Bugün gazetelerde (Pardon bazılarında) önemli bir haber vardı, “MASAK’ta operasyon ve 115 gözaltı.” MASAK (Mali işleri araştırma komisyonu) maliye bakanlığına bağlı, yani kayınpederi cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olan Berat Albayrak’a bağlı. Berat Albayrak’ı başka türlü yazamıyoruz ya, ben bu MASAK operasyonundan sonra iyice kıllandım, acaba kayınpederin haberi daha önceden oldu da kendisini dünürünün oğlu olmaktan azletti mi diye sorasım geliyor.

Neden böyle düşünüyorum, çünkü MASAK’ta Erdoğan’ın kimlik numarasıyla girip, para hareketliliğini soruşturmuşlar. Gözaltına alınanlara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TC kimlik numarası ile sorgulama yapıp yapmadıkları, Cumhurbaşkanı’nın geçmişe yönelik para hareketlerini inceleyip incelemedikleri sorulmuş. Çalışanlar da ifadelerinde “Bizim MASAK çalışanları olarak takdir yetkimiz yoktur. Önümüze bin 500 kişilik liste gelir, bunları tek tuşla sorgularız. Ancak biz bu kimlik numaralarının kime ait olduğunu bilmeyiz. Zaten, bilgisayarlar devlet büyükleri ve siyasileri sorgulamaya kapatıldı. Bizler darbe girişiminden sonra güvenlik soruşturmalarından geçirilerek buralara alındık” demişler.

Balık baştan kokar dedikleri böyle bişey olsa gerek, devlet büyükleri ve siyasileri sorgulamak yasak, bu ne anlama geliyor, onlarda para anormalliği serbest, bunu daha da açarsak, devlet büyüklerimiz ve siyasilerimiz her türlü parayı götürebilirler anlamına geliyor.

Peki, çalışanlar kendilerine verilen kimlik numaralarının kime ait olduğunu bilmiyorsa, bilgisayar bunu nasıl anlıyor yada gizliyor. Yani Erdoğan’ın kimlik numarası verildiğinde bilgisayar nasıl bir ayrım yapıyor, ses olarak “Hareket halindeki paralar en büyük devlet büyüğümüze aittir, isim veremiyoruz, siz kendisini sarı çizmeli memet ağa olarak geçin” diye mi yanıtlıyor, yoksa o numarayı girdiğinde bilgisayara ve aynı anda oda kilitleniyor da bu densiz ve dinsiz devlet memuru gözaltına mı alınıyor?

Oysa Erdoğan bu konuda gayet de temizdir, kendisi hakkında ilk fezleke 2004 yılında belediye başkanlığı döneminde Akbil olayında “Görevi kötüye kullanmak ve kamu zararına yol açmak”tan gelmişti. Benim bildiğim Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminden 8 fezlekesi vardı. Daha sonra ilginç bişey oldu ve 2014 yılında kendisinin 3 fezlekesi kayboldu, okus-pokus ettiler. Bu fezlekeler “görevi kötüye kullanmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık”la ilgili. O dönem CHP milletvekili Atilla Kart “Adi nitelikteki suçlamalardır. Hukuk devletlerinde adi nitelikteki suçlamalardan dolayı hiç kimse için bir imtiyazın olması söz konusu olamaz. Bu bağlamda cumhurbaşkanının adi nitelikteki suçlardan dolayı ne şekilde yargılanacağı hususu önem kazanmaktadır” diye açıklama yapsa da fezlekeler yol almış, meclis başkanlığında yoklar.

Erdoğan’ın fezlekeler dışında da bir geliri var esasında ilk seçildiği dönemlerden kalma o da ve bu olay 2003 yılında Ankara 7. Asliye Ceza mahkemesinde yargılanırken ortaya çıktı. Haksız mal varlığından yargılanan Erdoğan oğlu Burak Erdoğan’ın sayesinde yırttı, Burak Albayrak’ın pipisinden kesilen ufacık et parçası hem Erdoğan’ı hem de savcıyla hâkimi kurtardı.

Mahkeme bu konuda bilirkişiye sormuş ve rakam tespitinde bulunmuş, çünkü Erdoğan mal beyanında dövizin kaynağını “Oğlum Ahmet Burak Erdoğan'a borcum” diye göstermiş. Bilirkişi düğünde takılan 24, 22,18 ve 14 ayar toplam 30 kilo altının, mal varlığındaki artışı açıkladığını belirtiyor ve altınların o dönemdeki değerleriyle hesaplıyor. Ne kadar mı tutuyor, hazır olun, tam olarak 262 milyar 802 milyon 364 bin 384 lira ve bu para mal varlığındaki döviz artışını açıklamaya yetiyor.

Bu arada hazine avukatı Serpil Dalokay konuyla ilgili olarak “Taktir mahkemenindir” diyor ve Burak Erdoğan mahkeme sonucu ciddi bir taktir alıyor.

Bu parayla ben de oğluma gemicik alırım. Bu paraları MASAK’lasak da mı saklasak MASAK’lamasak da mı saklasak, işte bu bölümü bilemedim.