Programda, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun gazeteci Günel Cantak’ın “Bay Kemal ve İttifakları” belgeselinde Kürt sorununun çözümüne yönelik HDP’nin meşru organ olarak görülmesi yorumuyla ilgili başlayan tartışmalara da değinen Öztürk, şu ifadeleri kullandı:

“KÜRTLER HDP’NİN TAPULU SEÇMENİ DEĞİLDİR”

“Türkiye’de aslında Kürt sorunundan çok daha öncelikli bir terör sorunu söz konusu. Dolayısıyla bu konuyla ilgili yapılacak siyasi çalışmanın, terörle muhatap olmamış siyasilerle yapılmasının öncelikli olduğunu düşünüyorum. Bir gerçek var ki HDP bugün 5 milyon 900 bin oy almıştır ve bunların çoğunluğu da Kürt kökenli vatandaşlarımızdan oluşmaktadır. Ama bu Kürt kökenli vatandaşlarımıza da dokunulmadığı, sahip çıkılmadığı ve temas edilmediği için onları ya HDP’ye ya da AKP’ye iten bir siyaset yapıldı. Bizim bu siyaseti kırmak için oradaki vatandaşlarımıza dokunmamız gerekiyor. Çünkü burada muhatap Kürt seçmeninin kendisidir. O seçmen de hiçbir zaman HDP’nin tapulu seçmeni değildir.”

İYİ PARTİ’DEN İLK AÇIKLAMAYI DERVİŞOĞLU YAPMIŞTI

Kılıçdaroğlu’nun yorumuyla ilgili İYİ Parti saflarından ilk açıklama, partinin Grup Başkanvekilliği’ni yürüten Musavat Dervişoğlu’ndan gelmişti. Habertürk Gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya'ya konuşan Dervişoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

”HDP’li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrı-meşru mu tartışmasına en iyi cevaptır. HDP ile AKP arasına sıkışan seçmen çıkış yolunu, üçüncü alternatifi arıyor. Hiç kimse Kürt seçmen kitlesini HDP'nin sadık bendesi olarak görmesin. Siyasetin görevi onlara gidecek yeri göstermektir.”

Dervişoğlu, Kılıçdaroğlu'nun "İmralı'yı gayrı meşru olarak görmesini anlamlı bulduğunu ve desteklediğini" de sözlerine eklemişti.