Yahu ne güzel bir duygu: Bütün dünyaya haddini bildiriyoruz! Helal olsun şu çılgın Türklere.

Yedi düvele itinayla ayar verilir!

Suriye’de biz ne dersek o oluyor.

Libya’da da öyle.

Irak’ın kuzeyinde raconu ezelden beri biz keseriz.

Doğu Akdeniz zaten bizden sorulur. Ya kimden sorulacaktı? Levrekleri bile yedirmeyiz başkasına.

E Karabağ zaten Türk’tür, Türk kalacaktır, tıpkı Kıbrıs gibi. Dünya Türk’tür!

Fransa’da ifade özgürlüğünün sınırını da bizim inancımız çizer. Akıllarını başlarına toplasınlar.

Araplar da sabrımızı taşırmasınlar. Din kardeşliğinin bile sınırı var.

Hele o Amerika’yla Rusya, ayaklarını denk alsınlar!

İç düşmanlar zaten sus pus. Sıkıysa biat etmesinler.

Kovidmiş, depremmiş, işsizlikmiş, pahalılıkmış… Şaşarım! Geçiniz… Bunlar teferruat!

Çok sert. Tokat gibi! Güçlüyüz. Gururluyuz. O kadar.

Yani bu kadar…  Bu haftaki yazı bu kadar.

Nasıl? Biraz kısa mı oldu?

Ayrıntıya girip uzun uzun yorumlamamı mı tercih ederdiniz? Kuzum mazoşist misiniz siz?

Sığ mı buldunuz içeriği?

Affedersiniz ama milliyetçi (ulusalcı) söylemin derini çıktı da haberimiz mi yok? Ne zaman? Derin devletle karıştırıyor olmayasınız?

Pardon? Böyle yazı olmaz mı? Niye olmasın? Memlekette başka konu yazılabiliyor mu?

Yazıyı boş lafla mı şişirmişim? Sahi mi?

Ya ne yazaydım? Nasıl yazaydım?

Gündem karikatürse, yazının karikatürü de bu kadar olur işte.

Okuru aptal yerine koyduğumu kim söylemiş? O ben değilim…

Hem… Eşdeğer söylemlerin hamasi soslusuna hiç mi alkış tutmadınız? Milli bayramlarda bile mi?

Efendim? Yayın yönetmenine mi şikâyet edeceksiniz beni? Ha ha!

Beni şikâyet etmek kolay.

Becerebiliyorsanız bu metnin asıl yazarlarını şikâyet edin kime şikâyet edecekseniz! Sıkıysa onlarca yıldır bu masalları hiç bıkmadan usanmadan biteviye tekrar eden aktörleri sahneden indirin!

Ben yazmamaya razıyım.

Hem… Bunca böğürtünün ortasında yazı mı yazılırmış!

Edebiyat biraz sükût ister.