Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk hapsinin amacı parti içinde yükselmekti ve bunu bir anlamda başardı da, parti içinde o kadar duayen ve deneyimli insan varken Erdoğan’ı Istanbul’da birinci sıraya koymak, hem de ara seçimde ve seçim tek adaylıyken bunu yapmak 2 anlama gelir. Ya Erdoğan’ın hırsına inanmak yada Istanbul’da nasıl olsa kazanılamayacağını bildiğinden Necmettin Erbakan harcamak istemiş olabilir.

1994 yılına gelinir ve yerel seçimler vardır, başka adaylar tartışılırken Erbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret eder. Oysa diğer adaylar üzerinden kamuoyu araştırması yapılırken (Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş, Temel Karamollaoğlu ve Veysel Eroğlu) Erdoğan listede yoktur. Büyük olasılıkla bu 4 isim kazanacak havayı vermemiştir ve bu yüzden Erdoğan seçilmiştir.

Belediye başkanlığını kazanan Erdoğan için bence ikinci dönem başlamıştır, kendisi hariç artık herkes Erdoğan’ın rakibidir ve buna Necmettin Erbakan da dahildir. Ben belediye başkanlığından bugüne Erdoğan’ın icraatlarını incelediğimde neden mühendis olmadığını sormuşumdur kendi kendime. Bunun 2 nedeni olabilir, iktisat okuyarak daha çok para kazanacağını sanmış olmasından yada mühendisliğe puanı yetmediğinden. Bugün bu kadar zengin olmasının nedeni iktisat mezunu olması değil, hep inşaat yapmasından olsa gerek, bir de sünnetten gelen parayla alınan gemicikler.

Erdoğan başkanlığında 50’den fazla köprü, geçit ve yol inşaat etti. Hemen hemen bütün siyasiler yol yaptıkça bilhassa Istanbul trafiğinin rahatlayacağını sanırlar, oysa çok ama çok yıllar önce gelecek düşünülmeden yapılan dar yollar var olduğu sürece Istanbul trafiği yapılan fazla ve geniş yollarla açılmayacaktır, çünkü merkez hep sıkışacaktır. Ve en önemli noktaya geldik, Erdoğan hakkında başkanlığı döneminde DGM’de 18 dava birden açıldı. Bu davalar Akbil, İsfalt, İstaç ve İdo ile ilgiliydi ve İDO’nun başında da diğer gemiciklerin sahibi Binali Yıldırım vardı. Malumunuz, daha sonra Erdoğan’ın yerine seçilen Ali Müfit Gürtuna bile tahammül edemiyor Yıldırım’a ve görevden alıyor. Erdoğan daha sonra hileli bir şekilde vekil seçileceğinden yargılanmaktan kurtarıyor ve işin ilginci siyasi yasaklıyken de hakkında soruşturma açılmıyor.

Necmettin Erbakan’ı devirmek neredeyse olanaksızdır ve bunun için Erdoğan’ın kendisine göre bir “B Planı” yapması gerekiyor:

  1. Kendisinden çok konuşulacak bir hamle yapması gerekiyor. 
  2. Erbakan’a karşı parti başkanlığı riskine girmemesi gerekiyor.
  3. Siirt’te bir konuşmasında Ziya Gökalp’ten bir şiir okur ve hakkında dava açılır.
  4. O sırada Refah Partisi hakkında kapatma davası vardır ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş Erdoğan’ın konuşma görüntülerini kapatma davasına bakan Anayasa Mahkemesi’ne götürür.
  5. Erdoğan şiirden dolayı ceza alır ve siyaset yasağı yer.
  6. Refah Partisi kapatılır ve Erbakan siyaset yasağı yer.
  7. Abdullah Gül Fazilet Partisine geçer, Fazilet Partisi’nin başında artık Erbakan yoktur, Recai Kutan başkandır.
  8. Gül ve arkadaşları parti içinde yenilikçi kanattır ve genel başkanlığa adaylığını koyar çok ciddi oy alır ancak seçilemez.
  9. Erdoğan’ın planı gayet güzel işlemektedir, en azından yetiştiği partiye karşı kendisi aday olmamış, bu konuda Gül’ü bir anlamda kullanmıştır, yani yenilen kendisi değil Gül olmuştur.
  10. Fazilet Partisi kapatılır ve Gül bisüre bağımsız kalır ve ardından Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucularından olur.
  11. Bu arada Necmettin Erbakan kayıp trilyon davasından hapse mahkum olur, Abdullah Gül aynı davanın sanığı olarak dokunulmazlığı dolayısıyla yargılanmaz.
  12. Gül cumhurbaşkanı seçilir, sanık olduğu ama yargılanamadığı davanın tutuklusu Necmettin Erbakan’ı hastalığından dolayı affeder, böylece Erbakan Saadet Partisi’nin genel başkanı olur. (Burada takıntılı olduğum yaşından dolayı affedilmesi değil, aynı davada yargılanamayan bir sanığın, hüküm giymiş sanığı affetmesidir, böyle devlet olunmaz.)

Başından sonuna kadar Erdoğan kumpasını beğendiniz mi, o zaman sonraki yazıyı bekleyin, Gül ve arkadaşları neyi hesaplayamadılar da Erdoğan’a teslim oldular.