Ne yalan söyleyeyim, bu AKP’liler gerçekten çok becerikliler, kırk yıl düşünsem bir baro tartışmasının spermle sonuçlanacağını düşünemezdim. Haftalarca, hatta aylarca baro sorununu (Onlara göre sorun) konuştular ve çoklu baro sistemi konusundaki yeni yasayı hazırlıkları olmadığını söyleyen adalet bakanı Abdülhamit Gül’e karşın çıkarttılar. Sınıfını geçince hediye alan ilkokul çocukları gibi mutluydular, içlerinden kimileri kendilerinin kuracağı yeni baronun başkanlığı yada yönetimi için pişmiş kelle gibi sırıtıyordu ekranlarda.

Yasa çıktı ve herkes 2 bin avukatın yada değişik gruplardaki avukatların bir araya gelip Adalet Barosu, Hareket Barosu, Kardeşler Barosu gibi baroların kurulacağını ve bilhassa Istanbul, Ankara, Diyarbakır barolarının yalnızlaştırılacağını bekliyordu. Ancak beklenen bitürlü olmadı, o kadar avukat istifa edip de kendilerini böyle bir maceraya sokmadılar. Esasında kendi aralarında tartışıp, birbirlerini suçlamasalar biz bunun farkına varmayacaktık, unutmuştuk çoktan. Neden unuttuğumuz çok açık aslında, yasaya karşı çıkmamıza karşın, baroların bölünemeyeceğini biliyorduk, sonuçta avukatlık da her meslekte olduğu gibi bir para kazanma işi ve geçinme yolu, dolayısıyla hiçbir avukat bütün bunları göz ardı ederek müvekkiline yeni barodan geldiğini söyleyemez. İstesen de, istemesen de yeni kurulan baro hep ikinci sınıf gibi duracaktır.

AKP’de Selman Öğüt adında bir hukukçu var, arasıra televizyon programlarına da çıkıyor. Selman Öğüt çok hevesliydi bu yeni yasaya, felaket hararetli bir şekilde savunuyordu. Baktı olmuyor, çok içine dokunmuş olmalı ki “İstanbul’da 50 bine yakın avukat var. Baro kuralım dedik, aylardır 2000 imza toplanamadı. Bu ayıp bize yeter. Her şeyi Erdoğan'dan beklemek gibi bir hastalık var bizim cenahta. Parti ne yapar, STK'lar ne işe yarar? Soran yok! Cavit Tatlı ismi ise ayrı bir garabet!” diye bir tweet attı.  

Sanırım bu 2 bin kişilik yeni baro için bir kurucular kurulu filan kurmuşlar ama onlar bunu becerememiş. Bu arada Selman Öğüt de ayrıca Saadet Partili Ali Aktaş’ı Fethullah Gülenci olmakla suçlamış. İşte rezalet ondan sonra başlıyor, Aktaş Öğüt’e “43 yıllık ömründe bir kez maklube yemeği yedim. Buna rağmen Selman Öğüt bana 'maklube beyinli' diye hakaret etmiş. Babasının maklubecilerin TV'sinde vefat ettiğini hatırlarsak kendisini ana rahmine düşüren meniyi oluşturan vitaminin kaynağı bile maklube olabilir, onu unutuyor” diye cevap veriyor.  

Bu arada Selman Öğüt’ün babası Salim Öğüt Mehtap TV’de kalp krizi geçirdi ve yaşamını yitirdi, bu çirkin yaklaşımın nedeni bu. Ali Aktaş’ın bu çirkin cevabına bu kez Selman Öğüt daha da çirkin bir yanıt veriyor. Selman Twitter’da “Senin gibi klasik fetöcüler iki şey yapar: iftira ve hakaret! Babam 2010 referandum sürecinde kalp krizi geçirdi, sen ise 2016'da "gülen cemaati" diyerek fetöyü savundun. Bu arada meni uzmanı olduğunu da ilan etmişsin, çok fazla don koklamaktan olmuştur o.. azalt biraz..” diye yazdı. 

Görüyor musunuz, kuramadıkları ikinci baro tartışmasının geldiği noktayı. Şimdi yeni bir tartışma başladı baro yasasından sonra, Türk Tabipler Birliği’nin de yeni bir yasayla bölünmesi. Ben muhalefetin yerinde olsam hiç karşı çıkmadan desteklerdim bu yasayı. En azından onların içinde spermden, neyimden anlayan var. Her ayın 31’inde bunları toplar, dertlerini dinlerlerdi.

Sonra Erdoğan’a lümpen dediğimde kızıyorlar, buyurun çevre meydanda.