Hamide Rencüzoğulları

Hamide Rencüzoğulları

Suriye seçimleri üzerine notlar

Bu hafta çarşamba günü Suriye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. İlk defa aday çokluğuyla dikkat çeken bir seçim oldu ve ilk defa bir kadın aday adayı vardı. Adaylık başvurusunda bulunanlar: Faten el Nehhar, Firas Reccuh, Muhanned Şaban, Muhammed Suvan, Beşar Esad, Abdullah Sellum Abdullah ve Mahmud Ahmed Meri. Suriye Anayasasına göre ilk başvuru mercii Anayasa Mahkemesidir. AYM tarafından Meclise gönderilen isimlerden 35 milletvekilinin onayını alanlar aday gösterilir. Buna göre Beşar Esad, Abdullah Sellum ve Mahmud Meri, 35 milletvekilinin imzasını alarak aday olmaya hak kazandılar ve seçime girdiler. Abdullah Sellum, Sosyalist Birlikçi Partisi üyesi. 2003-2007 ve 2012-2016 dönemlerinde milletvekiliydi, ayrıca daha önce Devlet bakanı olarak görev yapmış bir hukukçu. Mahmud Meri de Dumalı bir hukukçudur. 2011’de protestolarda yer almış, ancak "silahlı isyan-cihat- dış müdahale çağrıları" sebebiyle içeride kalan muhalif Demokrat Cephe’nin adayıdır. Beşar Esad ise, başını Arap Sosyalist Diriliş Partisi-BAAS’ın çektiği İlerici Yurtsever Cephe’nin adayıdır. Bu cephenin içinde Nasırcılar, komünistler, milliyetçiler de var, ama ağırlığı BAAS oluşturuyor, o da Esad’ın partisi zaten.

Adaylar ve vaatleri

Seçim çalışmaları süresince bu üç adayın afişleri ve vaatleri yan yana billboardlarda yer aldı. Mahmud Meri’nin seçim sloganı şuydu: "Vicdan mahkumlarını serbest bırakmak için hep birlikte!" Meri dış destekli muhalefet ile Suriye’deki muhalefeti ayrı tutmak gerektiğini söylüyor. Seçim kampanyasında da "Suriye'nin kuzeyi ve doğusunu işgal eden ABD ile Türkiye gibi  yasa dışı güçlerin işgallerini sona erdirmeye öncelik" vereceğini vaat ediyor. Sosyal medyada Meri’nin başka zamanlarda en çok tercih edilen bir aday olabileceğini söyleyenler de var. Örneğin Muhammed Huveyda isimli bir Suriyeli şunları paylaştı: "Kendimize karşı daha dürüst olalım, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeni şahsiyetlerin aday gösterilmesi geleceğe doğru atılmış güzel bir adımdır. Eğer savaşta olmasaydık Mahmud Meri’ye ilk oy veren ben olurdum. Ama bu trajik koşullarda kimsenin bizi güvenliğe götürebileceğini sanmıyorum."[1] Genelde Suriye’ye yönelik dış müdahalenin ve dışarıdan hem silah hem militan taşımanın Suriyelileri Esad’ın etrafında birleştirdiği ve yıkımdan da bu şekilde çıkılacağı kanaati dile getirildi bu süreçte. Nitekim BAAS partisi ve ittifak içinde olduğu Cephe’nin Beşar Esad için sloganı bunun üzerine kuruludur: "Umut emektededir". Arapçası "el emel fil amel" olan bu şiar, umudu daha çok yapılacak işlere bağlıyor. Dolayısıyla "10 yıllık yıkımdan sonra şimdi sıra Suriye’nin yeniden imarında" şiarını yükselten bir seçim programı yürütüldü. Suriye’nin yeniden imarına çok fazla vurgu yapıldı ve Esad’ı destekleyenler de "elim elinde" kampanyaları yürüttü. Bu kampanyada dikkat çeken iki  şey oldu. Birincisi,  Suriye bayraklarıyla kampanya yürütüldü, Esad’ın fotoğrafları çok azdı. İkincisi de Esad fotoğrafıyla birlikte "elim elinde", "birlikte yeniden inşa edeceğiz" ve "seninle tamamız" sloganları öne çıktı.

