Türkiye’de demokrasi mücadelesi hız kazandığında ben ayrı bir tarafa savruluyorum. Esasında hem kendimi cımbızlayıp bir kenara koyuyorum, hem de onlar beni alıp başka biyere koyuyorlar. Bunu oligarşi de yapıyor, demokrasi adına mücadele ettiğini söyleyen kesimlerin büyük bir çoğunluğu da.

Bunun çeşitli nedenleri var, birincisi hiçbirimizin demokraside yaşamamış olması ve doğal olarak da sınırlarını tam olarak bilmememiz. İkincisi de çok geniş kapsamlı sanılan demokrasinin bana göre sınırlarının olması ve kimilerine göre geniş olmak yerine aşırı uçta olmamdan kaynaklanıyor.

Bu tartışma benim açımdan ilk olarak 141 ve 142. maddelerinin kaldırılmasıyla başladı. Daha çok devrimci ve komünistlerin yargılandığı 141 ve 142 kaldırılırken 163. madde de kaldırıldı. Nedense 141-142 kaldırılırken devrimciler çok sevindi ve 163’ün şeriat maddesi olduğunu es geçtiler. O sıralar bu şartlarda 141 ve 142’nin kalkmasının aleyhimize olduğunu söylemiş ve her zaman olduğu gibi neredeyse tek başıma kalmıştım.

Şundan emindim, bu derin devlet, hükümetleri yöneten devlet 141 ve 142’nin yerine bişey bulur ama 163. madde kalktığında, orası boş kalır ve şeriat tartışmaları demokrasinin bir parçasıymış gibi masaya konur. Aynen de öyle oldu ve başta liberal sol olmak üzere herkesin her fikri konuşabilmesi demokrasi adına benimsendi.

Daha önce anlatmışımdır ama bir daha yazmak istiyorum, o sıralar Recep Tayyip Erdoğan hapse girmek üzereydi ve İnsan Hakları Derneği bir basın toplantısı düzenledi. Konuşmacılar, Eren Keskin, Suavi, Vedat Türkali, Abdurrahman Dilipak ve bendim. Dilipak’ı görünce yadırgadım ve basın toplantısının son sandalyesine oturdum. Dilipak dahil herkes düşünce özgürlüğünü savunurken son olarak sıra bana geldiğinde şeriatı savunmanın düşünce özgürlüğüyle bağdaşmadığını söyledim ve Erdoğan’ın aldığı cezayı yadırgamadığımı söyledim. Bana göre düşünce ve konuşma özgürlüğü bir ülkenin ilerisi için düşünceleri, insan haklarını ve sosyalizmi içermeliydi ama yanımda zamanında Spor ve Sergi Sarayı’nda “Gençler, Allah yukarıda sizi bekliyor” diye açıklama yapıp, gençleri canlı bomba olmaya teşvik eden Dilipak, demokrasi ve düşünce özgürlüğü adına konuşuyordu. Kendimce bu açıklamaya izin vermedim yaptığım açıklamayla.

Bugünlerde aynı noktaya geldik gibi geliyor bana, Faşizmden kurtuluşu tek başına Erdoğan’a indirgediğimizden dolayı, Erdoğan karşıtı faşistleri de konuşturup duruyoruz. Geçen gün de yazdım, bizler, devrimci basın olarak ayrı bir çizgi mi oluşturacağız, yoksa iktidardayken bize eziyet çektiren parti ve kişilerle, şimdi muhalefette oldukları için yanyana mı duracağız. Yani HDP’nin ortaya koyduğu gibi 3. Yol çizgisinde mi olacağız, yoksa umudumuz iktidara geldiğinde bizlere yine eziyet çektirmesi adına Millet İttifakı’nı mı destekleyeceğiz.

Demokratik olduğunu iddia eden kanallardan birini açıyorum, konuşan Mehmet Eymür, diğerine geçiyorum Hanefi Avcı. Zaten içimiz, dışımız ve umudumuz Sedat Peker olmuş durumda. Öncesinden vazdım, 15 Temmuz sonrası için benim ve Can Dündar’ın yazılarına bakın, programlarımıza gözatın, Sedat Peker bizden fazla ne söyledi. Türkiye’nin Suriye’ye adam gönderip Türkiye’deki Kürtleri bombalayacağını Hakan Fidan’ların ses kaydının ortaya çıkmasından 2 yıl önce yazmışım ben, o derin devletin kafa yapısını çalışanı kadar biliyorum çünkü.

Mehmet Eymür işkence yaptığını itiraf etmiş, ya bırakın yazılarımızı, 80’lerin 12 Eylül dosyalarına bakın, 78 kuşağının çığlıklarını bir duyun.

Erdoğan ve AKP iktidardan düştüğünde, Meral Akşener, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu, Gültekin Uysal ve Kemal Kılıçdaroğlu’ndan oluşan koalisyon halka nasıl bir demokrasi sunacak acaba?

Demokrat Parti’ye bakıyorum, geçmiş başkanları Mehmet Ağar ve Süleyman Soylu, yerine Gültekin Uysal gelmiş ve şimdi demokrasi diyor. Arada Hüsamettin Cindoruk ile MHP görüşlü Namık Kemal Zeybek de var, anlayacağınız ne tarafından tutsanız Deymokrasi akıyor, demokratörler sayesinde.

İki turlu olacak seçimde, en azından ilk kez herkes HDP’yi desteklese de, ilk kez gerçekten barış ve demokrasiye inanan Kürtlerin ve sosyalistlerin gerçek sayısını öğrenebilsek. İkinci turda her yol serbest ama gerçekten demokrasi savaşımını bir de demokratlardan dinleseniz ya…