Adım adım ilerliyor Sedat Peker yaptığı videolarda. Anladığım kadarıyla pudra şekerli başlıyor çekimler, pudra şekeri hem neşeli yapıyor kendisini, hem de cesaretlendiriyor. Şimdiye kadar Süleyman Soylu’ya çatmamış, Erdoğan’ı da anmamıştı, esas olarak baba-oğul Ağar’larla idare ediyordu ama hemen hemen herkes bu işin böyle gitmeyeceğini biliyordu.

İşin içinde tek olay yok, kimisi birbirine bağlı, kimisi bağımsız bisürü olay var. Bunlardan biri Yalıkavak Marina işi. Buranın sahibi Azeri bir işadamı olan Mubariz Kurbanoğlu. Kurbanoğlu aynı zamanda Azerbaycan ve Rusya’daki 2 büyük şirketin petrolünü tankerlerle taşıyor. Taşıyor dediğime bakmayın, bu iş için 270 tanker var işin içinde. Bu satırları okurken Recep Tamam Erdoğan ve Binali Yıldırım’ın oğullarının gemicikleri olduğunu hiç unutmayın.

Doğal olarak Kurbanoğlu en üst düzey bu iki ailenin de gemiciklerini (Nasrettin Hoca fıkrası gibi, bekleye bekleye tankercik olmuşlardır) Aynı zamanda Kurbanoğlu Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ı da Yalıkavak Marina’ya önce şube müdürü, sonra da müdür yapıyor.

Kıskanç babalar tanıdınız mı bilemem ama ben biliyorum. Mehmet Ağar bakıyor ki, bu marina işinde para çok, kendisini şirketin müdürü yaptırıyor. Hırs garip bişey, sonra da şirketi olduğu gibi istiyor. Aynı zamanda Kurbanoğlu Azeri şirket olan Socar ile bir anlaşmazlığa düşüyor, ayrıca Rus şirketiyle de (Lukoil) davalık oluyorlar.

Doğal olarak bu Erdoğan’ın işine gelmiyor, çünkü taşıma işi aksıyor, 2 taraf için de yeni alınmış tankercikler var ve ödemeler var. İşin en kolayı Fethullah Gülen suçlaması, Kurbanoğlu hakkında soruşturma başlıyor ama ilk etapta başarı sağlanamıyor ve işler devam ediyor. Ayrıca zamanında Erdoğan Kurbanoğlu’na Sabah Grubu’nu almasını öneriyor ama “Hayır” yanıtını alıyor ve bu aralarının iyice soğumasına neden oluyor.

Bu arada Kurbanoğlu yok edilmek isteniyor, o da can güvenliği için Sedat Peker’den koruma istiyor. Sedat Peker işin içine girince Ağar’ın planı suya düşüyor. 2020’nin başında tekrar Gülen soruşturması açılıyor.

Bütün bunlar olurken Sedat Peker’e göre Mehmet Ağar, Azeri işadamı Nadir Salilov’u (Quli) Türkiye’ye getirtiyor ve niyeti Kurbanoğlu’nu öldürtmek. Ancak Edirne’de 2 grup arasında bir çatışma çıkıyor, bir de polis yaşamını yitiriyor ve Quli Türkiye’den sınırdışı ediliyor. Ağar daha sonra sınırdışı kararını kaldırtıyor ve tekrar getiriyor ama Quli Antalya’da bir restoranda yemek yerken bir arkadaşı tarafından öldürülüyor. Bu arada Quli Sedat Peker’in de yakın arkadaşı ve esas işi Azerbaycan’dan meyve-sebze ihracatının başı. Peker’e göre o kamyonlarda başka neler getiriliyor.

Quli de öldürülünce Ağar bir yolunu buluyor ve Peker’e bir şekilde sessizlik önerisi gönderiyor (Soylu vasıtasıyla) Peker de geçtiğimiz nisan ayına kadar yurt dışına çıkarak sözünde duruyor.

Bu arada Ağar marinadan hissesini almış, Erdoğan ve Yıldırım ailesi petrol taşımaya devam ediyorlar. Nisan ayında verilen söz tutulmayıp, bir de Peker’in Türkiye’deki evine baskın yapılıp, kızlarına da silah tutulunca işler birden değişiyor.

İş önceki güne kadar Süleyman Soylu ve Erdoğan için iyi gidiyordu ama sanırım istediği cevabı alamayınca Peker önceki gün kendisine göre Soylu’ya bindirmeye başladı. Erdoğan’a da “Erdoğan abi” diyerek sıranın kendisine geleceğini ima etti.

Bekliyoruz, barış olur da Sedat Peker AKP’nin video sorumlusu olursa sakın ola ki şaşırmayın. Bu abi işleri lümpen çevrede ve mafyada sakat işlerdir, demedi demeyin.