 "Bu seçimler meşru değildir" diyenler, seçimi boykot edenler…

Suriye’deki seçimlerden bir gün önce ABD, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere dışişleri bakanları ortak açıklama yaparak, "Suriye'de yapılacak seçimlerin adil ve özgür bir ortamda olmayacağını ve herhangi bir meşruiyetinin bulunmadığını" deklare ettiler. Hatta İngiltere Dışişleri ve Kalkınma Bakanlığı'nın Arapça resmi twitter hesabından şu açıklama yapıldı: "Birleşik Krallık, Suriye'deki seçimlerin meşruiyetini tanımıyor. Esad halkına zulmetmeye devam ettiği sürece seçim sonuçlarının güvenilirliği olamaz. Özgür ve adil seçimler ancak tüm Suriyelilerin haklarını koruyan yeni bir anayasa ile yapılabilir."[2] Seçimin meşru olmadığını ve bu yüzden tanımayacaklarını açıklayan bir dizi ülke oldu. Bunlara seçim günü Türkiye de katıldı. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Suriye rejimi tarafından bugün düzenlenen seçimler halkın hür iradesini yansıtmayan gayrimeşru bir nitelik taşımaktadır" denildi. Haftalar öncesinden boykot çağrıları yapanlara gelince; Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ile Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Nasır Hariri boykot çağrısı yapanlar arasında yer aldılar. Ayrıca Suriye'deki bütün Kürt grupları seçimin meşru ve kanunlara uygun olmadığını ilan etmiş ve bu nedenle seçimlere katılmayacaklarını duyurmuşlardı. Ayrıca Özerk yönetim, seçimden iki gün önce sandıkların kurulacağı merkezlere giden yolları kapattı.[3] Yerel kaynakların bildirdiğine göre, bu yüzden oy kullanmak isteyenler seçim günü Haseke ve Kamışlı’da Suriye ordusunun kontrolündeki merkezlere akın ettiler. Keza İdlib’deki silahlı gruplar protestolar düzenlerken, muhalif İnsan Hakları İzleme Örgütü-SOHR da mütemadiyen boykot çağrısı yaptı. 

Bütün bu gelişmeler ışığında Suriye Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Suriye İçişleri Bakanı, seçmen sayısının 18 milyonun üzerinde (tam olarak 18.107.109) olduğunu açıkladı. Önce geçen hafta dış temsilciliklerde sandıklar kuruldu. Ancak her ülkede değil. Suriye büyükelçiliğinin açık olduğu ülkelerde 20 Mayıs’ta elçiliklerde oy kullanıldı. Kimi ülkeler yurtdışındaki Suriyelilerin oy kullanmasına izin vermediler. Örneğin Almanya hükümeti oy kullandırmadı, bu yüzden Suriyeliler yasağı protesto etmek için gösteriler yaptılar. Aynı zamanda Esad karşıtı Suriyeliler de Alman hükümetinin yasağını desteklemek için gösteri yaptılar. Lübnan’da ise oldukça çatışmalı bir gün yaşandı. Lübnan'daki Suriyeli seçmenler,  Beyrut'un kuzeyindeki Suriye büyükelçiliğine giderken taşlı sopalı saldırıya uğradılar. Çünkü Lübnan Kuvvetleri Partisi başkanı Samir Caca Lübnan hükümetinden, Esad'a oy veren tüm Suriyelilerin sınır dışı edilmelerini istedi. Çünkü Caca Esad karşıtı blokta yer alıyor. Hatta 2012’de şunu söylemişti: "Suriye rejiminin çöküşü demek yeni bir Lübnan’ın kuruluşu demektir." Bu yüzden oy kullanacak Suriyeliler ile ilgili bu Caca’nın bu çağrısı parti tabanını harekete geçirdi ve 20 Mayıs günü Esad'ın resimlerinin bulunduğu araba ve otobüslere saldırılar düzenlendi. Kimi Lübnanlı sürücüler de araçlarını Suriyelilerin üzerine sürdüler. Ortaya çıkan bu görüntülerin ardından Suriye Büyükelçiliği  önünde sabah 05'ten itibaren sıra beklemeye başlayan seçmenlerin  güvenliğini sağlamak için Lübnan güvenlik güçleri konuşlandırıldı. Böylece oy kullanıldı. Ancak yine de Lübnan’daki Suriyelilerin önemli bir kısmı  oy kullanamadı. Suriyeli yazar Steven Sahiounie’ye göre sınır dışı edilmekten korktukları için sandık başına gitmeyen çok Suriyeli. Çünkü, "Birleşmiş Milletler'in verilerine göre Lübnan'da 800.000'den fazla Suriyeli mülteci kayıtlı, ancak Lübnanlı yetkililer ülkedeki Suriyeli mülteci sayısının bir milyonu aştığını söylüyorlar. Dolayısıyla 400 binin üzerinde kayıt dışı Suriyeli var ve kontrol noktalarından geçerken, yakalanıp sınır dışı edilme korkusu yaşıyorlar."[4] Böylelikle Yurtdışındaki Suriyeliler 20 Mayıs’ta şu ülkelerde oy kullandılar: Rusya, Fransa, Avustralya, Japonya, Malezya, İsveç, İspanya, G.Kıbrıs, Arjantin, Hindistan, Endonezya, Ermenistan, Brezilya, Çin, İran, Irak, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Umman, Cezayir, Lübnan, Ürdün ve Sudan. 26 Mayıs’ta da Suriye’de hak sandık başına gitti. Ama yine her yerde değil… Türkiye yanlısı muhalif gruplar ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki bölgelerde sandıkların kurulmasına izin verilmedi. İdlib’de muhalifler seçimleri protesto etmek için mitingler düzenlediler.

