize empoze etmeye çalışanları tartışmaktır amacımız.   

Bu anlayışın sahipleri yıllarca Alevilerin biricik temsilcileri gibi ana akım medyanın televizyonlarında boy gösterdiler. CEM TV de yıllarca, tüm iyi niyetiyle izleyenlere yaratmak istedikleri Aleviliği anlattılar. Her Alevinin olmazsa bile birçok kişinin kütüphanesine kitaplarıyla girdiler.

Yaptıkları çok basitti aslında.

Alevilerin hoşuna giden güzellemeler yapmak, Osmanlının kuruluş sürecini değil ama son zamanlarını yerden yere vurmak, gericiliği-şeriatçılığı Araplar üzerinden okuyup onları aşağılamak ve cumhuriyetin ‘laiklik’ ilkesine övgüler dizmektir. Zaman zamanda ‘Şafi Kürtlerin’ İdrisi Bitlisinin, Hamidiye Alaylarının zulmünden bahsetmekten geri durmadılar. Bunu yaparken de milliyetçilik ve Türklük üzerinden yürüdüler. Referansları Aleviliğin kendisi değildi ama Alevilik adına yapıldı her şey.

Kürtlüğü Şafilikle, Araplığı gericilikle, diğer tüm halkları emperyalizmle açıklayarak içlerindeki tüm zehirlerini topluma zerk etmek için ellerinden geleni yaptılar. Elbette ki Kürtlerin, Arapların ve diğer halkların tartışılacak, eleştirilecek bir çok yönü vardır ve bu eleştirileri yapmaktan kaçınmamalıyız. Yapılan eleştirinin ötesinde ırkçı, kafatasçı diğer halklara düşmanlıktı aslında.

Aleviliği; Türklük ve Orta Asya Şamanizminin ötesine geçmeyen etnisiteye dayandıran, dar, ulusalcı bir inanç olarak tanıtmaya azami özen gösterdiler. Şamanizmi ve ırkçılığı Alevilik diye sundular. Kitaplar yazdılar, dergiler çıkardılar, programlar yaptılar, konferanslar ve paneller yaptılar.

Dertleri Alevilerin sorunları, ihtiyaçları ya da gerçek anlamda bir laiklik değil. Bir şekilde Alevileri kendi milliyetçi, ırkçı paradigmalarına nasıl monte ederizin derdidir onlarınki. Yıllarca tümü değil ama bazı Alevi kurumları bilerek yada bilmeyerek bu gibilere alan açtılar, konferanslara, panellere getirtip, kitaplarını baş uçlarına koyarak toplumun zehirlenmesine ön ayak oldular

Dersim katliamı ve Seyit Rızayı “Seyit Rıza, halk düşmanı, yağmacı, gerici bir derebeydir. Laik cumhuriyete silah çekmiştir” şeklinde değerlendiren Zelyut’a Aleviler ne demeli? 

Ben hadi ordan diyeceğim. Hangi laiklik diyeceğim. Ben Seyit Rızanın idama giderken  “Evladı Kerbelayız, Bi Hatayık, Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir” sözlerini tekrarlayacağım.

Koçgiri katliamına ne diyeceksiniz?

Malatya, Ortanca, Kırıkhan, Çorum, Sıvas, Gazi katliamlarına ne diyeceksiniz?

Bunlara da derebeylerinin ve laik cumhuriyete silah çekenler mi diyeceksiniz?

Yoksa arka planda dış güçler mi var diyeceksiniz?

1924 te çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile kapatılan Alevi dergahlarına, yasaklanan Alevi erkanına, üfürükçülerle aynı muameleye maruz kalan Alevi Pirlerine ne diyeceksiniz? Seyit Rıza bu laikliğe mi silah çekti diyeceksiniz?

Bence bu kesimler kendisini yormasınlar artık. Aleviler artık bildiğiniz gibi değil.

Sizden Alevi olamaz. Sizden Alevi olursa o zaman milyonlarca Alevi başka bir şeye inanıyor demektir.

Alevilikte 72 millete aynı nazarla bakarız. İster Türk, Kürt, Arap, Romen, Fars, Arnavut kim olursanız olun ırkçılık ve milliyetçiliğin yanımıza yeri olamaz, yaşam bulamaz. Milliyetçi ve ırkçılığın olduğu yerde biliniz ki Alevilik yoktur.

İyisi mi siz Perinçek mi MHP mi nerede olacaksanız ona karar verin. Alevilerden size ekmek yok artık.

Dün Feto ile bu gün AKP ile Cumhuriyet gazetesinin başına çöreklenmişsiniz. Niyetiniz çöreklenmek ama ters tepti. Foyanız apaçık ortaya çıktı. Nerede demokrasi mücadelesi varsa siz onların karşısında durdunuz. Onlara karşı mücadele ettiniz. Sanki iktidara karşı gibi göründünüz ama esasında yaptıklarınız her dönem iktidara hizmet etti. Her dönem iktidarlarla gizli kapaklı iş tuttunuz. Adalet Yürüyüşüne, Vicdan ve Adalet Nöbetlerine, Eğitimde Laiklik Mitingine laf attınız, karşı çalıştınız.  Zayıflatmak ve güçsüzleştirmek için elinizden geleni ardınıza koymadınız. Demokrasi mücadelesine katılan herkese olmadık yakıştırmalar yaparak Alevileri manipüle etmeye çalıştınız. 

Derdim bu yazıda Zelyut’u uzun uzun tartışmak değild..

Esas amacım kendisini yer yer Alevilik, Laiklik gibi kavramların altına gizleyerek toplumu zehirleyen bu anlayışı tartışmaktı. O kadar çok insan tanıyoruz ki bu zihniyetin kullandığı kavramların peşine düşüp yollarını kaybedenleri. Onların kafasında küçükte olsa soru işaretleri yaratabilirsek, başaracağız demektir.

Umarım amaç hasıl olur ve yola yeniden daha güçlü devam ederiz.