Gökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki…



Artı Gerçek

Önceki gün ansızın gelen Tunç Soyer ‘in tweeti en azından şimdilik ‘yatırımcıyı küstürmemek için İzmir’i feda etmeye’ mola verildiğini gösterdi.


Geriye doğru bakıp başkasının üzerine fatura edebilecek bir durumu yok İzmir’in yerel yöneticilerinin. Zira, dile kolay çeyrek asırdır İzmir’de iktidardalar.

Önceki hafta iktidar süreçlerinin dökümünü de siz okurlarla paylaşmıştım. Rahatlar. Seçim süreçlerinde yerel yönetime dair hiç bir projeyle seçmen karşısına çıkmıyorlar ondan ötürü.

Büyükşehir’i de öyle, ilçe yerel yöneticileri de öyle…

Seçim döneminde kampanya malzemesi hazır: “Atam, vatan, bayrak, aman haa, biz gidersek AKP gelir…

* * *

AKP’nin el atmasına, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı falan devreye sokmasına ihtiyaç kalmadan İzmir’in CHP’li belediyeler eliyle nasıl ranta teslim edilmekte olduğunu, 2 haftadır ‘Zorlu Konak’ gökdeleni inşaatı vesilesiyle dile getirdim.

Başkan Tunç Soyer, tarihi alanları yoğun Konak ilçesinde İzmir’in simgelerinden Kadifekale’den daha yüksek olacağı belli, belediyece ruhsatlandırılmış gökdelen inşaatının başlamakta olduğu süreçte yaşam savunucularının “kent suçu” nitelemelerine kulaklarını tıkamıştı.

“Yatırım yapacak sermayedarı küstürmemek lazım”, “her şeyleri yasal” şeklindeki değerlendirmeleri ile tercihini açıkça ifade ediyordu.

Kendisini “şirketlerin temsilcisi misin, İzmirlilerin mi?” şeklinde eleştirenlere kızıyor, protesto tweetleri gönderenleri “engelliyor”, sosyal paylaşım sitelerinde, aralarında benim de olduğum kişilerce yazılmış eleştiri yazıları ve makaleleri engelletme yoluna gidiyordu.

Süreç sessizce ilerlesin isteniyordu belki de. Ama öyle olmadı. Tepkiler yükseldikçe yükseldi.

Önceki gün ansızın gelen Tunç Soyer ‘in tweeti en azından şimdilik ‘yatırımcıyı küstürmemek için İzmir’i feda etmeye’ mola verildiğini gösterdi.

‘Şimdilik’ şeklinde, tereddütlü ve temkinli durmama gerekçe olacak çok icraati var sayın Soyer’in şu kısa dönemli başkanlık sürecinde. En başta Kültürpark’ın başına gelen ve daha da gelecek olanlar… [İzmir’in son dönem yerel yönetimleri üzerine 15 makale]

* * *

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin resmi açıklamasında son gelinen durum şöyle açıklanıyor:

“İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ile görüşerek tartışmalı gökdelen projesinin özellikle Kadifekale olmak üzere kent siluetini bozacağının ve hukuki süreçlerin henüz tüketilmediğinin anlaşılması üzerine ruhsatın iptali hakkında gerekli çalışmaları başlatma kararı aldı. Başkan Tunç Soyer gökdelen ruhsatının hukuki zeminini oluşturan 1/1000’lik Uygulama İmar Planı’nın iptal edilmek üzere ivedilikle Konak Belediyesi Meclis gündemine alınmasını talep etti. Başkan Tunç Soyer, Konak Belediyesi Meclisi’nin ilgili planı iptali etmesi halinde İzmir Büyükşehir Meclisi’ni olağanüstü toplanmaya çağırarak bu kararın onanması teklifinde bulunacağını açıkladı.”

Açıklamada, ilginç bir paragraf daha var ki, lafta kalmayıp hayata geçmesi çok yerinde olur.