Seçimlerin öne çıkardıkları ve Esad’ın Duma mesajı

Şam yönetiminin kontrolü altındaki bölgelerde 12 bin 102 seçim merkezi oluşturulduğu açıklandı. Baştan sonuçları belli olan bu seçimin neleri öne çıkardığı üzerine analizler yapılıyor. En çok üzerinde durulan hususlar şöyle:

Birincisi, katılımın beklenenden fazla olmasına dikkat çekiliyor. Yüksek Seçim Kurulu oy verme işleminin sabah 07:00 de başlayacağını ve akşam 19:00’da sona ereceğini duyurmuştu. Ancak katılımın çok olması ve kovid-19 önlemleri nedeniyle aksamalar yaşandı. Akşam saatlerinde hala oy vermek için sandık kurullarında sıra bekleyenlerin oldukça kalabalık olması nedeniyle oy verme işlemi gece saat 24:00’de kadar uzatıldı.

İkincisi, hemen her seçim merkezinde oy vermek için bekleyen kalabalığın zafer kutlamaları yapmaları dikkat çekti. Genelde gözlemcilere göre, peşinen seçimleri tanımayacaklarını ilan eden dış ülkeler ile sürekli boykot çağrıları yapan muhaliflere rağmen katılımın çok olmasının kendisi önemli bir mesajdır, halk bu mesajı vermenin coşkusunu yaşadı ve dışarıya bunu yansıtmak istedi… Burada dikkat çeken bir detayı geçmemek gerekir. Sosyal medyada paylaşılan çok sayıda video var ve hepsinde aşırı kalabalıklar var, adeta miting havasında kutlamalar yapıyorlar, insanlar çok iç içe ama hiçbirinde kovid maskesi yok!... 

Üçüncüsü, Beşar Esad’ın oyunu kullanmak için Duma kentini seçmesinin üzerinde çok duruldu. Beşar Esad ve eşi Esma Esad, Şam merkezdeki herhangi bir sandık bölgesine değil de neden en az 20 kilometre uzaklıktaki Duma kentinde oy kullandılar? Birincisi, Duma, 10 yıl önce Şam’ı hedef alan cihatçıların ilk merkez üssü Doğu Guta’da yer alıyor. Burası başta Suudi Arabistan yanlısı Ceyşul İslam olmak üzere, Nusra Cephesi de dahil diğer cihatçı grupların en son tahliye edildikleri yerdir aynı zamanda.  Cihatçılar 2016’dan itibaren tahliyelerle mevzilerini tek tek kaybettiler. En son tahliye edilen cihatçı üssü ise Duma kentidir. Üstelik tahliye öncesinde Suriye’ye askeri müdahale gerekçesi oluşturmak için kimyasal provokasyon burada bir kez daha denenmiş, ama yine de cihatçılar tahliyeden kurtulamamışlardı. Hepsi İdlib ve Fırat Kalkanı bölgesine transfer oldular ve Türkiye’nin himayesine girdiler. Esad da burada oyunu kullanarak, birincisi cihatçıları desteleyen bütün ülkelere "Suriyelilerin terörizm karşısında birlik oldukları" mesajını verdi, ikinci olarak da Suriye seçimlerini tanımadıklarını açıklayan ABD ve Batılı devletlere de buradan yanıt verdi. Esad oy kullandıktan sonra  "bir devlet olarak Suriye, batının ne dediğini önemsemiyor, söylediklerinin değeri sıfır" açıklamasında bulundu. Burada yine dikkat çeken şey, Esad’ın etrafında oldukça büyük bir kalabalık birikiyor, coşkuyla kucaklaşma da var ve yine maske yok, mesafe de yok. Sanki kovid-19 Suriye’ye hiç uğramamış gibi…