Açıklamanın o bölümü de şöyle:

“Planın iptal edilmesi halinde, yeni bir gökdelen projesinin daha oluşmasını engellemek amacıyla, Planlı Alanları İmar Yönetmeliği’nin 66. Maddesi kapsamında Konak Belediyesi ile eşgüdüm içerisinde bir Mimari Estetik Komisyonu oluşturulacak. Kurulun gökdelen projelerinin Kadifekale başta olmak üzere İzmir’in siluetine olan etkisini değerlendirmesi ve benzer inşaatların bir daha oluşamayacak şekilde bir teknik değerlendirme yapması bekleniyor…”

İzmir’in Konak ilçesi Belediye Başkanı Abdül Batur da Tunç Soyer’le mutabık kaldıklarını belirten bir açıklama yaptı ve şu somut bilgileri verdi:

“Ocak ayında gökdelenin 1/1000 planı görüşülmek üzere belediye meclisine gelecek. Mecliste alacağımız kararı Büyükşehir Belediyesine yollayacağız. Oradan gelecek karara göre de Pasaport’ta yapılması planlanan projenin geleceği netleşecek. Kent estetiği kurulumuzun öngördüğü şekilde bina yapılmasına izin vereceğiz. Ama bu gökdelen olmayacak” diye konuştu.

Konak Belediye Başkanı böyle konuşuyor konuşmasına da; şöyle de bir bilgi var. Manşet Turkiye.com internet gazetesinin haberine ve yayınladıkları toplantı tutanağına göre; "İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 10.11.2008 tarih ve 01.2044 sayılı kararına göre, bu tarihte yapılan meclise (dönemin) Narlıdere Belediye Başkanı kimliğiyle katılan Başkan Batur, o gün gündeme gelen aynı gökdelen projesine karşı çıkmamış, şerh koymamış ve “yapılsın” oyu vermiş. Tutanağa göre karar oy çokluğu ile değil OY BİRLİĞİYLE geçmiş...."

Başkanların açıklamalarına mesafeli yaklaşmamın gerekçeleri çok yani…

HDP İLK KEZ GELİŞMELERE DAİR KONUŞTU

Yerel seçimlerde, İzmir’de CHP adayı Tunç Soyer’e destek veren HDP’nin İzmir Milletvekillerinin bu ağır kent suçu karşısında pek sesinin çıktığını duyan olmamıştı. HDP’nin ülke genelinde yaşadığı zorlukları ve kendilerine yönelik devletin “düşman hukuku” uygulamalarını göz ardı etmeden yine de bir tavır bekleniyordu.

İzmir milletvekili Murat Çepni, İz Gazete’ye açıklamalarda bulunmuş:

Zorlu Konak’ın inşa edilmesi şehre hem kültürel hem de tarihi açıdan zarar verecektir. Yüksek yapılaşmanın önünü açan proje Kadifekale’nin yüksekliğini dahi aşacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hali hazırda Yüksek Yapılar Yönetmeliği yok yani kent siluetini korumak için bir yükseklik sınırlaması yok. Bu durum kent yapısının korumasına yönelik yasalarda bir boşluk oluşturuyor. Tüm İzmirlileri bu projeye itiraz etmeye çağrıyorum. Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yetkilileri halka verdikleri sözleri tutmaya ve sorumluluklarına sahip çıkmaya davet ediyorum” diyor.

Bakalım, süreç ne gösterecek.

Yaşanılabilir bir kentten başka bir şey istediğimiz yok.

İzmir’de ilk gençlik yıllarımızdaki ayak izlerimizi zaten çoktandır bulamıyorduk.

Kent suçlarıyla kabarık icraatlerle, kenti tümden kaybetme noktasında, gökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki…

Cinayetin faili konumundaki belediyeler tepkiler sonucu bir hamle yaptı.

Yine de rehavete kapılmıyoruz…