Bir de sandıklar daha açılmadan her yerde kutlamalar yapılmasını nasıl okumak gerekir? 10 yıldır devam eden savaş ve yıkım var sonuçta. Askeri çatışmalar anlamında büyük oranda rahatlama olsa da hala çatışmalar devam ediyor. Belki daha düşük ve lokal düzeyde devam ediyor olabilir ama Suriyelileri adeta açlıkla terbiye etme amacını taşıyan yaptırımlar var her şeyden önce. Görüşüne başvurduğum Suriyeli gazeteci Somer Sultan da yaptırımların halkı yıprattığı görüşünde. Ancak yaptırım uygulayan ülkelerin "halk çektiği açlıktan dolayı Esad’ı desteklemekten vaz geçecek" beklentisinin aksine, tam bir sahiplenme var. Sultan’a göre bu seçimdeki yüksek katılımın şifresi, "Esad halk desteğini kaybetti" diyen dünyaya bir mesaj vermektir. Çünkü "bugüne kadar emsali görülmemiş  yüksek katılım gösterdi ki halk, ülkeyi yıkanın da aç bırakanın da kimler olduğunu biliyor!."[5] Nitekim halk bu seçim nedeniyle de bir kez daha cezalandırıldı. Seçimlerin ertesi günü Avrupa Birliği, Suriye'ye uygulanan yaptırımların bir yıl daha uzatıldığını açıkladı.

Sonuç olarak Suriye halkı daha öce rakipsiz ve sonu belli olan seçimlere ilgi göstermiyordu. Şimdi belki çok adaylı bir seçim olabilir ama yine de formaliteden öte geçmeyen bir rekabet ve yine sonucu baştan belli bir seçim var. Buna rağmen yoğun ilgi gördü, katılım da beklenenin çok üstünde gerçekleşti. Gerçi hep çok yoğun katılımdan söz edildi, ama kayıtlı 18 milyon seçmenin 7 milyonuna yakını ülke dışında. Dolayısıyla elçiliklerdeki katılım istatistiği ile Suriye’deki tahmini 11 milyonun kaçının sandık başına gittiği önemlidir. Bu rakamlar henüz açıklanmadı. Çünkü ertesi günün akşamına kadar sayım hala devam ediyordu.  Bu bağlamda sayısal katılımla ilgili elde henüz veri yok ama şimdiki seçimlerin tek ayırt edici özelliğinin, Suriye’ye savaşı taşıyan ve hala ambargo uygulayan dünya ülkelerine Suriye halkının bir mesaj vermek istediğini söyleyebiliriz. Nitekim mesajı alanlar oldu. Arap medyasının aktardığına göre Washington Post bile bunu bir meydan okuma olarak yorumladı. Aktarılanlara göre gazete, Suriye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini zamanında yapması, ABD politikalarının bir başarısızlığının kanıtıdır ve aynı zamanda Washington ile müttefiklerinin diplomasisine karşı bir meydan okumadır…

NOT: Yazı yayınlanmadan birkaç dakika önce Suriye Yüksek Seçim Kurulundan seçime katılım hakkında beklenen açıklama geldi. Açıklamaya göre Suriyye içinde ve yurt dışında  14 milyon 239 bin 140 kişi oy kullandı. Esad'a verilen oy toplamı 13 milyon...


[1] https://twitter.com/MohammedHawaidi

[2] https://twitter.com/FCDOArabic

[3] https://www.rudaw.net

[4] https://www.mideastdiscourse.com

[5] https://www.facebook.com

Önceki ve Sonraki Yazılar